
Aslı Nurhan SEÇİR
Uzman Psikolojik Danışman
- 134 danışan
- 277 seans
- 52 soru










Hakkında
Danışmanlık Süreci Hakkında
Psikolojik danışma; kendinizi yargılanmadan ifade edebileceğiniz, anlaşılmaya ve yaşadıklarınızı anlamlandırmaya alan açan bir süreçtir. Bu sürecin temelini güven ve gizlilik oluşturur. Görüşmelerde paylaştığınız bilgiler, yasal yükümlülükler dışında üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Online görüşmeler sırasında ses veya görüntü kaydı alınmaz ve görüşmeyi gerçekleştirdiğim ortamda benden başka kimse bulunmaz. Aynı özeni sizin de göstermeniz, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından önemlidir.
Her insanın yaşam öyküsü ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Bu nedenle psikolojik danışma sürecini hazır kalıplara göre değil, sizin ihtiyaçlarınıza göre şekillendiriyorum. Çeşitli psikolojik danışma yaklaşımları üzerine aldığım eğitimlerin ışığında, bütüncül bir bakış açısıyla çalışıyor; güvene dayalı danışma ilişkisinin sürecin en önemli unsurlarından biri olduğuna inanıyorum.
Görüşmeler genellikle haftada bir kez ve yaklaşık bir saat sürmektedir. Gerektiğinde görüşme sıklığı ve süresi birlikte değerlendirilebilir. Sürecin kaç görüşmeden oluşacağı ise başvuru nedeninize, hedeflerinize ve ihtiyaçlarınıza göre değişiklik gösterebilir.
Psikolojik danışma her zaman doğrusal ilerleyen bir süreç değildir. Bazı görüşmelerden kendinizi daha hafiflemiş hissederek ayrılabilir, bazı görüşmelerden ise üzerine düşünmek isteyeceğiniz konularla çıkabilirsiniz. Bu nedenle sürece düzenli katılım ve birlikte kurduğumuz iş birliği, değişimin önemli bir parçasıdır.
Online psikolojik danışma çalışmalarımı uzun yıllardır aktif olarak sürdürüyorum. Ankara'da bulunan danışanlarımla görüşmelerimizi kendi ofisimde yüz yüze de gerçekleştirebiliyoruz.
Sürece ilişkin merak ettiğiniz bir konu olursa benimle iletişime geçebilirsiniz.
Çalışma Grupları
Danışmanlık Yaklaşımları
Eğitimler
- Hacettepe Üniversitesi - Yüksek Lisans - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik
- Hacettepe Üniversitesi - Lisans - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik
Sertifikalar
- Emdr - Gedik Üniversitesi - 18.11.2021
- Şema Terapi - Gedik Üniversitesi - 16.3.2022
- Cinsel Terapi - Gedik Üniversitesi - 30.11.2021
- Mmpı - Samsun Üniversitesi - 18.2.2021
- Ölüm Ve Yas Terapisi - Gedik Üniversitesi - 25.11.2021
- Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuna Yönelik Bedensel Bilişsel Müdahale - Samsun Üniversitesi - 29.10.2021
- Projektif Testler - Gedik Üniversitesi - 30.9.2021
- Çocuk Değerlendirme Testleri - Gedik Üniversitesi - 28.10.2021
- Çocuk Psikoterapisinde 30 Teknik - Gedik Üniversitesi - 28.10.2021
- Çocuklarda Psikolojik Değerlendirme Ve Çocuklarla Görüşme Teknikleri - Psikoloji Logos - 19.3.2021
- Diksiyon - Enstitü - 16.7.2021
- İşaret Dili - Meb - 24.11.2016
- Çocuk Merkezli Oyun Terapisi - Gedik Üniversitesi - 24.12.2021
- Sözsüz Davranış Analizi - Dr.ahmet Metin - 9.3.2023
- Sanat Terapisi - Dr. Volkan Demir - 22.9.2023
- Yeme Bozuklukları - İnsanca Akademi - 30.11.2022
- Aile Danışmanlığı - Meb- Gedik Üniversitesi - 23.7.2023
- Uluslararası İlişki Ve Aile Çalışmaları - Whr - 25.3.2024
- Moxo Dikkat Testi - Moxo Türkiye- Neurotech - 10.4.2024
Son Blog Yazıları
İçe Bakış, Kendine Varış
Kendine Sarılmak Merhaba güzel kızım,Nasılsın? Öyle herkesin sana sorduğu gibi öylesine bir soru değil bu kez, gerçekten nasılsın?Sanmışlıkların, yanılmışlıkların, arayışların, bulamayışların, çıkmaz sokaklarda kayboluşların, kendi içine bir türlü varamayışların nasıllar? Nasıldı içinde öldürmeye çalıştığın saf küçük kızı toprak altında bırakmak? Başkaları için kendini hiçe saymaklar seni çokluğa götürdü mü?Herkese iyi olmaya çalışmaların kendine nasıl da saf kötülük oldu. Kendinden verdin ama bak hiç kalmadın. Kendini hep erteledin, kendine hiç zamanın yoktu. Hayat zordu, yol uzundu ama yönünü yokuşlara çeviren sendin. Sen yaşamaya değil ancak ölmemeye gücü yeten o solgun çiçek değilsin. Başkalarına can olayım derken kendini susuz bırakma olur mu?Şimdi içinde susan silahların sessizliği. Biten savaşın sükuneti, belki kuzuların sessizliği. Başkalarının savaşlarında kendini onlara siper etmeler bitti küçük savaşçım, artık kendi hayatın için savaşma zamanı. Sen savaş istemezsin bilirim. Ama en azından koşmasan da yürü olur mu. Hep mektuplar yazardın, mektuplar almak isterdin; nasıl da kendini unuttun. Posta kutum acaba çalındı mı, evimin yolları unutuldu mu diye düşündüğün zamanlarda kendi kapını kendi sözcüklerinle çalmayı ihmal etme olur mu.Ben buradayım. Seni bekliyorum, seni arıyorum, seni inşa ediyorum. PervaneYanmalar, sönmemeler... kül oldum bittim sandıkça, hep yeni baştan tutuşmalar... Gözlerin itfaiye ararken bir bardak suya muhtaç kalışlar... Sonra o bir bardak suda boğulmalar... Gördüğün her kıvılcıma yangın tüpüyle koşarken kendi yangınlarında küle karışmalar... O ateşe attığın odunları hatırlayıp yardım istemeye utanmalar... Yanabilen parçaları herkes yakabilir, ben de yanmasaymışım diye hissedilen suçluluklar... Kendi acılarına kendinden prangalı hissedişler... Dört yanın alevken içinde harlanan yangınlar... Bu yangını ben başlattım, ben söndürmeliyim baskısı.Hiçkimse yandığını görmeyebilirmiş, herkes o yangına su tutmak istemeyebilirmiş. Aynı ateşlere pervane olunabilirmiş, bile isteye basılabilirmiş o sıcak küllere. Her ateş aynı yakmazmış herkesi. Her elde yokmuş yangın tüpü, herkesten yardım beklenmezmiş. Su kendinde olsa dahi dökmek zor gelebilirmiş.Güzel kızım,Bitmedi mi ateş böceği gibi pervane oluşların? Yetmedi mi ateşe gözün kapalı atlayışların? Nerede kaldı deneyimlendikçe akıllanmaların? Günebaka-mayışGünebakan penceresindeydi ve bahar bir türlü gelmek bilmezdi. Güneş gidince günlerim kara teslim olmuştu. Kendime giden yollar kapanmıştı. İçimdeki belediye çok iyi çalışmıyormuş meğer. Bir şeylerin yokluğunun grevi ve çalışanların süresiz izni. Ama güneşimi kendi içimden doğurmayı, kendi yolumu aydınlatmayı öğrendim. Meğer bahar, ben pencereden bakmayı reddederken de geliyormuş. Ne tuhaf değil mi aynı şehirde herkesin bir başka mevsimi yaşaması. Meğer güneş saydığım mum, yatsı gelince sönüvermiş.Fark ettim ki ben en ufak parıltıya zamansız çiçekleniveren sonra da kar altında renkleriyle kalakalan ağaç dallarıydım. Ankara ayazında baharı bekleyen bir ağaç olmak çok zor. Ama bahar geldi artık. Çiçeklerin solmuşluğu susuzluktan değilmiş. Yanılmak her şeyi yeni baştan görecek gözlerin bahşedilmesi gibiymiş. Geldim, gördüm, şimdi ışıldıyorum. Ağaç KadınHangi mevsimi yaşamaktayız? Güz olup yapraklarımızı mı döktük birer birer yoksa bahar olup çiçeklendik mi?Hangi düşünce tohumları atıldı da nerelerde yeşerdik? Nerelere uzanır köklerimiz? Kaynağımızı en çok nerelerden alırız? Yağmur suları yeter mi susuzluğumuzu dindirmeye, tamah edenlerden miyiz yoksa düzenli bakım mı gerektiriyoruz? Başkalarını yeşertmek için kendini susuz bırakanlardan mıyız yoksa?Daha yukarılara uzansın diye kollarımız, bizi budayan neler oldu yaşamımızda? Dallarımız ne zaman kahkahalara salıncak, başlara gölgelik oldu? Hangi gönül kuşlarına yuvayız, kimlere nefesiz?Ahlat ağacı gibi şekilsiz miyiz, kaktüs gibi dikenli mi? Çam ağacıysak dört mevsim yeşil oluşumuz mu çarpar gözlere yoksa dört mevsim dikenli oluşumuz mu?Toprak ana doğurgandır derler. Peki biz hangi yeniliklere gebeyiz? Hangi gelişmelerin tohumları saklı içerimizde?İnsan doğadır, doğayla var olandır. Doğada saklı parçamızı, yine doğayla anlamlandıracağımıza inanmaktayım. Kendime nefes olurken başkalarına da nefes olabilmek niyetim, hepsi bu. Kırılan Dallar Göğe Yarasıyla UzanırTutunduğum dallar,Tutunamadığım dallar,Tutunduğumu sandığım dallar,Tutunuyorken kırılan dallar;Dallarımı kıranlar...Oysa ben yalnız çocuklar salıncak kursun isterkenKırılmış dal hüznüyle beni bırakanlar.Beni budayanlar,Budamak isterken tüm bağlarımı koparanlar...Hayatla ve elbette kendimle.Belki en çok da kendimle...Oysa güçlenmem gerekirmiş,Budanıp da göğün de göğüne uzanmalıymış gövdem.Şimdi kendi gölgeme dahi uzanamaz dallarım.Kırılan dallar göğe yarasıyla uzanır.Yaramı soludum, göğsümde büyüdü.Dalım;Kırılan,Yarasını dost belleyip de reçineyle tutturan. Gönlümün Mavi KuşuGönlümüzde saklı o mavi kuş...Her adımımızda bizimle olan ancak herkesten sakladığımız. Ortaya çıkarsa ocağımıza incir ağacı dikeceğinden endişe ettiğimiz yüreğimizdeki mavi kuş hani. Ne kadar dışarı çıkmaya can atsa da yalnızca geceleri yalnız kaldığımızda özgür bıraktığımız, kanat çırpmasına göz yumduğumuz. Kaçıp gider de onsuz ne yaparız bilemediğimizden pencereleri sıkıca kapattığımız.Yaşamın şavkıması sürsün diye gözlerimizde sakladığımız o mavi kuşun ölmesine izin vermeyelim.“Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım.” dememek için belki.Hangi müziğe kulak verip ritminde kanat çırpıyoruz? Yüzümüzü hangi yöne çevirip mavinin hangi tonunda süzülüyoruz?Kanadımız mı kırıldı, yorgun mu düştük, rotamızı kaybettik de sonsuz mavilikte kendimizi mi yitirdik? Uzaklaşabileceğimiz yerlerde ayağımıza atılan düğümleri kördüğüm mü ettik? Bir kafesi gök belleyip üç karışa özgürlük mü dedik? Kanadımızı çırptığımızda çepeçevre kaygı ve korkularla sarılıp yerleri yurt mu edindik? Pişmanlık ve keşkeler kanadımızı kırdı da ev bellediğimiz kafesin eşiğinden mi geri döner olduk? Uçamayacağımıza inandık/ inandırıldık da kuş olduğumuzu, kanatlarımızın varlığını mı unuttuk?Her neyse ve her nedense. Yer benmişim, gök benmişim. Uçmaklar kadar kalmaklar da bendenmiş. Uçmaklar içindeki açmazlar. Zaten uçmak, bazen de durup soluklanmaktır.Bir kuşsam ve maviliğe aitsem kanatlarımın varlığını hatırlamam gerek. İçimdeki sese kulak, kendime el verip uçmayı seçiyorum. Ait olduğum mavilikte yola çıkıyorum bu sebepten.Kendimden, kendime.Maviliğe varmaklara değil; mavilikte yitirdiğim kendimi, mavilikte bulmaklara.
Adresi

Danışan Yorumları
Uzman hakkındaki yorumlarınızı belirterek başkalarına yardımcı olabilirsiniz.
Terapi Hk.
Toplam 50 yorum.
Uzmanın Cevapladığı Sorular
randevu
Ücret
Görüsme
Toplam 52 soru.

