İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Merve Behice AL CANKI
  3. Blog Yazıları
  4. Anlatmak, Duyulmak ve Anlaşılmak: Sağlıklı İletişimin İpuçları

Anlatmak, Duyulmak ve Anlaşılmak: Sağlıklı İletişimin İpuçları

Anlatmak, Duyulmak ve Anlaşılmak: Sağlıklı İletişimin İpuçları

Gün boyunca sürekli iletişim halindeyiz, özellikle de değer verdiğimiz insanlarla. Eşimiz, partnerimiz, arkadaşlarımız, ailemiz… Konuşuyoruz, iletişim kuruyoruz ancak bu iletişimin kalitesini hiç düşündünüz mü? Kendimizi ne kadar iyi ifade edebiliyoruz? Ne kadar anlaşılıyor ve karşımızdakinin anlattıklarını ne kadar dinliyoruz? İyi bir dinleyici, iyi bir anlatıcı mıyız?

İletişimin birçok türü vardır. Anlatmak ve anlaşılmak gibi karşılıklı diyaloglar, kendi kendimize konuşur gibi yanıtsız kalabildiğimiz veya anlatmanın sonunu getiremediğimiz monologlar, açıklamalar, itiraflar, teselli- telkin ifadeleri veya en önemlisi anlaşmazlıklar, tartışmalar… Kişiler arası yanlış anlaşılma ve tartışmalar, iletişim kopuklukları; kendinizi doğru ve etkili biçimde ifade edemeyişiniz ya da karşı tarafı etkili biçimde dinleyemeyişinizden kaynaklanıyor olabilir. Sağlıklı, güçlü ve paylaşım odaklı, karşılıklı anlayışa dayanan ilişkiler tam olarak doğru iletişim sayesinde sağlanıyor. Bu noktada doğru ve sağlıklı iiletişimin ipuçlarından bahsetmekte fayda var. İlk olarak “konuşmayı” ele alalım.

  • Anlatmak, ifade etmek istediklerinizle ilgili tam bir bilgiye sahip olmamak; yanlış anlaşılmaya ya da söylediklerinizin doğru olmadığına yönelik ‘yalancı’ konumuna düşmeye yol açabilir.
  • Kendinizi ifade ederken doğru kelimeleri seçmek ise iletişimin yapı taşlarından biridir. Örneğin, kayıp gibi kötü bir haberi verirken kelimelerinizi özenle seçerek durumu anlatmaya çalışırsınız. Çünkü kelimelerin karşınızdaki kişiyi incitebileceğini bilirsiniz. Olabilecek en doğru kelimeleri seçmeye çalışarak verebileceğiniz zararı en aza indirmeye çalışırsınız. Bu örnekte olduğu gibi duygu ve düşüncelerinizi, anlatmak istediklerinizi en iyi ifade edebilecek kelimeleri seçerek söze başlamak faydalı olacaktır.
  • Konuşmak, iletişim kurmak için uygun yer ve zamanı ayarlamak. Örneğin, önem verdiğiniz ciddi bir konuyu ‘ayaküstü’ veya karşınızdaki kişinin dikkatini size veremeyeceği bir zamanda konuşmak istemeyebilirsiniz. Anlattıklarınızdan ve anlaşıldığınızdan emin olmak istersiniz. Odağınızın anlatacaklarınızda olması gibi karşınızdaki kişiniz odağının da size ve sizi dinleyeme dönük olması gerekir.
  • Karşınızdaki kişinin anlayabilme kapasitesini göz önünde tutmak. Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuğa tüm gerçekleriyle ölümden ve ilahi güçlerden bahsetmek anlamsız olacaktır. Sizi dinleyen kişinin, bilgi ve anlam dağarcığına göre kuracağınız iletişimi şekillendirmek sizin sorumluluğunuzdur. Aksi durumda anlaşılmaya dair beklentiniz karşılıksız kalacaktır.
  • En önemli ipucu ise kendinizi tanımak. Söyledikleriniz ve anlatım biçiminiz aynı zamanda sizin kim olduğunuzu da ifade eder. Saygılı olmaya özen gösteren bir yapınız varsa hakaret etmez ya da sakin bir yapınız varsa bağırarak, yüksek sesle iletişim kurmak istemezsiniz. Aynı cümleyi birçok kişi birçok farklı şekilde söyleyebilir veya aynı cümleyi birçok farklı üslup ile anlatmak mümkündür. Önemli olan hangi anlatım biçiminin size kendinizi iyi hissettireceğine, ihtiyacınızı karşılacağına karar vermektir.

Şimdi sıra “dinlemekte”… Duyup kafa sallamak değil, geçiştirmek hiç değil; dinlemek, karşınızdakini gerçekten “duymak”.

  • Karşınızdaki kişinin sözünü kesmemek. Hepimizin bildiği gibi bu davranış, anlatılanları yarım ve yanlış anlamanıza sebep olacaktır. Üstelik anlatıcı üzerinde, ona saygı duymadığınız veya değer vermediğiniz gibi algılar oluşturabilir. Bununla birlikte karşınızdaki kişi öfkelenerek artık sizinle konuşmak bile istemeyebilir.
  • Göz teması kurmak. Tepki vermeseniz bile karşınızdakini dinlediğinizi ve anladığınızı gösteren bir iletişim becerisidir. Özellikle de çocuğunuz ile iletişim halindeyken fiziksel olarak onun göz hizasına inerek ve göz temasını sürdürerek iletişime devam etmenizin faydalarını göreceksiniz.
  • Son sözü söyleyen kişi olmak için çabalamamak. Önemli olan sözlerinizle verdiğiniz mesajlardır, sözlerinizin ilk ya da son olması değil. İletişim kurmak bir yarış değildir.
  • Karşınızdakini dinlerken vereceğiniz cevabı düşünmemek. Konuyu bütünüyle dinledikten sonra yanıtınıza karar vermek daha sağlıklı bir iletişimin kapılarını açacaktır. Vereceğiniz yanıta odaklanmak, anlatılanları kaçırmanıza yol açacaktır. Anlaşılmak için önce dinlemek gerekir.
  • Dinlerken başka bir iş ile meşgul olmamak. Dinlemiyorsunuz, karşınızdaki kişi ve konuyla ilgilenmiyorsunuz demektir. Dikkatiniz başka bir yerde örneğin telefon, televizyon gibi araçlarda olduğunda ne anlatılanı duyabilir ne de sağlıklı tepkiler verebilirsiniz.
  • Sadece duyduklarınıza değil anlatan kişinin beden diline, ses tonuna ve üslubuna da dikkat etmek. Böylece doğru sözü ve yalanları ayırt edebilirsiniz. Bununla birlikte bazen bir sözün nasıl söylendiği, sözün kendisinden daha etkilidir.
  • Emir vermemek. Sizin ve karşınızdaki kişinin yaşı, konumu, statüsü ne olurla olsun emir içerikli söylemler iletişim kopukluğuna neden olacaktır. Üstelik emir söylemleri her zaman kişi de savunmaya geçme isteği uyandırır.

Cümlelerinizi kurarken dikkat etmeniz gereken şey ise “Ben Dili” mi yoksa “Sen Dili” mi kullandığınızdır.

Ben Dili: Karşıdaki insanı suçlamadan yalnızca yaşanan durumu ve bu durumla ilgili kendi duygu ve düşüncelerini söylemek anlamına gelir. Böylece dinleyici durumun nedenini anlar, sizi anlar ve sağlıklı bir iletişim kurulur. Kimin ne yapıp yapmadığına, nasıl davrandığına, haklı ve haksıza değil yaşanan durumu özetleyerek, o durumun nasıl bir etki bıraktığına vurgu yapılan cümlelerdir.

“Konuşurken gözlerime bakmadığın zaman beni dinlemediğini düşünüyorum ve bu benim kalbimi kırıyor.”

Sen Dili: Suçlayıcıdır. Olaya değil kişiliğe yöneliktir. Karşıdaki kişinin kendini suçlu hissedip savunmaya geçmesine neden olur. Bir tarafın savunmaya geçtiği iletişim sağlıklı değildir ve genellikle anlaşmazlık ve tartışma ile sonuçlanır.

“Konuşurken gözlerime bile bakamıyorsun. Çok kabasın.”

Ben Dili ve Sen Dili arasındaki fark; biri yaşananların sonuçlarına ve bıraktığı etkiye odaklanırken diğerinin ne yaşandığına odaklanmasıdır. Ben Dili, yapıcıdır. Söylenen kişiye anlaşılmak istediğinizi yansıtır. Karşınızdakinin savunmaya geçmeden, durumu ve sizin üzerinizdeki etkisini anlamasına yardımcı olur. Ben dili duygu ve düşünceleri ifade etmeyi amaçlar ve bu sayede sağlıklı iletişimi, sağlıkla çatışma çözmeyi sağlar. Sen Dili ise yıkıcı ve saldırgandır. Söylenen kişinin savunmaya geçmesine, söylediklerinizi bir tehdit gibi algılamasına neden olur. Amacı yalnızca bir savaş veya yarışta gibi haklıyı, baskın olanı galip getirmektir ancak uzun vadede ilişkinin zarar görmesine yol açar. Hatta ilişkileri kopma noktasına dahi getirebilir. Karşınızdakini suçlamaktan, duygu ve düşüncelerinizi ifade etmenize yer bırakmaz adeta.

Tüm bu söz ettiklerimizin sonucunda; önemli olan sadece konuşmak, dinlemek değildir. Doğru bir üslup ile konuşmak, karşımızdakini etkili dinlemek ve bu iki beceri sayesinde anlaşılmaktır. Böylece kurulan iletişimler daha sağlıklı, ilişkiler ise daha anlamlı, daha tatmin edici

bir hale gelebilir.

Uzm. Psk. Dan.

Merve Behice AL CANKI

Yayınlanma: 15.10.2026 15:36

Son Güncelleme: 16.10.2026 15:46

#sağlıklı iletişim#kişilerarası ilişlkiler#i̇lişkiler#i̇letişim biçimleri#çatışma çözme becerileri
Psikolog

Merve Behice

AL CANKI

Uzman Psikolojik Danışman

10 Yorum
Depresyon ve Mutsuzluk
Özgüven / Yetersizlik Hissi
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Değersizlik / Boşluk Hissi
+4
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...