İçeriğe geç

Psikolojik Danışmada İlk Seans

Psikolojik Danışmada İlk Seans



Psikolojik danışma süreci, kapalı kapılar veya gizli çevrimiçi toplantılar ardında başlar, sürer ve sonlanır. Bazı gizemleri içinde barındırıyor olabilir. Bu nedenle de pek çok soru işareti hem sürece hem de sürecin içindeki karakterlere yönelik oluşabilir. Bu blog yazımda, sık karşılaştığım soruların bir kısmına yanıt vermeye çalışıyor olacağım.

Psikolojik danışma sürecinin ne olduğu, Psikolojik Danışmanın ve Psikoloğun kim oldukları, süreçten beklenmesi ve beklenmemesi gerekenler, doğru bilinen yanlışlar gibi farklı başlıklara değinme gayretindeyim.

Eğer bu soruların dışında ek bir sorunuz var ise; “soru sor” butonundan bana ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim! 😊


Psikolojik Danışma Nedir? Psikolojik Danışman Kimdir? Psikolog Kimdir?

Psikolojik Danışman; 4 yıllık Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü başarıyla tamamlayan ruh sağlığı profesyonelidir. Lisans eğitimlerinde psikolojik danışma kuram ve uygulamaları kapsamında süpervizyon destekli eğitim alır. Özel eğitim kurumlarında, aile danışmanlık merkezlerinde, kamuda, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev alabilir, bağımsız olarak çalışabilir.

Psikolog; 4 yıllık Psikoloji bölümünü başarıyla tamamlayan ruh sağlığı profesyonelidir. İnsan davranışını anlama ve açıklamayı temele alan eğitimlerden geçerler. Psikoterapiye yönelik teorik ve uygulamalı eğitimlerini tamamladıklarında psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirebilir. Aile danışmanlık merkezlerinde, kamuda, eğitim kurumlarında ve özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde görev alabilir, bağımsız olarak çalışabilir.

Psikolojik Danışma; psikolojik danışman ile danışan arasında profesyonel bir ilişkinin kurulduğu, danışanın iyiliğinin ve faydasının gözetildiği bir etkileşim sürecidir. Amerikan Psikolojik Danışma Derneği’nin tanımına göre ise; psikolojik danışma, farklı özelliklere sahip birey, aile ve grupları ruh sağlığı, iyilik hali, eğitim ve kariyer amaçlarına ulaşmaları yolunda yetkinleştiren profesyonel bir ilişkidir.”


Psikolojik Danışmaya Dair Doğru Bilinen Yanlışlar

  • Psikolojik danışma, kendimizi tanımanın ve iyileşmenin yegâne yoludur.

Hayır, kendimizle ilgili farkındalıklar kazanmamızın ve yaralarımıza bakım vermemizin pek çok yolu vardır. Psikolojik danışma daha çok bu yolları da kapsayan, hem bir alan hem bir yol haritası olarak görülebilir.

  • Psikolojik destek alıyor olmak, iyileşmek için yeterlidir.

Hayır, psikolojik danışma bir süreçtir ve bu süreçte danışanın aktif katılımı, gönüllülüğü gerekmektedir. Seanslarda sadece bulunuyor olmak, dönüşümü desteklemeyecektir.

  • Psikolojik danışma, sadece sohbetten ibarettir.

Hayır, sohbetler karşılıklı paylaşımı ve iyiliği gözetir. Psikolojik danışma seanslarında odak, danışan ve danışanın anlattıklarındadır.

  • Psikolojik danışma sürekli bana destek olarak beni zayıflatabilir.

Tam aksine, psikolojik danışma süreci bireysel güçlenmeyi hedefler ve amacı her zaman iyi hissettirmek değildir. Aksine, bazı seansların içerikleri bizim için bir miktar rahatsızlık verici unsurlar barındırabilir.


İlk Seansta Neler Olur?

İlk seans, eğer öncesinde bir ön görüşme yapılmadıysa, psikolojik danışmanın ve danışanın ilk kez doğrudan etkileşime girmesiyle başlar. Yaklaşımlara göre farklılıklar içerebilir.

Bu seans, iki taraf için de bir miktar kaygıyı içinde barındırıyor olabilir ve bu oldukça normaldir.

  • İlk seansta psikolojik danışman kendi akademik ve mesleki geçmişinden, etkilendiği yaklaşımlardan ve psikolojik danışma sürecinin çerçevesinden bahseder. Sürecin etkililiği ve güvenliği açısından hem danışanın hem psikolojik danışmanın uyması gereken bazı ilkeler ve kurallar vardır. Anlatılanların ve kimliğin gizliliği, seansların süresi, gönüllülük esası, ücretlendirme ve ödeme planı, seans dışında iletişim kurulması, süreci sonlandırmayı gerektiren durumlar gibi başlıklar bu aşamada ele alınabilir ve netleştirilmesi gereken noktaların üzerinde durulabilir.
  • Ardından psikolojik danışman, danışanın yaşam öyküsünü dinlemeye koyulur.
  • Zaman zaman danışanlar “ne anlatacaklarını bilmedikleri” düşüncesiyle kaygılanabilirler ve elbette bu da oldukça normaldir. Böyle zamanlarda psikolojik danışmandan bir çerçeve çizmesi talep edilebilir veya yaklaşıma bağlı olarak danışmandan yönlendirme istenebilir. Psikolojik danışman, kendi yaklaşımı doğrultusunda, danışanın yaşamının belli başlı dönemlerine ve alanlarına odaklanarak süreci devam ettirebilir.
  • Psikolojik danışman; yakın olduğu yaklaşımı çerçevesinde danışana birtakım sorular yöneltebilir. Örneğin; yalnızca yaşanan problem ve şimdiye kadarki çözüm girişimleri, çocukluk yaşantıları, problemle kurulan ilişki, problemin yaşamdaki işlevi, aile öyküsü, danışanın güçlü yönleri ve kaynakları gibi farklı başlıklar, farklı ekollerin ilgi odağında olabilir. Elbette psikolojik danışman; hepsini mümkün olduğunca kapsayan bir yaklaşımı da benimsemiş olabilir.
  • Sürece dair hedeflerin üzerinde durulur ve bu hedeflerin ulaşılabilir, gerçekçi ve somut olmasına özen gösterilir. Bu kısım, sürecin etkililiğinin değerlendirilebilmesi açısından çok önemlidir ve bazen birden fazla seans sürebilir.
  • İlk seansın sonunda, eğer ödevlendirme yapılmasına karar verilmişse ödevler üzerine anlaşmalar yapılabilir. Sonraki seansın planlamasına geçilebilir ve, tekrardan, psikolojik danışmanın yaklaşımı farklı bir noktayı gerektirmiyorsa seans sonlandırılabilir.


İlk Seansta Neler Beklenebilir?

Her seans gibi ilk seansta beklenebilecekler ve beklenemeyecekler; ruh sağlığı profesyonelinin yaklaşımına, danışanın ihtiyacına göre değişkenlik gösterebilir.

  • Psikolojik danışmanla ve süreçle ilgili ilk izlenimlerin oluşması beklenebilir. Bu izlenimler, bazı soruları doğurabilir ve seanslar da bu sorularınızı sormanız için biçilmiş kaftandır.
  • Öz farkındalığa giden yolda, özellikle ilk kez psikolojik destek alıyorsak, bir miktar kaygının oluşması beklenebilir. Kendimizi şimdilik yabancı olan bir insana açıyor olmak, tüm odağın bizim üzerimizde olması ve “mercek altına alınmış gibi” hissetmek… Elbette başlangıçta kaygı verebilir. 😊
  • (Ekolden ekole değişiyor olsa da) Aile, isim, romantik ilişki, sosyal yaşam, akademik, kariyer, psikolojik destek girişimleri, sağlık alanlarını da içeren öykümüze dair soru yağmuruna tutulmak beklenebilir. Bazen de psikolojik danışman büyük bir sükunetle, seansın gidişatını danışanının akışına bırakabilir.
  • Hikâyemize dışarıdan bir gözle baktığımızda, mikro düzeyde farkındalıklar yaşamak beklenebilir. Sık sık tekrarladığımız isimler, ihtiyaçlar, engeller bu noktada bize bazı alanları işaret edebilir.
  • Sonraki seansla ilgili ödevlendirmeler beklenebilir. Bu ödevlendirmeler duygu günlüğü tutmak, ölçek doldurmak, düşünceleri kaydetmek gibi çeşitlendirilebilir.


İlk Seansta Neler Beklenmez?

  • Derdimize derman olacak sihirli sözcükler beklenmez; çünkü bu sözcükler aslında hiç var olmamıştır. Keşşşşşke olsa.
  • Arka arkaya yaşanan aydınlanma anları beklenmez. Elbette belli başlı farkındalıklar oluşabilir; ancak çoğunlukla “ışık yanma” anları bu seansta gerçekleşmez. İstisnaları bulunabilir, insan etkileşiminden bahsediyoruz 😊.
  • Üç seans sonrasında neler olacağının netleşmesi beklenmez; yapılandırılmış seanslarda dahi birkaç seans sonrasında bizi nelerin beklediğini söylemek kolay değildir. Öyle ki; yaşamın bize neler getireceğini bilemiyoruz. Belki de ileriyi berrak bir şekilde görmeye dair güçlü isteğimiz üzerine konuşmalıyız 😊.
  • Problemimizi tüm detaylarıyla çözümlemek ve problemimizin detaylarına inmemiz beklenmez. Ele aldığımız konu günlük yaşamımızı ve ruh hâlimizi böylesine yakından etkiliyorken, onu sadece bir seansta ele alıp çözmeye çalışmak, şimdiye kadarki deneyimlerimize haksızlık olabilir.
  • Hayal kırıklığı yaratan bir gerçek: Tavsiye beklenmez. Tavsiye genellikle hiçbir zaman beklenmez; çünkü tavsiye ve öneriler kişisel görüşleri içinde barındırabilir. Psikolojik danışman ise -her ne kadar kişisel özelliklerinden çok fazla şey de öğreniyor olsa- profesyonel kimliğiyle seansta bulunmaktadır ve bilimsel bilgiler ışığında danışanına destek olmaya çalışmaktadır. Bu destek de danışanın kendi kaynaklarını, koşullarını, değerlerini keşfetmesi ve bu yönde karar verme cesaretini desteklemeyi içerir.



***Kapak fotoğrafı Uzman Psikolog Evrim Dursun'un web sitesinden alınmıştır.

Yayınlanma: 11.05.2024 23:29

Son Güncelleme: 13.02.2025 20:38

#online terapi#online psikolojik destek#çevrimiçi terapi#çevrimiçi psikolojik danışmanlık#psikolojik danışman#psikolojik danışma
Psikolog

Zeynep

UYUMAZER ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

11 Yorum
Değersizlik / Boşluk Hissi
Özgüven / Yetersizlik Hissi
Mesleki Performans Kaygısı
Mobbing (İş Yerinde Psikolojik Baskı)
+4
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

İyi Hissetmenin Yolu: Zihnimizle Başlayan Yolculuk

Hayat bazen öyle bir noktaya gelir ki, sabahları yataktan kalkmak bile imkânsız görünür. İçimizi kaplayan umutsuzluk, sanki kalbimize beton dökülmüş gibi ağırdır. İnsan, böyle zamanlarda en çok şunu düşünür: “Benimle ilgili bir sorun var. Asla toparlanamayacağım.” Bu düşünceler öylesine gerçekmiş gibi gelir ki, ruh halimiz tamamen onların esiri olur.Oysa duygularımızı şekillendiren şey yaşadığımız olaylardan çok, onlara yüklediğimiz anlamdır. Hepimiz biliyoruz: Aynı olaya farklı insanlar farklı tepkiler verebiliyor. Bir iş görüşmesinden olumsuz dönüt almak, kimi için “Ben değersizim” düşüncesini doğururken, başka biri için “Belki de bana daha uygun bir fırsat vardır” şeklinde yorumlanabiliyor. İşte bu fark, zihnimizin bize neler söylediğiyle ilgili.Düşünceler Duygularımızı Nasıl Şekillendiriyor?Zihnimiz sürekli konuşur. Bu iç ses, çoğu zaman otomatik ve fark edilmeyen düşünceler üretir. Eğer bu düşünceler yargılayıcı, karamsar ve katıysa, ruh halimiz de aynı doğrultuda ağırlaşır. “Hata yaptım, demek ki başarısızım” ya da “Beni kimse sevmeyecek” gibi inançlar, gerçekliğin kendisi değil; zihnimizin çarpıttığı yorumlardır.Psikolojide buna bilişsel çarpıtma denir. Hepimiz zaman zaman bu çarpıtmaların tuzağına düşeriz. “Ya hep ya hiç” tarzında düşünmek, tek bir olumsuz olaydan tüm hayatı genellemek, ya da başkalarının düşüncelerini tahmin edip buna inanmak… İşte bu kalıplar, farkına varmadan depresyonu ve kaygıyı besleyen unsurlardır.“Pozitif Düşün” Yeterli mi?Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var: İyi hissetmek, yalnızca kendinize “Pozitif ol!” demekle mümkün değil. Çünkü derinleşmiş kaygı ve depresyon, iradeyle bastırılabilecek bir şey değil. Önemli olan, olumsuz düşünceleri görüp onlara meydan okumayı öğrenmek.Örneğin, “Her şey kötüye gidiyor” düşüncesini ele alalım. Bunu sorgulamadan kabul ederseniz, umutsuzluk duygusu ağırlaşır. Ama aynı düşünceye şöyle yaklaşabilirsiniz: “Şu anda zorlanıyorum, evet. Ama geçmişte de zor zamanlar yaşadım ve onların üstesinden geldim. Demek ki bu da geçebilir.” İşte bu yeniden çerçeveleme, karanlığın ortasında küçük bir ışık yakar. Küçük adımlar birikir ve zamanla ruh halinizde belirgin bir iyileşme yaratır.Araştırmalar Ne Söylüyor?Araştırmalar bize gösteriyor ki depresyon sadece genetik ya da kimyasal bir dengesizlikten ibaret değil. Elbette biyolojik faktörler rol oynayabilir; ancak çoğu zaman asıl belirleyici olan, yaşadıklarımızı nasıl anlamlandırdığımızdır. İki insan aynı zorlukla karşılaşabilir, fakat biri bunu “Ben tamamen başarısızım” diye yorumlarken, diğeri “Zor bir süreçten geçiyorum ama bu benim değerimi belirlemez” diyebilir. Bu farklılık, duygusal deneyimi kökten değiştirir. Yani sorun, “Ben böyleyim, değişmem imkânsız” inancı değil; zihnimizin yıllar içinde otomatikleşmiş düşünce kalıplarındadır.İyi haber şu ki, bu kalıplar öğrenilmiş olduğuna göre değiştirilebilir de. Zihnimiz tıpkı kaslarımız gibi esnektir; doğru egzersizlerle daha güçlü ve dengeli hale gelebilir. Olumsuz düşünceleri fark edip sorgulamayı öğrendiğinizde, beyninizin duyguları işleme biçimi de değişmeye başlar. Hatta yapılan çalışmalar, terapiyle kazanılan bu yeni düşünce alışkanlıklarının beyin kimyasında da olumlu değişiklikler yarattığını gösteriyor. Yani sadece ruh haliniz değil, biyolojik düzeyde de iyileşme mümkün. Bu, umudu gerçek bir zemine oturtan en güçlü bulgulardan biridir.Terapi Neden Önemli?İnsanın kendi zihnini yakalaması kolay değildir. Hele ki depresyonun ortasındayken, düşünceler öyle ikna edici gelir ki, çıkış yolu göremezsiniz. İşte bu yüzden profesyonel destek, iyileşmenin en güçlü adımlarından biridir.Terapi yalnızca teknik öğretmekten ibaret değildir. Asıl önemli yanı, güvenli bir alan yaratmasıdır. Bir terapistin yanında, en derin kaygılarınızı ve en karanlık düşüncelerinizi yargılanmadan paylaşabilirsiniz. O anlarda, aslında tek başınıza olmadığınızı fark edersiniz. Bu, iyileşmenin kalbinde yatan en büyük ihtiyaçtır: anlaşılmak.İyileşme Gerçekten Mümkün mü?Birçok insan, depresyonun ya da kaygının sonsuza kadar süreceğini sanır. “Bende bir bozukluk var, asla düzelmeyecek” düşüncesi sıkça duyduğum bir cümle. Oysa doğru yöntemlerle depresyondan ve yoğun kaygıdan çıkış mümkündür. Üstelik bu iyileşme sadece geçici bir düzelme değil, uzun vadeli bir değişim de olabilir.Zihnimiz esnektir. Nasıl ki yıllar boyunca olumsuz düşünceleri alışkanlık haline getirdiysek, aynı şekilde daha dengeli ve gerçekçi düşünceleri de öğrenebiliriz. Bu da duygularımızı dönüştürür. Tıpkı kaslarımız gibi, zihnimiz de çalıştıkça güçlenir.Yalnız DeğilsinizEğer şu anda kendinizi çıkmazda hissediyorsanız, bu sadece sizin başınıza gelmiyor. Dünyada milyonlarca insan benzer duygularla mücadele ediyor. Fakat çoğu, yardım istemekten çekiniyor. Oysa yardım istemek bir zayıflık değil; aksine, cesur bir adımdır. Karanlığın ortasında “Artık dayanamıyorum” diyen ses, aslında iyileşme isteğinin işaretidir.Şunu bilmenizi isterim: Depresyon ya da kaygı sizi tanımlamaz. Siz bu duyguların toplamından çok daha fazlasısınız. İyileşme süreci, kendi içinizdeki gücü yeniden keşfetmenize yardımcı olur. Ve evet, şu an ne kadar ağır olursa olsun, bulutlar bir gün dağılır ve güneş yeniden görünür.Şunu da unutmamak gerekiyor: İyileşme süreci bazen inişli çıkışlı olabilir. Bir gün kendinizi çok güçlü hissederken, ertesi gün aynı karamsar düşünceler geri gelebilir. Bu, sürecin normal bir parçasıdır. Tıpkı yürümeyi öğrenen bir çocuğun sık sık düşüp yeniden kalkması gibi… Önemli olan, her düşüşten sonra tekrar ayağa kalkmayı seçebilmektir. Her küçük adım, gelecekte daha sağlam bir duruşa dönüşür.Unutmayın: Kendinizi iyi hissetmek, kimseye değil, yalnızca size karşı bir borcunuzdur. Bazen en zor gelen şey, ilk adımı atmaktır. Ama o ilk adım, hayatınızı değiştirecek sürecin başlangıcıdır.Eğer hazırsanız, bir terapistle görüşmeye başlamak, zihninizi yeniden eğitmek ve yaşamınıza yeni bir bakış açısı katmak için atabileceğiniz en değerli adımdır. İçinizden “Benim için çok geç” diye düşünüyorsanız, işte tam da o düşünce, dönüşümün başlayacağı noktadır. Çünkü değişim ihtimali, en karanlık anlarda bile vardır.
Funda AKYOL 19.08.2025