İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Tayfun AKGÜN
Psikolog Tayfun AKGÜN Profil Fotoğrafı

Tayfun AKGÜN

Psikolog

  • 9 danışan
  • 11 seans
  • 9 soru
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Evlilik Öncesi Danışmanlık
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Motivasyon Problemleri
Stres / Kriz Yönetimi
Şiddet ve İstismar
Travma ve İlişkili Bozukluklar
Depresyon ve Mutsuzluk
Ergenlik Dönemi Sorunları
İlişki / Evlilik Problemleri

Hakkında

Merhaba, ben Psikolog Tayfun Akgün. Sakarya Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden onur derecesiyle mezun oldum. Mezuniyetimin ardından aktif olarak danışan görüşmeleri yürütürken, farklı kurumlarda edindiğim mesleki deneyimlerle pratiğimi geliştirdim. T.C. Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Psikolog ve Rehberlik ve Danışma Merkezi (RDM) Amiri olarak görev yaptım. Bu süreçte psikolojik değerlendirme ve destek, kriz yönetimi ve yüksek stres altında çalışma alanlarında önemli bir saha deneyimi kazandım. Görüşmelerimde Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çözüm Odaklı Terapi yaklaşımlarını temel alıyor; süreci her danışanın ihtiyaçları, yaşam koşulları ve hedefleri doğrultusunda şekillendiriyorum. Bilimsel temeli, mesleki deneyimi ve kişiye özgü çalışma anlayışını bir araya getiren bir psikolojik destek süreci sunmayı amaçlıyorum.

Danışmanlık Süreci Hakkında

Her insanın yaşadığı sorun ve bu sorunla baş etme biçimi kendine özgüdür. Her insanın biricik olduğuna inanıyor ve bu doğrultuda danışmanlık sürecini de kişiye özel şekillendirmeyi önemsiyorum. Bu süreçte unutmamız gereken önemli husus, sürecin bir sihirli değneğinin olmamasıdır. Değişim zaman, emek ve sabır gerektirir. Önemli olan, bu süreçte yaşadıklarını birlikte anlamak ve sana daha işlevsel gelen yolları keşfetmektir.

Seans yapısına gelirsek, başlamadan önce ortalama 10 dakikalık kısa bir ön görüşme yapabiliriz. Görüşmeler 50 dakika sürer. Görüşme sıklığını ise ihtiyaçların ve sürecin gerektirdiği doğrultuda birlikte belirliyoruz.

Çalışma Alanları:

  • Anksiyete ve Kaygı Bozuklukları
  • Panik Bozukluk ve Panik Atak
  • Sosyal Kaygı ve Sosyal Fobi
  • Yaygın Kaygı ve Aşırı Endişe
  • Obsesif Düşünceler ve Zihinsel Meşguliyet
  • Depresif Duygudurum ve Motivasyon Sorunları
  • İlişki ve Evlilik Problemleri
  • Özgüven ve Değersizlik Algısı
  • Stres ve Kriz Yönetimi
  • Travma ve Zorlayıcı Yaşam Deneyimleri
  • Ergenlik ve Dikkat Sorunları
  • Uyum ve Yaşam Değişiklikleri
  • Uyku Problemleri

Çalışma Grupları

Yetişkin (18-65)
Çift & Partner
LGBT+
Ergen (12-17)

Danışmanlık Yaklaşımları

Kısa Süreli Çözüm Odaklı Ekol (SFBT)
Bilişsel Davranışçı Ekol (BDT)
Sanat Ekolü
Mindfulness Temelli Bilişsel Ekol (MBCT)
Pozitif Psikoloji

Eğitimler

  • Sakarya Üniversitesi - Lisans - Psikoloji

Sertifikalar

  • Çözüm Odaklı Terapi - Ev Okulu Derneği - 12.5.2024
  • Travma Ve Krize Müdahale - Ev Okulu Derneği - 30.1.2025
  • Bilişsel Davranışçı Terapide İlk Seans - Psikoloji Akademisi - 9.5.2025

Son Blog Yazıları

Kabullenememek: Görmezden Geldikçe Büyüyen Bir Acı

Hayatta bazen öyle anlar olur ki, olanı olduğu gibi kabul etmek en zor şey haline gelir. Yaşadığımız bir olay, hissettiğimiz bir duygu ya da içimize sinmeyen bir gerçekle yüzleşmek… Bazen o kadar ağır gelir ki, zihnimiz hemen devreye girer:Bu gerçek olamaz...Bunu hak etmedim...Böyle olmamalıydı...İşte tam da burada başlar içsel savaş. Zihin bir yandan inkâr eder, kalp bir yandan ağrır. Ve biz bu ikisinin arasında kalakalırız. Kabullenememek bir savunmadır aslında. Bizi korumaya çalışan, acıyı biraz daha ertelemeye çalışan bir refleks. Ancak her bastırılan duygu gibi, bu da içimizde büyür. Göz ardı ettikçe bizi daha çok zorlayan bir yük haline gelir.“Bu böyle olmamalıydı…”Kabullenemediğimiz şey sadece yaşadıklarımız değil; bazen kendimiz de olabiliriz. Bir davranışımız, bir seçimimiz, bir özelliğimiz... “Ben böyle biri değilim” deriz, “Bunu nasıl yaptım?” deriz ya da “Keşke öyle olmasaydı.” Bu sözlerin arkasında pişmanlık da olabilir, hayal kırıklığı da hatta öfke bile…Kabullenemediğimiz şeyler çoğu zaman günlük hayatımıza da yansır. Örneğin, biten bir ilişkiyi kabullenemediğimizde kendimizi sürekli geçmişte yaşarken buluruz. İş yerinde yaşanan bir haksızlığı kabullenemediğimizde içten içe öfkemizi büyütürüz. Sevdiğimiz birinin artık hayatımızda olmadığını kabullenemediğimizde yas sürecine adım atamaz, içimize kapanırız. Bu örnekler çoğaltılabilir çünkü kabullenememek hayattan uzaklaştırır. Gerçeklikten koparır. Olanla barışamayınca, olmayana tutunuruz.Kabullenmek, pes etmek değildir!Çoğu kişi kabullenmeyi bir yenilgi gibi görür. Oysa kabullenmek, olanı olduğu gibi görmek ve onunla birlikte yaşamanın yollarını bulmaktır. Direnmeyi bırakıp, yavaş yavaş iyileşmeye yer açmaktır. “Evet, bu oldu. Ama ben bununla ne yapabilirim?” sorusunu sorabildiğimiz anda başlar aslında değişim.Kabullenmek, hayata yeniden temas etmektir. Kendini olduğu gibi görmeye, hissettiklerini tanımaya ve içinden geçtiğin süreçlere saygı duymaya başlamak demektir. Bu, çok kıymetli bir adımdır.Peki, neden bu kadar zor?Çünkü insanız. Ve insan olmak bazen acı verir. Her şey kontrolümüzde olsun isteriz. Kalbimiz kırılmasın, hatalar yapmayalım, sevdiğimiz insanlar hep yanımızda olsun... Ama hayat böyle değildir. Ve bu gerçek, her zaman kolay kabullenilmez.Ayrıca çoğu zaman kendimizi güçlü hissetmek zorunda hissederiz. "Ben böyle bir şeyle baş edemem" demek, zayıflık gibi gelir. Oysa en büyük güç bazen çaresizliğimizi kabul edebilmektir. Çünkü ancak kabul ettiğimiz şeyleri dönüştürebiliriz.Duygularla yüzleşmek, içsel direnci kırmak kolay değildir. Bu yüzden birçok kişi, acıyı bastırmak için meşguliyet üretir. Yoğun çalışır, duygulardan uzak durur, eğlencenin içinde kaybolur. Ama ertelenen hiçbir duygu yok olmaz. Uygun bir zaman, bir tetikleyiciyle yeniden kendini hatırlatır. Bu da zamanla daha büyük bir zihinsel yük oluşturur.Unutulmamalıdır ki:Bazen insanlar dışarıdan bakıldığında son derece güçlü, sakin ve kontrollü görünebilir. Ancak iç dünyasında neler olup bittiğini kimse bilmez. “İyiyim” demek kolaydır çünkü gerçek duyguları anlatmak, bazen onları kendine bile itiraf etmek zordur. Ama bastırılan her şey bir yerde kendini gösterir: bir gece aniden gelen ağlama hissinde, durduk yere ortaya çıkan öfke patlamalarında ya da hiçbir şeyden keyif alamadığın o sessiz günlerde…Kabullenememek çoğu zaman duyguların üzerini örtmek gibi görünür, ama aslında o duygular içimizde kendi yolunu bulup dışarı çıkmanın bir yolunu arar. Oysa her duygunun görülmeye, duyulmaya ve anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Bu yüzden kabullenmek, sadece zihinsel bir süreç değil, aynı zamanda kalbe de temas eden bir içsel yolculuktur.Hayatın bazı dönemleri zordur ve insan bazen nereye tutunacağını bilemez. İşte o anlarda biriyle konuşmak, sadece dinlenmek bile çok şey değiştirebilir. İçinden çıkamadığın duyguları paylaşabildiğinde, o yük hafifler. Ve bu hafiflik, zamanla yerini daha sağlam bir iç dengeye bırakır. Zamanla fark edersin ki; bu denge seni aradığın huzura biraz daha yakınlaştırmış ve kara bulutlar artık senin üzerinden kalkmaya başlamıştır.Kabullenmek, psikolojik sağlamlığımız açısından etkili bir nokta olmakla beraber, insanı olgunlaştıran da bir eylemdir. Bu süreç; kişinin kendini tanımasını, duygularıyla yüzleşmesini ve gerçeklerle barışmasını sağlar. Ancak bazı durumlarda bu eylemi gerçekleştirmek, bireyin destek almadan üstesinden gelemeyeceği kadar zorlayıcı olabilir. Özellikle birey bu süreci yaşarken denge kavramını unutmamalıdır; zira bu denge, hem içsel huzur hem de sağlıklı ilerleyiş için temel bir gerekliliktir.Değiştiremeyeceklerimizi kabullenmek bir olgunluksa, değiştirebileceklerimizi fark etmek bir gelişimdir. Hayat, bu ikisi arasındaki dengeyi kurabilme sanatıdır ve bu dengeyi kurabilen birey, yaşamın zorlukları karşısında daha dirençli ve esnek bir duruş sergileyebilir.Terapi bu noktada ne sağlar?İçinde taşıdığın ama adını koyamadığın duygularla yüzleşmek, çoğu zaman tek başına zorlayıcıdır. Bu noktada terapi, sana yargılanmadan dinleneceğin, duygularını anlamlandırabileceğin ve kendi hızında ilerleyebileceğin güvenli bir alan sunar.Ben seanslarımda bilişsel davranışçı terapi ve çözüm odaklı terapi yaklaşımlarını esas alıyor, her süreci danışanın ihtiyacına göre esnek bir şekilde yapılandırıyorum. Terapiye başlamadan önce 5-10 dakikalık kısa bir ön görüşme fırsatı tanıyorum. Bu süreç, senin neye ihtiyaç duyduğunu birlikte anlamak için ilk adımdır. Seanslarımız ortalama 50 dakika sürer.Güven, açıklık ve birlikte yol alma duygusu benim için bu sürecin temelini oluşturur. Çünkü biliyorum ki birinin sadece seni anlamaya çalışması bile bazen çok şey değiştirir.Belki de ilk adım sadece fark etmektir...Kendine sormayı deneyebilirsin: “Hayatımda kabullenmekte zorlandığım ne var?”, “Beni en çok yoran duygu ne?”, “Ne zaman gerçekten kendimle yüzleştim?”Eğer bu sorular sende bir şeyleri harekete geçiriyorsa, yalnız olmadığını bilmeni isterim. Bu duygularla birlikte yaşamanın daha sağlıklı yolları var. Ve bu yolları birlikte keşfetmek mümkün.Hazır hissettiğinde, bu yolculukta sana eşlik etmekten memnuniyet duyarım :)

Adresi

Kadıköy, Atatürk Blv., İzmit/Kocaeli, Türkiye

Danışan Yorumları

Uzman hakkındaki yorumlarınızı belirterek başkalarına yardımcı olabilirsiniz.

Çiçek Doğrulanmış görüşme
Çok sabırlı ve çözümcül birisi desteğini yardımını sonuna kadar hissettiren bir psikolog hızlı ilerlemelerimi ona borçluyum çok minnettarım

10 üzerinden 10

Wowe Doğrulanmış görüşme
Rahatlıkla tavsiye edebilirim empati kurup yönlendirmesi olayları baska pencerelerden bakmamı sagladı cok tesekkür ederim

A... T... Doğrulanmış görüşme
Tayfun hocanın bakmayın öyle genç durduğuna yaptığı işi çok seven ve bir o kadar da samimi olan bir hekim Allah'ım ondan razı olsun ikinci seans sonunda o kadar yol kateddik ki...... ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM

Toplam 4 yorum.

Tüm yorumları gör

Uzmanın Cevapladığı Sorular

Kullandığım ilaç msü engel mi?

NyveX
Merhaba şuan 17 yaşındayım ve seneye msü'ye giriceğim 11 yaşlarımda el yıkama gibi bir takıntım vardı o yüzden bir piskolağa gittik ve bana zedprex adında bir ilaç yazdı e nabız da tanı yok ama ilaç geçmişi var subay olmama engel olur mu

Takinti

daisy
merhabalar, genelde birine haddini bildirince daha sonra korktu mu sustu veya neden sustu diye sorgulamak bazen yipratiyor insani, asiri empati yaptiriyor . mesela arkadasim cok guzel lafini soyluyor , sussun benim icin yeterli diyo tepkisi benim sorunum degil diyor. aslinda olmasi gereken bence budur. nasil boyle empati yapmayi birakabilirim ? yani aslinda agzimda empati yapmiyorum soyluyorum ama beyinim zihinsel empati yani sorulari soruyo .

Korku

Çiçek
Beni kimse anlamıyor kendimi açıklayamıyorum seansda da olmayacak gibi hissediyorum

Toplam 9 soru.

Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir