1. Uzmanlar
  2. Harun Reşat YILDIRIM
  3. Blog Yazıları
  4. STRES VE HAYATIMIZA OLUMSUZ ETKİSİ

STRES VE HAYATIMIZA OLUMSUZ ETKİSİ

Yeni sağlık yaklaşımı

Sağlığı; yalnız bedenin “iyi” olma hâli olarak değil “bireyin fiziksel, zihinsel, sosyal iyiliği” olarak ele almaktadır.

Bu yeni yaklaşım, psikolojik bilimler ile sağlık bilimlerinin önemli bir parçasını oluşturan sağlık psikolojisinin ortayaçıkışında etkili olmuştur

Psikofizyolojik rahatsızlıklar

Psikolojik-duygusal-fizyolojik zorlukların etkileşiminden etkilenen sağlık problemleridir

  • Psikofizyolojik rahatsızlıklar genellikle stresten kaynaklanmaktadır
  • Sık görülen psikofizyolojik rahatsızlıklar; yüksek tansiyon, baş ağrısı, sırt ağrısı, cilt döküntüleri, hazımsızlık, kabız veyorgunluktur
  • Hatta nezle (grip) ile bile ilişkili bulunmuştur

STRES VE BAŞ ETME

17. yüzyılda stres: Felaket, bela, musibet, dert, keder, elem gibi anlamlarda kullanılmıştır.

18. ve 19. yüzyıllarda: Kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda kullanılmıştır.

19. yüzyıl- 20. yüzyıl: Stres, bedensel ve ruhsal hastalıkların sebebi olarak düşünülmüştür.

Stres,

Kişilerin sosyal ve fiziksel çevresiyle etkileşimi sonucu ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik davranışsal tepkilerdir.

Sağlık psikologlarına göre günlük hayat, az ya da çok strese neden olan olguları ve duruma adapte olma başarısını içerir

  • Stres yükleyiciler ne derece ciddi ve uzun ise uyum da o kadar çaba gerektirir
  • Aşırı stresin üstesinden gelebilmek için oluşturduğumuz psikolojik ve biyolojik cevaplar sağlık problemlerine nedenolabilir

STRES EVRENSEL MİDİR?

STRES YÜKLEYİCİLERİN DOĞASI

Sevdiği birinin ölümü veya askeri çatışmaya katılma vb evrenseldir.

  • Ancak Stres kişisel bir durumdur
  • Stres kişinin algılamalarına bağlıdır
  • Algılamalar durumsal faktörlere göre değişebilmektedir
  • Olayın kişide tehlike veya meydan okumayı çağrıştırması ve
  • Üstesinden gelebilmek için bütün kaynaklara ulaşamama algısınıoluşturması gerekir

Stres yükleyicileri sınıflandırmak;

Strese neden olan faktörler;

  1. Felaket olaylar
  2. Kişisel faktörler
  3. Günlük sıkıntılar
  4. Felaket olaylar
  5. Afetler-uçak kazaları-terör vb

Felaketler uzun süreli stres oluşturabilecek potansiyele sahip görünse de her zaman böyle olmaz

Hatta uzun süren ancak ilk başta yıkıcı olmayan olaylardan daha az yıkıcı olabilir

Çünkü doğal afetlerin açık bir çözümü vardır

İnsanlar çoğunlukla geride bıraktıkları en kötü şeyi bilerek geleceğe bakar

Sosyal destek de bu durumlarda benzer durumları yaşayanlarca sağlanır

2. Kişisel faktörler

  • Aileden birinin ölümü
  • İşini kaybetme
  • Önemli kişisel başarısızlıklar
  • Evlenmek gibi pozitif olaylar vb.
  • Genellikle kişisel strese neden olan faktörle önce çok
  • Çabuk ve büyük reaksiyonla başlarken sonra sönmeye başlar

3. Günlük sıkıntılar

Tekrar tekrar yüzleştiğimiz küçük rahatsızlıklardır

Yapılacak işlerin çok olması, fazla bölünmek (aranmak-rahatsız edilmek-kapı çalması), trafik sıkışıklığı vb.

Bazıları da kronikleşen problemlerdir; okul ya da işte yetersizlik hissi, mutsuz bir ilişki içinde olmak ya da kalabalık yerlerde yaşamak

Günlük sıkıntıların sayısı psikolojik semptomlar ve grip-boğaz ağrısı-sırt ağrısı vb ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur

Günlük sıkıntılar diğer stresli olaylarla birleştiğinde ve sürekli olduğunda uzun süreli hastalıklara yol açabilecek küçük rahatsızlıklardır

Motive ediciler

Ne kadar çok motive edici varsa psikolojik sağlık o kadar iyi

Strese verilen en hızlı tepkiler biyolojik olandır;

Stres yükleyicilere maruz kalmak adrenalin bezlerinin hormon salgılamasını artırmasına,

Kan basıncı ve kalp atımının artmasına ve Tenimizde elektriksel uyarımın değişmesine neden olur

Sempatik sinir sistemi aktive olur

Değişimler stresli durumla baş edebilmeye olanak sağlar

Ancak sürekli strese maruz kalmak sistemi sürekli aktive ederek zamanla kan damarları-kalp gibi dokularda hasarlara neden olabilir

Psikolojik düzeyde stres seviyesinin yüksek olması insanların yaşamla yeteri kadar mücadele etmesini engeller

Duygusal anlamda en ufak problemlerde bile yoğun duygusal tepkiler verebilirler

Yeni stres yükleyicilerle düşük düzeyde baş eder.

STRESLE BAŞ ETME

Zorlukları ve/veya strese sebep olan tehditleri kontrol etme, azaltma yada tolere etmeyi öğrenme çabası «baş etme» dir

DUYGU ODAKLI BAŞ ETME

PROBLEM ODAKLI BAŞ ETME

Duygu odaklı baş etme Problem hakkında ne hissettiği, Problemi algılama yöntemlerini değiştirme arayışıdır

Diğerleri tarafından kabul görmek, onaylanmak

Bardağa dolu tarafından bakabilmek vb Yöntemlerdir

Problem odaklı baş etme

Stresin kaynağını değiştirmeye çalışma

Üzerine düşünme-seçenekleri belirleme-harekete geçme

Örn; zayıf ekip performansını artırmak için grup çalışmaları ve pratiklerin artırılması

Bir diğer baş etme yolu ise olumlu olaylar oluşturmadır.

Örn; işten bir gün izin alma, etkinliklere katılma vb

Problemin çözülemediği durumlarda kaçınmacı baş etme sağlıklı bir seçenek olabilir

Kaçınmacı yaklaşım, «keşkeci» yaklaşım ya da «alkol- madde» kullanımı şeklinde ortaya çıkabilir

Öğrencinin yarın kar yağsa da sınav iptal olsa demesi «keşkeci» yaklaşıma örnektir

Kaçınmacı yaklaşım alkol-madde kullanımı gibi ertelemelere de neden oluyorsa sorun daha da büyüyebilir

STRESİN TEMEL SONUÇLARI

Doğrudan PsikolojikEtkiler: yüksek kanbasıncı-bağışıklık sistemisorunları-hormonal faaliyetlerin artması- psikofizyolojik durumlar

Zararlı Davranışlar: sigarave alkol-beslenme sorunları- uyku sorunları- madde kullanımı

STRESLE İLİŞKİLİ SAĞLIK SORUNLARI

KALP HASTALIĞI

KANSER

DEPRESYON

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

SİGARA

KANSER

Koroner kalp hastalığından sonra en çok ölüme neden olan ikinci hastalıktır

Bir araştırmada, mücadeleci kişilerin iyileşebilme olasılıkları, karamsar bir şekilde acı çeken ve ölümü bekleyenlerden daha fazla bulunmuştur

Kanser sürecinde terapinin tıbbi olarak da yararlı olduğunu gösteren sonuçlar da bulunmaktadır

DEPRESYON

Birçok faktörler ilişkili olan depresyon stresle de ilişkili bulunmuştur

Öğrenilmiş çaresizlik: itici sonuçları gerçekten uğraşsalar da engelleyemeyeceklerine dair yerleşmiş görüştür

Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan insanlar yaşamlarını

değiştiremeyeceklerine inanır ve daha fazla umutsuzluk-stres- depresyon yaşarlar,

TSSB - TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Ciddi felaket ve kişisel stres yükleyicilerin bazı mağdurları TSSB yaşarlar

Olayı canlı anımsama

Rüyalar görme

Masum bir uyarıcının olayı tekrar tetiklemesi durumları.

TSSB aynı zamanda, duygusal hissizlik-alkol, madde kullanımı- intihar vakalarını da içerir

SİGARA KULLANIMI

Her 5 ölümden 1’inin sigara kaynaklı olduğu

belirtilmektedir

Sigara içmek havalı-sofistike, asi bir hareket ya da stres

azaltıcı-ergenler için büyüdüğünü gösterme vb görülebilir

Sigara bağımlılığının biyolojik ve psikolojik boyutu vardır

Nikotin ilaçları-sakızlar-burun spreyleri vbürünlerin bağımlılığı azaltabildiği belirtilir

Ayrıca davranışsal stratejiler-grup terapileri de etkili

Görülmektedi

STRES YÖNETİMİ

. hayatımızda stres yükleyicileri farkına varmak

2. nasıl başa çıkabileceğini ölçme (arkadaş-aile-uzman desteği

vb)

3. kullandığın başa çıkma yönteminin ne olduğunu ve işe yarayıp yaramadığını kontrol etme

4. temel ihtiyaçlarımızı yeterince karşılıyor muyuz? (uyku- yemek…)

Stresten KorunmaYolları

Olumlu düşünmek

Destek almak

Egzersiz

Düzenli uyku ve beslenme

Uyumadan önce çay, kahve, alkol gibi içecekler ve sigara (en az 2 saat) içmemeye özen gösterin

“Hayır” demeyi öğrenin

Solunum ve Gevşeme Egzersizi

Zihinde Canlandırma

Mutlu insanların özellikleri

Yüksek özgüvene sahiptirler Olayların kendi kontrolünde olduğunu hissederler

İyimserdirler

Cinsiyet ayırt etmeksizin aynı aktiviteleri yapmak mutlu insanları mutlu eder

Diğer insanlarla birlikte olmaktan hoşlanır

Yayınlanma: 28.08.2025 12:40

Son Güncelleme: 28.08.2025 12:40

Psikolog

Harun Reşat

YILDIRIM

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
2 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
İlişki / Evlilik Problemleri
Depresyon ve Mutsuzluk
Çocuk ve Ergenlik Dönemi Sorunları
+7
Online TerapiOnline Ter...
süre 60 dk
ücret 1500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 60 dk
ücret 2000
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

İçten İçe İyi Hissetmemek: Sebebini Anlamak

Bazen her şey yolunda gibi görünür. Ama sen içten içe iyi hissetmezsin. Sabah kalkarsın, yapman gerekenleri yaparsın, işe gidersin, insanlarla konuşursun ve gününü tamamlarsın.Dışarıdan bakıldığında her şey normaldir, hatta birçok kişi için belki de iyi bile görünüyordur. Ama içten içe bir şey eksik gibi gelir. Sanki bir parçan geride kalmış gibi. Yaşıyorsundur ama tam olarak hissetmiyorsundur.Bu durumu yaşayan birçok insan var. Ama çoğu bunu dile getirmiyor; çünkü ortada anlatılacak net bir problem yok. Bir şey kötü değil ama iyi de değil. Bu durum insanın kafasını daha da karıştırıyor.“Her şeyim var aslında, neden böyle hissediyorum?”“Şikayet edecek bir şey yok ama içim sıkılıyor.”“Böyle hissetmem sağlıklı değil mi?”Hayır, değil.Bazen bu his sadece yorgunluk olur. Ama bildiğimiz türden bir yorgunluk değil bu. Uyusan geçecek gibi de değil. Tatile gitsen düzelecek gibi de değil. Daha çok içsel bir ağırlık gibi. Sanki uzun zamandır kendinle temas etmemişsin gibi.Günlük hayatın içinde çoğumuz “yapmamız gerekenlere” odaklanıyoruz. Yetişmemiz gereken işler, sorumluluklar, beklentiler…Ama o sırada kendimizi fark etmeyi yavaş yavaş bırakıyoruz. Ne hissettiğimizi, neye ihtiyacımız olduğunu, neyin bizi gerçekten iyi hissettirdiğini…Unutuyoruz demek belki ağır olur ama geri plana atıyoruz.Şöyle bir düşünmeni isterim:En son ne zaman gerçekten keyif aldın?Zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğin bir an ne zamandı?Ve o anlar hayatının ne kadarını oluşturuyor?Bir de şu var: Bazen gülümsemeye o kadar alışıyoruz ki, zorlandığımızı fark etmek bile zorlaşıyor.“Geçer.” diyoruz.“Abartıyorum.” diyoruz.Ama içimizde bir yer, duyulmak istiyor.Çoğu zaman bu hisler bir anda ortaya çıkmaz.Küçük küçük birikir.Söylenmeyen şeyler…İçine attıkların…Ertelediklerin…Görmezden geldiklerin…Ve bir noktadan sonra, ortada büyük bir problem yokken bile içinde bir ağırlık oluşur.Burada önemli olan şu:Böyle hissetmek, “zayıf” olduğun anlamına gelmez.Ya da hayatında bir şeylerin yanlış gittiğini göstermez.Ama bir şeylerin fark edilmek istediğini gösterebilir.Kendine şu soruları sormayı deneyebilirsin:Son zamanlarda beni en çok ne yoruyor?Gün içinde beni en çok ne geriyor?Ne zaman kendimi daha iyi hissediyorum?Ve… kendime gerçekten ne kadar alan tanıyorum?Bu soruların net cevapları olmayabilir.Zaten amaç hemen cevap bulmak değil.Ama biraz durmak…Kendine dönmek…Orada ne olduğunu merak etmek…Bu bile önemli bir başlangıç.Bazen insanlar destek almayı “çok kötü bir durumda olmak” gibi düşünüyor.Ama aslında öyle değil.Bazen sadece:Kafanın içini biraz daha net duymak için,Duygularını anlamlandırmak için,Hayatındaki dengeyi yeniden kurmak için…Biriyle konuşmak iyi gelir.Çünkü bazı şeyleri kendi içinde düşünmekle, biriyle konuşarak fark etmek aynı şey değil.Bir şeyleri ilk defa yüksek sesle söylediğinde onlara bakışın bile değişebilir.Şunu da söylemek isterim:Her şeyi tek başına çözmek zorunda değilsin.Herkes zaman zaman zorlanır.Herkes bazen ne hissettiğini tam olarak bilemez.Bu çok insani.Eğer son zamanlarda sen de böyle hissediyorsan, bunu görmezden gelmek yerine biraz yaklaşmayı deneyebilirsin.Kendine biraz daha alan açmayı…Kendini biraz daha duymayı…Belki de en çok ihtiyacın olan şey bu.Ve istersen, bu sürece birlikte de bakabiliriz.Bazen sadece konuşmak bile düşündüğünden daha iyi hissettirebilir.Belki de uzun zamandır sadece “devam etmeye” odaklandın.Durmadan, düşünmeden, hissetmeden…Çünkü durursan neyle karşılaşacağını bilmiyorsun.Ya da bildiğin için durmamayı seçiyorsun.Bu da çok anlaşılır.Bazen insan kendi içinden kaçmayı fark etmeden öğrenir.Kendini oyalayarak, sürekli bir şeylerle meşgul olarak, yalnız kalmamaya çalışarak…Ama ne kadar kaçarsan kaç, o his bir şekilde kendini hatırlatır.Sessiz bir anında, gece yatağa yattığında, ya da hiçbir şey yapmazken bir anda gelen o boşluk hissinde…Aslında o his bir düşman değil.Sana bir şey anlatmaya çalışan bir tarafın.Belki dinlenmek istiyorsun.Belki sınır koymak.Belki bir şeyleri değiştirmek…Ama önce bunu fark etmek gerekiyor.Kendine şu izni verebilir misin?Her zaman iyi olmak zorunda olmadığını, bazen kararsız, yorgun ya da sıkılmış hissedebileceğini kabul etmeyi…Ve bunu hemen düzeltmeye çalışmadan, biraz onunla kalmayı…Bu kolay bir şey değil.Ama gerçek bir temas genelde tam burada başlar.İnsan kendine yaklaşmaya başladığında, ilk başta biraz yabancı hissedebilir.Ama zamanla o yabancılık yerini daha tanıdık, daha sakin bir hisse bırakır.Belki de ihtiyacın olan şey, kendine daha yumuşak davranmak.Her şeyi çözmeye çalışmak yerine biraz anlamaya çalışmak.Kendine şu soruyu da sorabilirsin:“Şu an hissettiklerim bana ne anlatıyor olabilir?”Bazen cevap hemen gelmez.Ama bu soruyu sormak bile, kendinle kurduğun ilişkiyi değiştirmeye başlar.Eğer bu satırları okurken kendinden bir parça bulduysan, yalnız olmadığını bilmeni isterim.Ve bu hislerin, üzerine gidildiğinde değişebileceğini…Kendine küçük bir alan açmakla başlayabilirsin.Belki günde birkaç dakika, sadece kendinle kalmak…Belki hissettiklerini yazmak…Belki de sadece fark etmek…Küçük adımlar, düşündüğünden daha fazla şey değiştirebilir.Ve eğer bir noktada bunu tek başına yapmak zor gelirse, bu da çok normal.Bazen birinin eşlik etmesi, yolu daha anlaşılır ve daha hafif hale getirir.İstersen burada durmak zorunda değilsin.Kendine doğru atacağın her adım, aslında hayatına doğru atılmış bir adımdır.Ve belki de en önemlisi:İyi hissetmek, her şeyin mükemmel olmasıyla ilgili değildir.Kendini duyabilmekle ilgilidir.Dilediğinde, daha profesyonel şekilde ele almak istediğinde bunları eşlik etmek için burada olacağım.
Begüm KALFE 16.04.2026

✨ Her Şeyi Anlamak Zorunda Değilsin: Duygularla Temas Etmenin Unutulan Yolu

Bazen her şeyi anlamaya çalışırsın.Neden böyle hissediyorum?Bu duygu nereden geliyor?Bunu çözmem lazım.Zihnin durmadan çalışır. Analiz eder, parçalar, anlamlandırmaya uğraşır.Ama ne gariptir ki… ne kadar çok düşünürsen, o kadar uzaklaşırsın kendinden.Çünkü bazı şeyler düşünerek çözülmez.Bazı duygular, anlaşılmak istemez.Onlar hissedilmek ister.🧠 Anlamak Her Zaman İyileştirmez“Anlamak iyidir” fikriyle büyüdük.Ve evet, anlamak çoğu zaman yardımcıdır. Ama her zaman değil.Bazen anlamaya çalışmak, hissetmekten kaçmanın zarif bir yolu olabilir.Özellikle yoğun duygular söz konusu olduğunda zihin devreye girer ve şöyle der:“Bunu çözelim.”Ama aslında yaptığı şey şudur:Seni duygudan uzaklaştırmak.Çünkü hissetmek kontrol edilemezdir.Anlamak ise kontrol hissi verir.Ve insan, belirsizlikten çok kontrolde kalmayı tercih eder.🌊 Duygular Neden Bu Kadar Zor?Çünkü duygular düzenli değildir.Bir duygu geldiğinde:Mantıklı olmak zorunda değildirTutarlı olmak zorunda değildirAçıklanabilir olmak zorunda değildirBir anda üzgün hissedebilirsin.Ardından sebepsiz bir öfke gelebilir.Sonra bir boşluk…Zihin bunu sevmez. Çünkü zihin netlik ister.Ama duygular, netlikten çok akışla ilgilidir.Onlar gelir, yükselir ve geçer.Eğer izin verirsen.🌀 Kontrol Ettikçe Neden Sıkışıyoruz?Bir duyguyu kontrol etmeye çalıştığında aslında ona şu mesajı verirsin:“Sen burada olmamalısın.”Ama duygular kovuldukça daha çok ısrar eder.“Üzgün olmamalıyım” dediğinde, üzüntü büyür“Korkmamam lazım” dediğinde, kaygı artar“Güçlü olmalıyım” dediğinde, kırılganlık derinleşirÇünkü bastırılan her duygu içeride kalır.Ve içeride kalan hiçbir şey gerçekten sessiz değildir.🌿 Duyguların Bedendeki İzleriDuygular sadece zihinde yaşanmaz.Her duygu bedende kendine bir yer bulur.Kaygı:Nefesi hızlandırırGöğsü sıkıştırırÜzüntü:Omuzları düşürürEnerjiyi azaltırÖfke:Çeneyi sıkarKasları gererBu yüzden duygular sadece düşünülmez…hissedilir.Ama çoğu zaman bu hissi yarıda keseriz.Hissetmeden düşünmeye geçeriz.🎨 Hissetmek Neden Korkutucu?Çünkü hissetmek bilinmez bir alandır.Birçok insanın içinde şu korku vardır:“Eğer bu duyguyu hissedersem, içinden çıkamam.”Ama gerçek şu ki:Duygular, hissedildiklerinde hareket eder.Direnildiğinde ise sıkışır.Bir duygunun içinde kalmak, onun içinde kaybolmak değildir.Onun akmasına izin vermektir.🌸 Duygularla Temas Etmek Ne Demek?Duygularla temas etmek:Onları değiştirmeye çalışmadan fark etmekİyi ya da kötü diye etiketlemeden kabul etmekOnlara alan açmak demektirBu pasif bir süreç değildir.Oldukça cesaret gerektirir.Çünkü bu süreçte kontrol biraz gevşer.Ve çoğu insan için en zor şey tam olarak budur.🕊️ Küçük Bir Pratik: Dur ve HissetŞu an küçük bir şey deneyebilirsin:Gözlerini kapatNefesine odaklanKendine sor: “Şu an ne hissediyorum?”Sonra:“Bu duygu bedenimde nerede?”Göğsünde mi?Karnında mı?Boğazında mı?Cevabı değiştirmeye çalışma.Sadece onunla kal.🌀 İfade Etmek: Duygunun Yolunu AçmakDuygular sadece hissedilmek değil, ifade edilmek ister.Ama ifade etmek her zaman konuşmak değildir.Bazen:YazmakÇizmekHareket etmekçok daha derin bir kapı açar.Çünkü bazı duygular kelimelerden önce gelir.Ve sanat, bu noktada güçlü bir alan yaratır.🌬️ Duygular Geçici, Direnç KalıcıdırDuygular düşündüğünden daha kısa sürelidir.Ama onlara karşı geliştirdiğimiz direnç çok daha uzun sürer.Bir duyguya izin verdiğinde genellikle değişir.Ama bastırdığında kalır.Bu yüzden iyileşme, duyguları yok etmek değil…onların akmasına izin vermektir.🌿 Yavaşlamak: İyileşmenin Gözden Kaçan ParçasıBu süreçte sabırsızlık hissetmen çok normal.Çünkü içinde yaşadığımız dünya hız ister.Hızlı çözüm, hızlı iyileşme, hızlı sonuç…Ama duygular böyle çalışmaz.Duygular:Zamana ihtiyaç duyarAlana ihtiyaç duyarYavaşlığa ihtiyaç duyarBazen hiçbir şey yapmadan sadece hissetmek, en derin çalışmadır.Dışarıdan bakıldığında bu “hiçbir şey yapmamak” gibi görünür.Ama içeride çok şey olur.Ve çoğu zaman gerçek dönüşüm,tam da bu sessiz anlarda başlar.🌿 Kendinle Yeni Bir İlişki KurmakDuygularla temas etmek, kendinle ilişkini değiştirir.Artık kendine şöyle demeye başlarsın:“Bu duyguyu hissedebilirim”“Bu zor ama mümkün”“Bununla kalabilirim”Ve bu cümleler zamanla içsel bir güven yaratır.✨ Son SözHer şeyi anlamak zorunda değilsin.Bazen anlamaya çalışmak seni kendinden uzaklaştırır.Ama hissetmek… seni kendine yaklaştırır.Duyguların düşmanın değil.Onlar sana bir şey anlatmaya çalışıyor.Ve belki de uzun zamandır ilk kez…Onları susturmak yerineonlarla kalmayı seçebilirsin.Çünkü iyileşme bazen bir şeyi çözmekle değil,onunla kalabilmekle başlar.Ve belki de tam o anda,kendinle gerçekten temas etmeye başlarsın. 🌿✨Ve belki de en önemli farkındalık şu: Duyguların “doğru” ya da “yanlış” hali yoktur. Hissettiğin şey ne olursa olsun, o an için gerçektir ve bir anlam taşır. Kendine bunu hatırlatmak, içsel eleştirmeni yumuşatır. Çünkü çoğu zaman acıyı büyüten şey duygunun kendisi değil, o duyguya karşı verdiğimiz yargıdır. “Böyle hissetmemeliyim” dediğin her an, kendinden biraz daha uzaklaşırsın. Ama “Şu an böyle hissediyorum ve bu anlaşılabilir” dediğinde, kendine yaklaşmaya başlarsın. Ve bu yaklaşma, iyileşmenin en sessiz ama en güçlü adımlarından biridir. 🌿 🌿 Kendine gösterdiğin bu şefkat, zamanla içsel bir güvene dönüşür. Ve o güven, duygularınla savaşmak yerine onlarla birlikte yürüyebilmeni mümkün kılar, daha dengeli hissetmeni sağlar. 🌿Bazen duyguların yoğunluğu seni geri çekilmek istemeye itebilir. Bu da anlaşılır bir tepkidir. Böyle anlarda önemli olan, kendini zorlamak değil, kendine eşlik edebilmektir. Küçük temaslar yeterlidir: Biraz daha yavaş nefes almak, bulunduğun ortamı fark etmek, ayaklarının yere değdiğini hissetmek… Bunlar basit görünür ama sinir sistemine “şu an güvendeyim” mesajı verir. Ve güven hissi oluştuğunda duygular da yumuşamaya başlar. İyileşme çoğu zaman büyük farkındalıklardan değil, bu küçük ama düzenli temaslardan doğar. Kendine bu alanı tanımak, içsel dayanıklılığını sessizce güçlendirir.
Gülay TOKER 02.03.2026

✨ Beden Hatırlar: Travma Neden Sadece Zihinde Değildir?

Travmayı çoğu zaman bir hikâye gibi düşünürüz.Geçmişte olmuş, bitmiş, artık “geride kalmış” bir olay…“Evet, zor bir şey yaşadım ama geçti.”Peki gerçekten geçti mi?Eğer bazen hiçbir sebep yokken kalbin hızlanıyorsa…Eğer bir ses, bir koku ya da bir bakış seni aniden huzursuz ediyorsa…Eğer hayatın genel olarak yolunda olmasına rağmen içinde açıklayamadığın bir sıkışma hissi varsa…Belki de geçmemiştir.Belki de sadece şekil değiştirmiştir.Çünkü travma yalnızca zihinde saklanan bir anı değildir.Travma, bedenin içinde yaşamaya devam eden bir deneyimdir.🧠 Zihin Unutur, Beden HatırlarTravmatik bir olay yaşandığında bedenin önceliği “anlamak” değildir.Öncelik hayatta kalmaktır.Bu yüzden sinir sistemi otomatik olarak devreye girer ve şu tepkilerden birini seçer:SavaşKaçDonBu sırada beynin mantıklı düşünmeden sorumlu kısmı geri planda kalır. Yani o anda yaşadığın şeyi anlamlandırmak yerine, sadece tepki verirsin.Belki bağırmak istedin ama sustun.Belki kaçmak istedin ama kalmak zorunda kaldın.Belki hareket etmek istedin ama donakaldın.İşte bu “yarım kalan tepkiler” bedenin içinde kayıt altına alınır.Ve yıllar sonra bile beden, o anı unutmaz.🌊 “Geçti” Dediğin Şey Neden Hâlâ Etkiliyor?Birçok insan terapiye şu cümleyle gelir:“Ben artık o olayı düşünmüyorum ama hâlâ etkisindeyim.”Bu cümle aslında çok şey anlatır.Çünkü travma sadece hatırlamakla ilgili değildir.Travma, sinir sisteminin hâlâ o olaydaymış gibi çalışmasıdır.Bu yüzden kişi:Sürekli tetikte hissedebilirRahatlamakta zorlanabilirGüvende olsa bile güvende hissedemeyebilirMantık şöyle der: “Artık tehlike yok.”Ama beden şöyle der: “Emin değilim.”Ve çoğu zaman kazanan beden olur.🌀 Travma: Tamamlanmamış Bir Hikâye Değil, Tamamlanmamış Bir TepkiTravmayı bir anı gibi değil, tamamlanmamış bir hareket gibi düşün.Söylenememiş sözler…Ağlanamamış gözyaşları…İfade edilememiş öfke…Kaçılamamış bir durum…Bunların hepsi bedenin içinde “yarım kalır.”Bu yüzden bazen hiçbir sebep yokken:İçin daralırGözlerin dolarKasların gerilirNefesin sıkışırBeden aslında şunu yapmaya çalışıyordur:“Yarım kalan şeyi tamamlamak.”Ama biz genelde bunu anlamayız.Onun yerine bastırırız.🌿 Bastırmak Neden İşe Yaramaz?Çünkü bastırmak, yok etmek değildir.Bastırmak, sadece ertelemektir.Bir duyguyu hissetmemeye çalıştığında, o duygu kaybolmaz.Sadece daha derine gider.Ve çoğu zaman daha güçlü bir şekilde geri döner.Örneğin:Sürekli meşgul olma ihtiyacıAşırı düşünmeBedensel gerginliklerNedensiz yorgunlukBunların bazıları aslında bastırılmış duyguların bedenle konuşma şeklidir.Beden kelimelerle konuşmaz.Beden hislerle konuşur.🎨 Neden Sadece Konuşmak Yetmez?Konuşmak çok değerlidir.Anlamak, fark etmek, anlamlandırmak iyileşmenin önemli bir parçasıdır.Ama tek başına yeterli değildir.Çünkü travma sadece “anlatılan” bir şey değildir.Travma aynı zamanda “hissedilen” bir şeydir.Ve bazı şeyler kelimelere dökülemez.İşte bu yüzden beden odaklı çalışmalar önemlidir:Sanat terapisiHareket çalışmalarıNefes farkındalığıDuygusal ifade teknikleriBu yöntemler zihni biraz kenara alır ve doğrudan bedenle çalışır.Bazen bir resim, anlatılamayan bir duyguyu ortaya çıkarır.Bazen küçük bir hareket, yıllardır tutulmuş bir gerginliği çözer.Bu bir “bozulma” değil…Bu bir çözülmedir.🌸 Beden Ne Zaman Açılır?Beden zorlandığında değil…Güvende hissettiğinde açılır.Bu çok kritik bir nokta.Çünkü birçok insan iyileşmeye çalışırken kendini zorlar:“Artık geçmesi lazım.”“Bunu aşmalıyım.”“Güçlü olmalıyım.”Ama beden baskıyla değil, güvenle çalışır.Güvenli bir alan demek:Yargılanmadığın bir yerHızına saygı duyulan bir süreçZorlanmadan ilerleyebilmekBeden ancak “artık tehlike yok” dediğinde gevşer.🌬️ Sinir Sistemi ve Regülasyon: İyileşmenin AnahtarıTravmayı anlamanın bir diğer yolu da sinir sistemine bakmaktır. Sinir sistemi, bedenin iç dünyadaki trafik kontrol merkezidir. Tehlike algıladığında hızlanır, güven hissettiğinde yavaşlar.Travma yaşayan kişilerde bu sistem çoğu zaman dengesini kaybeder. Ya sürekli alarm halinde kalır ya da tamamen kapanır.Bu durum iki şekilde kendini gösterebilir:Aşırı uyarılma: kaygı, huzursuzluk, panikDüşük uyarılma: donukluk, boşluk hissi, kopuklukİyileşme, bu iki uç arasında esneklik kazanmakla ilgilidir.Buna “regülasyon” denir.Regülasyon, duyguları bastırmak değil…Duygularla birlikte kalabilmektir.💫 Küçük Bir Farkındalık DeneyiŞu an burada, bunu okurken…Kısa bir an dur.Omuzlarını fark etÇeneni fark etNefesini fark etKendine şu soruyu sor:“Şu an bedenimde en çok nerede bir his var?”Belki bir sıkışma…Belki bir ağırlık…Belki bir boşluk…Şimdi o bölgeye doğru nefes aldığını hayal et.Hiçbir şeyi değiştirmeye çalışma.Sadece alan aç.Çünkü iyileşme çoğu zaman büyük adımlarla değil,küçük temaslarla başlar.🌿 Son SözTravma sadece geçmişte kalan bir olay değildir.Travma, bedenin içinde yaşamaya devam eden bir izdir.Bu yüzden iyileşme de sadece düşünerek olmaz.İyileşme hissetmeyi de içerir.Zihin anlamak ister.Beden hissetmek ister.Ve gerçek dönüşüm, bu ikisi bir araya geldiğinde olur.Beden bazen kelimelerden daha eski bir dil konuşur.Ve bu dil sabır ister, yavaşlık ister, temas ister.Eğer uzun zamandır kendine şu soruyu soruyorsan:“Neden hâlâ böyle hissediyorum?”Belki de cevap şudur:Zihnin yoluna devam etti…ama bedenin hâlâ seni bekliyor.Ve belki de iyileşme,ilerlemek değil…geri dönüp kendine yeniden temas etmektir. Ve o temas, sandığından çok daha dönüştürücü olabilir. Bu yüzden kendine nazik ol, acele etme, bedeninin ritmini dinle. Her fark ettiğin duyum, her küçük temas, seni biraz daha kendine yaklaştırır ve içsel bütünlüğünü yeniden kurmana yardımcı olur. 🌿 Gülay TOKER
Gülay TOKER 25.02.2026