1. Uzmanlar
  2. Merve Ece KAYHAN
  3. Blog Yazıları
  4. Nedir Bu Bir Barış, Bir Ayrıl İlişki Dinamiği?

Nedir Bu Bir Barış, Bir Ayrıl İlişki Dinamiği?

İlişki dendiği zaman aklınıza neler geliyor? Aslında çoğu insana bu soruyu sorduğunuz zaman benzer cevaplar alma olasılığınız oldukça yüksektir. Birbirini tanımayan iki kişi tanışır, birbirlerini daha yakından tanımak isterler, derin bir bağ kurma arzusu ortaya çıkar, bir ilişkiye başlarlar. Zaman geçtikten sonra ya ayrılırlar ya da ilişkiye devam ederler. Ancak yapılan son araştırmalar, genç yetişkinlerin %60’ından fazlasının bir ayrıl, bir barış ilişki dinamiği içerisinde bulunduğunu ortaya çıkardı.

Bu oranın gün geçtikçe artmaya devam etmesi, ilişkilere dair bakış açılarımızı değiştirmeye, yeniden şekillendirmeye başlıyor ve ilişkilerin doğasına dair kafamızda yeni soru işaretlerinin, kafa karışıklıklarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Son dönemlerde bir ayrıl, bir barış ilişkilerinin dizilerde, filmlerde ve sosyal medyada oldukça sık kullanıldığını görüyoruz. Aynı zamanda yakın çevremizde de bu ilişki dinamiğine şahit olmamız, özellikle genç yetişkinlerde ilişki bittikten sonra tekrardan barışmalarının sebebinin birbirleri için çok eşsiz, özel olduklarından ve ilişkilerinin daha da güçlendiğine dair gerçekçi olmayan inançlardan kaynaklı olduğuda gözlemleniyor.

O halde konumuza geçmeden önce hemen bir yanlış bilgiyi düzeltelim. Çatışmalardan uzlaşmacı ve sağlıklı bir biçimde çıkmak ilişkileri güçlendirir, ayrılıklar değil!

Her ilişki içerisinde kavgalar edilir, çatışmalar meydana gelir, bunların yaşanması da sağlıklı olandır zaten. Sağlıklı bir ilişki için önemli olan bu çatışmalarda yapıcı ve uzlaşmacı bir tavır sergileyerek, var olan probleme karşılıklı olarak çözüm bulabilmektir. Ayrılık kararı, ilişki içerisinde çözülmesi için elinizden gelen her şeyi yaptığınız ve artık problemleri çözüme kavuşturamayacağınızı anladığınız zamanlarda, üstüne uzun bir süre düşündükten ve emin olunduktan sonra alınması gereken bir karardır. Şimdi, hep birlikte bir barış, bir ayrıl ilişki dinamiğini inceleyelim.

Nedir bu bir barış, bir ayrıl ilişki dinamiği?

Bu ilişki dinamiği de genel olarak bize aşina olan ilişkilere benzer olarak başlar. Partnerler tanışır, birbirlerini daha yakından tanımak isterler. Bir ilişkiye başlamaya karar verirler sonrasında çeşitli sebeplerden ötürü partnerler ilişkilerini sonlandırırlar. Belli bir müddet zaman geçtikten sonra tekrardan barışırlar. Burada partnerlerin birbirinden ayrı olarak geçirdikleri süre kısa olabileceği gibi ayrılık uzun süreli de alabilir.  İşte tam olarak burada ilişki yeniden başladığı gibi aynı zamanda bir döngüde başlamış olur. En önemli faktör partnerlerin bu dinamiği sistematik bir biçimde tekrarlamalarıdır.

Yapılan bir çok çalışmaya göre bir barış, bir ayrıl ilişki dinamiği içerisinde bulunmak, hem ilişkiye hem de ilişki içerisindeki kişilere ciddi psikolojik zararlar verebiliyor ve bu zararların yarattığı olumsuz etkiler kişilerin hayatlarını uzun vadeli olarak etkileyebiliyor. Bu döngü ortaya çıktığında ve ayrılıp, barışmaların sıklığı artmaya başladıkça, çiftler arasındaki çatışmalar fazlalaşıyor, iletişim problemleri daha çok ortaya çıkmaya başlıyor, ilişkiye ve partnere dair güven problemleri ortaya çıkıyor. Partnere karşı hissedilen duygularda değişimler meydana geliyor, kişi kendi hissettiklerinden, duygularından emin olamıyor ve kafa karışıklıkları yaşamaya başlıyor. Bu dinamik böyle devam ettikçe, kişi kendine ve ilişkiye dair yabancılaşmaya başlıyor. Sağlıklı bir ilişkinin nasıl yaşanması gerektiğini unutabiliyor ve bir gün bu kısır döngüyü kırdığı zaman gelecek ilişkilerinde de yakınlık korkusu geliştirip, gelecekteki partnerine de güvenli bağlanamayabiliyor. Aslına bakacak olursak, bir ayrıl bir barış ilişki dinamiği içerisinde bulunmak var olan ilişkiyi tehdit ettiği gibi, kişinin gelecekte var olabilecek ilişkilerine dair de bir tehdit unsuru oluşturur hale geliyor.

Derinlemesine bakmak gerekirse, bu tarz ilişki dinamikleri kendi bünyeleri içerisinde bir tür duygusal ve fiziksel suistimali de içeriyorlar. Kişiler birbirlerinden ayrı kalamayacaklarına dair gerçekçi olmayan inançlar geliştirmelerinden ötürü ayrı kalamıyorlar ancak beraber olduklarında da birbirlerine iyi gelmek yerine kötü gelmeye başlıyorlar. Böyle bir ilişki dinamiği içerisinde bulunmak ve ilişkinin yarattığı olumsuz duygularla baş etmekte güçlük çeken bazı kişilerde uzun vadede anksiyete ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar meydana gelmeye başlıyor.

İlişki nasıl bu döngüye giriyor?

Yapılan araştırmalara göre partnerlerin sağlıklı bir şekilde ayrılık konuşması yapmamaları, ara vermeye dair yapılan konuşmalar, barışma için açık kapı bırakılması, ilişki içerisindeki var olan sorunların açık bir şekilde konuşulmaması, neden ayrılık kararı alınacağına dair herhangi bir konuşmanın yapılmaması, partnerlerin birbirlerine net bir şekilde veda etmemeleri bu döngüyü başlatan faktörler arasında yer alıyor.

Partnerimizle neden tekrardan barışıyoruz?

Bu sorunun cevabı genellikle kişiden kişiye göre değişkenlik gösteriyor, bir çok kişi farklı sebeplerden eski partnerlerine geri dönme kararı alıyor. Ancak yapılan çalışmalara göre çoğu insanın eski ilişkilerine geri dönerken benzer şeyleri hissettikleri ve düşündükleri bulunmuştur. Bunların başında; kişilerin eski partnerine karşı hala içinde var olan hisleri, duyguları, eski partnerinin hayatının aşkı olduğuna dair düşünceler, yeni biriyle tanışmanın ve ilişkiye başlamanın zor olduğuna dair gerçek dışı inançlar.

Bu döngüyü kırmak mümkün mü?

Yapılan çalışmalar bize bu döngüyü kırmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Ama nasıl? Partnerlerin ayrı kaldıkları süre boyunca ilişkiyi nasıl daha güçlü ve sağlıklı bir hale getirebileceklerine dair derinlemesine düşünmeleri gerekiyor. Aynı zamanda ilişkiye dair, kendilerine dair, partnerlerine dair yeni kararlar almaları gerekiyor. Bir bakıma ilişki içerisindeki çatışmalara yol açan olumsuz davranışlarını, eylemlerini, düşüncelerini tespit edip, kendilerinde değişime gitmeleri gerekiyor. Özellikle, tekrardan barışma kararı alınmadan önce kişilerin karşılıklı olarak, bunları net ve açık bir şekilde birbirleriyle paylaşmaları gerekiyor. Yapılan çalışmalar, kendilerinde ya da ilişkilerinde tek başlarına değişime gitmekte güçlük çeken bireylerin barışma kararı almadan önce gerek bireysel gerekse çift olarak bir uzmandan destek almaları gerektiğinin önemini vurguluyor.

 

Unutmayın, terapi hayatınızdaki tüm olumsuz durum ve duyguların hayatınızdan tamamen çıkacak olması demek değildir. Ancak siz terapi ile tüm bu olumsuz duygu ve durumlarla nasıl baş edeceğinizi tamamen öğrenmiş olacaksınız.

 

 

 

 

 

 

           

 

 

 

 

 


Yayınlanma: 16.07.2022 12:38

Son Güncelleme: 16.07.2022 12:44

#ilişkiler#aşk#terapi#çift#ayrılmak#barışmak#ilişki#sevgi
Psikolog

Merve Ece

KAYHAN

Uzman Klinik Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
72 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Çevresel-Toplumsal Sorunlar
Online TerapiOnline Ter...
süre 50 dk
ücret 1500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 50 dk
ücret 1500
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Sevgi Dilleri: İlişkilerin Gizli Anahtarı

GirişHer çocuğun içinde, sevgiyle doldurulmayı bekleyen görünmez bir hazne vardır. Bu hazne, yalnızca fiziksel ihtiyaçların karşılanmasıyla dolmaz; asıl ihtiyaç, duygusal olarak sevilmek, değer görmek ve anlaşılmaktır. Çocuklukta sevgiyle doyurulan bir birey, ileriki yaşantısında hem kendisiyle hem de başkalarıyla sağlıklı, güvenli ve doyumlu ilişkiler kurma potansiyeline sahip olur. Sevgiyle büyüyen çocuk, ileride sevgisini daha rahat ifade edebilen ve karşısındaki insanlara da bu duyguyu sunabilen bir yetişkine dönüşür.Ancak günümüzde birçok birey, hem çocukluk yıllarında hem de yetişkinlikte, “sevgisiz hissetme” duygusuyla mücadele etmektedir. Oysa pek çok ebeveyn çocuklarını sevdiğini söyler; birçok çift de birbirine sık sık aşkını ilan eder. Peki, o halde neden bireyler hâlâ “yeterince sevilmediğini” hisseder? Neden ilişkilerde bu kadar çok duygusal kopukluk yaşanır?Bu sorunun yanıtı, çoğunlukla sevgiyi ifade etme ve alma biçimlerinde gizlidir. Sevgi var olabilir, ancak doğru ifade edilmezse karşı tarafa ulaşamayabilir. İşte bu noktada devreye sevgi dilleri girer.Sevgi Neden Bazen Hissedilemez?İletişim yalnızca sözcüklerden ibaret değildir; jestlerimiz, davranışlarımız, zaman ayırış biçimimiz ve dokunuşlarımız da karşımızdaki kişiye bir mesaj verir. Ancak bu mesajlar herkes tarafından aynı şekilde anlaşılmaz. Tıpkı farklı diller konuşan insanlar gibi, bireylerin sevgiyi anlama ve gösterme yolları da farklılık gösterir. Bazen iki insan da birbirini çok sever, ancak sevgilerini farklı şekillerde ifade ettikleri için aralarında duygusal bir kopukluk yaşanabilir. Bu durum, sevgi eksikliğinden çok sevgi dilinin uyuşmazlığından kaynaklanır.Amerikalı evlilik danışmanı ve yazar Dr. Gary Chapman, uzun yıllar boyunca çiftlerle yaptığı çalışmalar sonucunda, bireylerin sevgiyi ifade etme ve alma biçimlerinin belirli kategorilere ayrılabileceğini fark etmiştir. Bu çalışmalar neticesinde ortaya koyduğu “Beş Sevgi Dili” kuramı, günümüzde hem kişisel gelişim hem de ilişkisel psikoloji alanında yaygın olarak kabul gören bir model haline gelmiştir.Beş Temel Sevgi DiliChapman’a göre, her bireyin baskın bir ya da birkaç sevgi dili vardır. Kendi sevgi dilimizle sevildiğimizde daha çok anlaşıldığımızı, değer gördüğümüzü ve güvende olduğumuzu hissederiz. Ancak karşımızdaki kişinin dili farklıysa, sevgi ifadeleri boşa gidiyor gibi hissedilebilir.Aşağıda bu sevgi dillerini detaylarıyla ele alalım:1. Onay Sözleri (Sözlü Takdir ve Teşvik)Bu sevgi dili, bireyin sözlü ifadelerle sevildiğini hissetme ihtiyacına dayanır. Takdir edilmek, güzel sözler duymak, teşvik edilmek bu kişiler için önemlidir.Örnek cümleler:“Seninle gurur duyuyorum.”“Sana minnettarım.”“Bu projede gerçekten harika bir iş çıkardın.”“Seni çok seviyorum, iyi ki varsın.”Bu dili konuşan kişiler için sevgiyi göstermek, çoğu zaman bir “söz” kadar yakındır. Ancak karşı taraf bu dili konuşmuyorsa, sevgisini sadece davranışla ifade etmeye çalıştığında bu kişiler kendilerini sevilmemiş hissedebilir.2. Nitelikli Beraberlik (Kaliteli Zaman)Bu sevgi dili, birlikte zaman geçirmekten ve bu zamanın kaliteli olmasından beslenir. Burada önemli olan sadece fiziksel olarak aynı ortamda bulunmak değil, duygusal olarak da orada olmaktır.Bu kişiler için;Telefonu kenara bırakmak,Göz teması kurmak,Dinleyici olmak,Ortak aktiviteler yapmak çok kıymetlidir.Örneğin birlikte yürüyüşe çıkmak, film izlemek, derin sohbetler etmek bu bireyler için “seviliyorum” hissini besler. Kendiyle ilgilenilmeyen, göz teması kurulmadan geçen anlar ise uzaklaşmış hissettirir.3. Armağan Alma (Hediyelerle Sevgi İfadesi)Bu sevgi dili, yalnızca maddi değeri yüksek hediyelerle ilgili değildir. Düşünülmüş, özel, anlamlı küçük armağanlarda bu kişiler için büyük anlam taşır. Asıl önemli olan, “benim için bir şey seçti” ya da “beni düşündü” duygusudur.Örnekler:Anlamlı bir kitap,Doğum gününde yazılmış bir not,Beklenmedik bir zamanda alınmış bir kahve,Çocukluğuna dair nostaljik bir eşya.Bu dili konuşan biri için hediye, sevginin somutlaştırılmış halidir. Ancak bu dilin partnerinde karşılık bulmaması durumunda, sevgiyi göremediğini düşünebilir.4. Hizmet Davranışları (Yardım ve Destekle Sevgi)“Sevgi emektir” diyenlerin dili genellikle budur. Bu sevgi dili, karşı tarafa yardımcı olma, onun yükünü hafifletme ya da ihtiyaçlarını fark edip harekete geçme üzerine kuruludur.Örnek davranışlar:Ev işlerinde yardımcı olmak,Aracını yıkamak,İşe bırakmak,Gün sonunda sevdiği yemeği yapmak.Bu kişilere göre; “Seni seviyorum” demekten çok, “Senin için şunu yaptım” demek sevgi göstergesidir. Ancak partner bu dili konuşmuyorsa, bu çabaları görmeyebilir ya da sıradanlaştırabilir.5. Fiziksel Temas (Dokunarak Sevgi İletimi)Bazı bireyler için fiziksel temas, sevginin en etkili anlatım biçimidir. El ele tutuşmak, sarılmak, saçını okşamak, yanağına dokunmak gibi temaslar bu kişileri duygusal olarak besler.Ancak bu temas, kişisel sınırlara saygılı biçimde olmalıdır. Fiziksel temas sevgi dili olan biri, bu dokunuşların azlığını ya da mekanikleşmesini “soğukluk” olarak algılayabilir.Fiziksel temasın yokluğu, bu bireylerde değersizlik ya da reddedilme duygularına neden olabilir. Dolayısıyla partnerin temas konusundaki hassasiyetlerine dikkat etmek oldukça önemlidir.Sevgi Dilimizi Nasıl Keşfederiz?Her birey, zamanla hangi davranışlardan daha çok etkilendiğini gözlemleyerek kendi sevgi dilini keşfedebilir. Bu konuda yardımcı olabilecek bazı sorular şunlar olabilir:Birisi size sevgisini gösterdiğinde nasıl daha çok etkileniyorsunuz?Sizi daha çok ne mutlu eder: Güzel sözler mi, hediyeler mi, yardım mı?Partnerinizin hangi davranışlarını sevgi göstergesi olarak algılıyorsunuz?Hangi davranışlar sizi daha çok kırıyor ya da boşlukta hissettiriyor?Ayrıca, sevgi dili çocukluk döneminizde sevgiye nasıl maruz kaldığınızla da yakından ilişkilidir. Çocukken hangi tür davranışlar size sevgi gibi geliyordu? Bunları düşünerek de kendi sevgi dilinizi analiz edebilirsiniz.Sonuç: Sevgi Hep Vardı, Ama Farklı Dillerdeydiİlişkilerdeki en temel sorunlardan biri, tarafların aynı dili konuşmadan birbirlerini anlamaya çalışmalarıdır. Sevgi de bir dildir. Ve herkes, en çok kendi sevgi diliyle sevilmek ister.İster çocuklarla ister partnerlerle kurulan ilişkilerde, sevgi dillerinin farkında olmak, daha sağlam, şefkatli ve doyurucu ilişkiler kurmanın anahtarıdır. Sevgi dillerini bilmek, hem verilen sevgiyi daha görünür kılar hem de karşı tarafın ihtiyacına göre hareket etmemizi sağlar.Unutmayalım ki: Sevgi, vermekle tükenmeyen bir hazinedir. Ancak bu hazineyi paylaşabilmek için önce onun dilini öğrenmemiz gerekir.Siz de bugünden itibaren hem kendi sevgi dilinizi hem de sevdiklerinizinkini keşfetmeye ne dersiniz?Sevgiyle…
Nuray ER 09.10.2025

Aşkın Bilimsel Rehberi: Sağlıklı İlişkiler Kurmanın Sırları

Merhaba! Sağlıklı ve mutlu bir ilişki kurmak hepimizin hayali. Psikolog olarak, sağlıklı ilişkiler kurma konusunda yapılan bilimsel araştırmalara dayanan bazı önemli ipuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. İlişkilerinizi güçlendirecek bazı basit ama etkili adımlara birlikte bakalım.1. İletişim ve Duygusal İfadeAraştırmalar, etkili iletişimin sağlıklı ilişkilerin temelinde olduğunu göstermektedir. Bir çalışmada, iletişim becerilerinin ilişkilerin uzun ömürlülüğünde belirleyici bir rol oynadığı bulunmuştur (Gottman & Levenson, 2000). Açık ve dürüst iletişim, partnerler arasında duygusal bağın güçlenmesini sağlar.Aktif Dinleme: Partnerinizin söylediklerine gerçekten odaklanarak dinleyin. Göz teması kurarak ve beden dilinizi kullanarak karşınızdaki kişiye onu dinlediğinizi hissettirin. Aktif dinleme, sadece duygusal bağı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yanlış anlamaların önüne geçer.Duygularınızı Paylaşın: Hislerinizi ve düşüncelerinizi açıkça ifade edin. İçinizde biriktirmek yerine, nazik ve yapıcı bir şekilde duygularınızı paylaşmak, partnerinizin sizi anlamasına yardımcı olur. Duygularınızı paylaşmak, karşılıklı anlayışı artırır ve çatışmaları azaltır. Bu, uzun vadede ilişkinizin sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlar.2. Güven ve SadakatGüven, sağlıklı ilişkilerin olmazsa olmazıdır. Güven eksikliği, ilişkilerde ciddi sorunlara yol açabilir. Mikulincer ve Shaver (2007), güvenin romantik ilişkilerdeki bağlanma stilleri üzerindeki etkisini araştırmış ve güvenin ilişkilerdeki bağlılığı artırdığını göstermiştir.Dürüstlük: Her zaman dürüst olun ve partnerinize karşı açık olun. Yalan söylemek, güvenin sarsılmasına neden olabilir ve ilişkide onarılması zor yaralar açabilir. Dürüstlük, ilişkideki güvenin temel taşıdır.Sözlerinizi Tutun: Verdiğiniz sözleri yerine getirmek, güveni pekiştirir. Küçük jestler ve samimi davranışlarla güven inşa edin. Güven, zamanla ve tutarlılıkla inşa edilir. Örneğin, önemli olayları hatırlamak veya partnerinizin ihtiyaçlarına duyarlı olmak, güvenin pekişmesine yardımcı olur.3. Ortak Değerler ve HedeflerSağlıklı ilişkiler, ortak değerler ve hedefler üzerine inşa edilir. Bu, ilişkilerin uzun vadede sürdürülebilir olmasını sağlar. Bir çalışmada, ortak ilgi alanlarının ve hedeflerin, ilişkilerdeki memnuniyeti artırdığı bulunmuştur (Schwarz & Hassebrauck, 2012).Gelecek Planları: Gelecek hakkında açıkça konuşarak ortak hedefler belirleyin. Ortak bir vizyona sahip olmak, ilişkide daha derin bir bağ kurulmasını sağlar. Gelecek planları yapmak, çiftlerin birlikte büyümesine ve gelişmesine yardımcı olur.Ortak İlgi Alanları: Birlikte yapmaktan keyif aldığınız aktiviteler bulun. Bu, ilişkinizi daha eğlenceli ve tatmin edici hale getirebilir. Aynı zamanda yeni şeyler denemekten çekinmeyin; birlikte farklı deneyimler yaşamak ilişkinizi canlandırabilir. Ortak hobiler, ilişkinizde bağ kurmanızı sağlar ve ortak zaman geçirmenin tadını çıkarmanıza yardımcı olur.4. Empati ve Duygusal DestekEmpati, partnerinizin duygularını anlamak ve ona destek olmak anlamına gelir. Empati, ilişkilerdeki duygusal bağlılığı artırır (Reis & Shaver, 1988).Destekleyici Olun: Partnerinizin zor zamanlarında yanında olun ve onu destekleyin. Duygusal destek, ilişkinizin sağlam temeller üzerinde yükselmesine yardımcı olur. Örneğin, stresli bir günün ardından partnerinize destek olmak için dinleyici olun ve onun duygularını anlamaya çalışın.Anlayışlı Olun: Partnerinizin duygularına ve düşüncelerine saygı gösterin. Farklı bakış açılarına sahip olmanın ilişkinizi zenginleştirebileceğini unutmayın. Anlayış ve hoşgörü, her ilişkinin ihtiyaç duyduğu önemli unsurlardır. Partnerinizin bakış açısını anlamaya çalışmak ve ona empati göstermek, ilişkinizi derinleştirir.5. Kendi Kendine YeterlilikSağlıklı bir ilişkide, bireylerin kendi kişisel alanlarına ve ilgi alanlarına da sahip olmaları önemlidir. Kendi kendine yeterlilik, ilişkide dengeyi sağlar ve bireylerin kişisel gelişimini destekler (Deci & Ryan, 2000).Kendi İlgi Alanlarınız: Kendi hobileriniz ve ilgi alanlarınız olsun. Bu, kişisel tatmininizi artırır ve ilişkinizi daha dengeli hale getirir. Kendi ilgi alanlarınıza zaman ayırmak, kişisel gelişiminizi destekler ve ilişkinize taze bir enerji getirir.Bağımsızlık: Kendi başınıza zaman geçirmek, ilişkinizi daha sağlıklı kılar. Partnerinizle birlikte vakit geçirmek kadar, kendinize de zaman ayırmak önemlidir. Bu, bireysel gelişiminizi destekler ve ilişkinize taze bir enerji getirir. Bağımsızlık, her iki partnerin de kendi kimliklerini korumasına yardımcı olur ve ilişkinin daha sağlıklı olmasını sağlar.Bonus: İlişkisel Merhamet ve ŞefkatBir ilişkinin başarısı için önemli bir diğer faktör ise ilişkisel merhamet ve şefkattir. İlişkisel merhamet, partnerinize karşı şefkatli ve anlayışlı olmayı içerir. Bir araştırmaya göre, ilişkisel merhamet gösteren çiftlerin, ilişkilerinde daha fazla tatmin ve bağlılık yaşadıkları bulunmuştur (Neff & Beretvas, 2012).Şefkatli Olun: Partnerinizin hatalarını affedin ve ona karşı şefkat gösterin. Merhametli davranışlar, ilişkinizdeki duygusal bağın güçlenmesini sağlar. Şefkatli olmak, partnerinizin duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve onlara duyarlı olmak anlamına gelir.Anlayışlı Olun: Partnerinizin zor zamanlarında ona anlayışla yaklaşın. Bu, hem partnerinizin hem de ilişkinizin sağlığını olumlu yönde etkiler. Anlayışlı olmak, ilişkinizdeki stresi azaltır ve karşılıklı saygıyı artırır.Sağlıklı romantik ilişkiler kurmak, hem kişisel hem de karşılıklı çaba gerektirir. Bu bilimsel ipuçları ve stratejiler, ilişkinizi daha güçlü ve tatmin edici hale getirmenize yardımcı olabilir. Unutmayın, her ilişkinin kendine özgü dinamikleri vardır ve her çiftin birlikte keşfedeceği bir yolculuk vardır.Daha fazla destek ve danışmanlık için buradayım. Sağlıklı ve mutlu ilişkiler dileğiyle!Sevgiyle kalın!Nalan Esra PelitKaynaklar:Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The "what" and "why" of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227-268.Gottman, J. M., & Levenson, R. W. (2000). The timing of divorce: Predicting when a couple will divorce over a 14-year period. Journal of Marriage and Family, 62(3), 737-745.Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.Neff, K. D., & Beretvas, S. N. (2012). The role of self-compassion in romantic relationships. Self and Identity, 12(1), 78-98.Reis, H. T., & Shaver, P. (1988). Intimacy as an interpersonal process. In S. Duck (Ed.), Handbook of personal relationships: Theory, research and interventions (pp. 367-389). Wiley.Schwarz, S., & Hassebrauck, M. (2012). Relationship satisfaction in couples: A longitudinal study on the role of gratitude and appreciation. Personal Relationships, 19(1), 1-15.

Narrative (Öyküsel) Terapi Nedir?

Narrative (öyküsel) terapi, insanları kendi yaşamlarının uzmanları olarak merkezine alan, saygılı ve suçlamadan uzak bir danışmanlık ve toplumsal çalışma yaklaşımıdır. Sorunları insanlardan ayrı bir şey olarak görür ve insanların yaşamlarında sorunların etkisini azaltmalarına yardımcı olacak birçok beceri, yetenek, inanç, değer, taahhüt ve yetenekleri olduğunu varsayar. Temel felsefesi: "Kişi, problem değildir. Problem, problemdir."dir.Terapistin temel hedefleri her zaman meraklı bir tutum sergilemek ve gerçekten danışanın bilmediği, üzerine düşünmediği sorular sormaktır. Bu prensipler, aynı zamanda narrative terapinin fikirlerini, tutumunu, tonunu, değerlerini, taahhütlerini ve inançlarını şekillendirir.Konuşma OlanaklarıDanışanlarımızla bir araya geldiğimizde, bazen konuşmanın yönlerini bir yolculuktaki yollar gibi düşünürüz. Seçilecek birçok yol, kavşak, kesişim noktası ve patika vardır. Her adımda yeni ve farklı bir kavşak veya kesişim noktası ortaya çıkar – ileri, geri, sağa, sola, çapraz, farklı derecelerde. Danışanla birlikte attığımız her adım, daha fazla olasılığın açılmasına neden olur. Nereye gideceğimize ve neleri geride bırakacağımıza karar verebiliriz. Her zaman farklı bir yola girebilir, adımlarımızı geriye doğru döndürebilir, bir patikayı tekrar edebilir veya bir süre aynı yolda kalabiliriz. Yolculuğun başında nereye varacağımızdan veya neyin keşfedileceğinden emin değiliz.Bir narrative terapistin sorduğu her soru, bir yolculukta atılan bir adımdır. Tüm yollar seçilebilir, bazı yollar seçilebilir ya da bir süre bir yolda ilerleyip sonra başka bir yola geçilebilir. Gidilecek “doğru” bir yol yoktur – yalnızca seçilebilecek birçok olası yön vardır.Danışanla İş BirliğiÖnemle belirtmek gerekir ki, danışan, yolculuğun yönünü belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Narratif konuşmalar etkileşimlidir ve her zaman danışanlarla iş birliği içinde yürütülür. Terapist, danışanlarının ilgisini anlamaya çalışır ve yolculuğun onların tercihlerine uygun olup olmadığını araştırır. Örneğin, bir narratif terapistin sıklıkla sorduğu soruları duyabilirsiniz:- Bu konuşma sizin için nasıl gidiyor?- Bunun üzerine konuşmaya devam mı edelim yoksa … hakkında daha fazla konuşmak mı istersiniz?- Bu ilginizi çekiyor mu? Zamanımızı bunun üzerinde mi geçirmeliyiz?- Bunun hakkında daha fazla soru sormamı mı yoksa X, Y veya Z’ye odaklanmamı mı istersiniz? [X, Y, Z diğer seçeneklerdir]Bu şekilde, narratif konuşmalar danışanların ilgileri doğrultusunda yönlendirilir ve şekillendirilir.Narratif Terapi ve Hikaye AnlayışıNarratif terapi, bazen “yeniden yazma” veya “yeniden öyküleme” olarak adlandırılan konuşmaları içerir. Bu yaklaşımda, hikayeler, terapinin merkezinde yer alır. Herkesin “hikaye” kelimesiyle farklı çağrışımları ve anlamları vardır. Ancak narratif terapistler için hikayeler, olayların belirli bir sırayla ve zaman içinde birbirine bağlı olarak anlatılmasıyla oluşur.İnsanlar olarak bizler, yaşamımızda karşılaştığımız olayları anlamlandırma eğilimindeyiz. Hayatımızdaki hikayeler, bu olayları belirli bir sıraya koyarak ve onlara anlam vererek oluşturulur. Bu süreçte, yaşadığımız deneyimlere sürekli olarak anlamlar yükleriz. Bir narratif, olayları bir araya getiren bir iplik gibidir ve bu iplik, hikayemizi şekillendirir.Hepimizin, hayatımız ve ilişkilerimiz hakkında birçok hikayesi vardır. Örneğin, kendimize, yeteneklerimize, mücadelelerimize, ilişkilerimize ve başarılarımıza dair hikayelerimiz vardır. Bu hikayeleri oluşturma şeklimiz, yaşadığımız olayları nasıl bir araya getirdiğimize ve bu olaylara atfettiğimiz anlamlara bağlıdır.Narrative terapi, bu hikayelerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeniden şekillendirilmesi yoluyla, bireylerin yaşamlarındaki sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olmayı amaçlar. Böylece, insanlar kendi hikayelerini yeniden yazarak daha anlamlı ve tatmin edici bir yaşam deneyimi elde edebilirler.Terapi Bağlamındaki HikayelerTerapiye başvuran insanların genellikle yaşadıkları zorluklar veya problemler vardır. Terapistle buluştuğunda, insanlar çoğunlukla sorunlarıyla ilgili birçok olayı anlatmaya başlar ve bu olaylara atfettikleri anlamları açıklarlar.Terapistler, danışanlarıyla ilk buluşmalarında, sorun ve bu sorunla ilgili ulaşılmış olan anlamlar hakkında hikayeler dinlerler. Bu anlamlar, sıkça “ince tanım” olarak adlandırılan tanımlamalardan oluşur. İnce tanım, yaşamın karmaşıklıklarına ve çelişkilerine yer bırakmaz. İnsanların başlarına gelenleri anlamlandırmalarına pek olanak tanımaz. Bu tanım başkaları tarafından oluşturulmuş olup, kişide hareket alanı bırakmamaktadır ve sıkışmış hissettirebilir.Sıklıkla, insanların eylemlerine dair ince tanımlar başkaları tarafından oluşturulur; bu kişiler, belirli durumlarda tanımlama gücüne sahip olanlardır (örneğin, çocukların hayatındaki ebeveynler ve öğretmenler, danışanların hayatındaki sağlık profesyonelleri). Ancak bazen insanlar, kendi eylemlerini ince tanımlar aracılığıyla anlamaya başlarlar. İnce tanımlar hangi bağlamda oluşturulursa oluşturulsun, önemli sonuçlar doğurabilir.İnce Tanımlamaların Sonuçları ve Etkileriİnce tanımlar, insanların kimlikleri hakkında ince sonuçlara yol açar ve bu sonuçların birçok olumsuz etkisi vardır. İnce tanımlamaların sonuçları, sorun yaşayan kişinin kimliği hakkında bir gerçek olarak ifade edilir. Sorunla başa çıkan kişi "kötü", "umutsuz" veya "sorun çıkaran" biri olarak algılanabilir. Bu ince sonuçlar, sorun odaklı hikayelere dayanarak insanları güçsüzleştirir ve sık sık zayıflıklar, yetersizlikler veya işlev bozuklukları terimlerine bağlıdır. Danışanlarımız bize başvurduklarında da pek çok kişinin karşılaştığı bu ince sonuçları hatırlıyoruz: "Kötü bir insan olduğum için" ya da "Biz bir işlevsiz aileyiz."Bazen bu ince sonuçlar, daha geniş güç ilişkilerini de gizler. Örneğin, bir kadın yıllarca maruz kaldığı istismarın ardından kendisini "değersiz" ve "cezayı hak eden" biri olarak görüyorsa, bu ince sonuçlar yaşadığı adaletsizliği görünmez kılar. Güç ve kontrol taktiklerini ve aynı zamanda direnç gösterdiği önemli eylemleri de gizler.İnce sonuçlar yerleştiğinde, insanlar genellikle bu baskın sorun odaklı hikayeleri desteklemek için kanıt toplamaya başlar. Sorunlu hikayelerin etkisi giderek artar. Bu süreçte, kişinin sorun etkilerinden kurtulduğu zamanlar veya "kötü", "umutsuz" ya da "sorun çıkaran" olmadığı anlar görünmez hale gelir. Sorun hikayesi büyüdükçe, daha da güçlü hale gelir ve gelecekteki olayları etkiler. İnce sonuçlar, insanların becerilerinin, bilgilerinin ve yeteneklerinin sorun hikayesi tarafından gizlenmesine yol açarak daha fazla ince sonuca neden olabilir.Alternatif HikayelerNarratif terapistler, başlangıçta göz korkutucu görünen ince sonuçlar ve sorun hikayeleriyle karşılaştıklarında, alternatif hikayeleri keşfetmeyi hedefleyen konuşmalara yönelirler. Bu sadece herhangi bir alternatif hikaye değil, danışanın yaşamak istediği hikayeler olmalıdır. Terapist, insanların karşılaştıkları sorunların etkisinden kurtulmalarına yardımcı olacak kimlik hikayelerini bulmaya ve bu hikayeleri konuşmalarında yaratmaya çalışır.Çeşitli ince tanımlar ve sonuçlar sorunları destekleyip sürdürebileceği gibi, alternatif hikayeler de sorunların etkisini azaltabilir ve yeni yaşam olasılıkları yaratabilir.Bu hikayeler, "dikkati üzerine çeken kişi" veya "sorunlu kişi" olma hikayeleri olmayacaktır. Bunun yerine, geçmişteki kararlılığına dair hikayeler, yaşamının önceki dönemlerinde sorunları nasıl aştığına dair hikayeler veya dikkat çekmekle kalmayıp başkalarına da nasıl dikkat verdiği hikayeleri olabilir. Tüm bunlar, kişilerin hayatının alternatif hikayeleri olabilir. Alternatif hikayeler, tamamen başka alanlarda da bulunabilir; hayali arkadaşlarla olan hikayeler, annesi veya babasıyla olan bağlılık hikayeleri veya evcil hayvanımızla olan ilişkimiz üzerinden bizim için önemli bilgilere ulaşabiliriz. Bu yaşam alanlarından herhangi birinde, terapötik konuşmalar yoluyla, terapistin danışanıyla iş birliği yapmasıyla ortaya çıkar. Bu hikayelerle ilgili fikirlerle çalışırken, narratif terapistlerin temel sorusu şöyle olur: İnsanların ince sonuçlardan kurtulmalarına ve yaşamları ile ilişkileri için yeni ve tercih edilen hikayeler yeniden yazmalarına nasıl yardımcı olabiliriz?Jill Freedman ve Gene Combs şöyle tanımlıyor:“Narratif terapistler, sorunları desteklemeyen ve sürdürmeyen hikayeleri ortaya çıkarmak ve zenginleştirmek için insanlarla çalışmayı ilgi çekici bulurlar. İnsanlar alternatif hikayeleri yaşamaya başladıklarında, sonuçlar sorunları çözmekten çok daha ötesine geçer. Yeni hikayelerde, insanlar yeni benlik imajları, yeni ilişki olasılıkları ve yeni gelecekler yaşarlar.” (1996, s. 16)Zengin ve Detaylı Tanıma DoğruSorunlu hikayelerin etkisinden kurtulmak için, sadece alternatif bir hikaye yeniden yazmak yeterli değildir. Narratif terapistler, bu alternatif hikayelerin "zengin bir şekilde tanımlanmasını" sağlamaya ilgi duyarlar. "İnce bir sonuç" tanımının zıttı, narratif terapistler tarafından "zengin bir tanım" olarak anlaşılır.Alternatif hikayelerin "zengin bir şekilde tanımlanmasına" katkıda bulunabilecek birçok unsur vardır; bunlardan biri de, bu hikayelerin konuşulan kişinin kendisi tarafından üretilmiş olmasıdır. Zengin tanım, bir kişinin yaşamının hikaye akışlarının ayrıntılı bir şekilde ifade edilmesini içerir. Bir roman okuduğunuzu hayal edin; bazen bir hikaye zengin bir şekilde tanımlanır; karakterlerin motivasyonları, geçmişleri ve kendi anlayışları ince bir şekilde anlatılır. Karakterlerin yaşam hikayeleri, diğer insanların ve olayların hikayeleriyle iç içe geçmiştir. Benzer şekilde, narratif terapistler, insanların yaşamlarının alternatif hikayelerinin zengin bir şekilde tanımlanmasını ve diğerlerinin hikayeleriyle iç içe geçmesini sağlamak için yollar ararlar. Alternatif hikayelerin nasıl birlikte yazıldığı, nasıl anlatıldığı ve kime anlatıldığı, narratif terapistler için önemli hususlardır.Referans: "'What is Narrative Therapy?'By Alice Morgan
Melike EREN 03.10.2024