İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Sude ALTUN GÜNDOĞDU
  3. Blog Yazıları
  4. Panik Atakları Anlamak ve Yönetmek: Şema Terapinin Rolü

Panik Atakları Anlamak ve Yönetmek: Şema Terapinin Rolü

Panik Atakları Anlamak ve Yönetmek: Şema Terapinin Rolü


Panik Atak Nedir?

Panik atak, aniden ortaya çıkan ve kişinin yoğun korku, kaygı ve fiziksel rahatsızlık hissettiği bir durumdur. Genellikle belirgin bir sebep olmadan, beklenmedik bir şekilde meydana gelir ve kişinin hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Panik atak yaşayan bir kişi, çoğu zaman ölüm korkusu, kontrolünü kaybetme hissi veya "çıldırıyorum" düşüncesiyle mücadele eder.


Panik Atağın Belirtileri

Panik atak, hem fiziksel hem de duygusal belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler arasında şunlar bulunur:

Fiziksel Belirtiler:

  • Kalp çarpıntısı veya hızlanmış kalp atışı
  • Nefes darlığı veya boğuluyormuş gibi hissetme
  • Terleme, titreme
  • Göğüs ağrısı veya sıkışma hissi
  • Baş dönmesi, sersemlik veya bayılacakmış gibi hissetme
  • Karın ağrısı veya mide bulantısı
  • Vücudun uyuşması veya karıncalanma

Duygusal Belirtiler:

  • Gerçek dışı bir şeyler yaşanıyormuş gibi hissetme (derealizasyon)
  • Kendini bedeninden ayrılmış gibi hissetme (depersonalizasyon)
  • Kontrolü kaybetme veya akıl sağlığını yitirme korkusu
  • Ölüm korkusu

Bu belirtiler, genellikle panik atağın zirveye ulaştığı 10 dakika içinde yoğunlaşır ve sonrasında yavaş yavaş azalmaya başlar. Ancak atak sona erdikten sonra bile kişi, yeniden bir atak geçirme korkusuyla günlerini geçirebilir. Bu, hayat kalitesini olumsuz etkiler ve sosyal, mesleki veya kişisel işlevsellikte düşüşe yol açabilir.


Panik Atak ve Anksiyete Bozukluğu Arasındaki Fark

Panik atak, bir semptom veya durum olarak değerlendirilebilirken, anksiyete bozukluğu daha geniş bir kavramdır. Panik atak, anksiyete bozukluğunun bir parçası olabilir ancak tek başına da ortaya çıkabilir. Örneğin, panik bozukluğu olan kişiler sık sık ve beklenmedik şekilde panik ataklar yaşarken, genelleşmiş anksiyete bozukluğu olan kişiler sürekli bir kaygı hali içindedir.


Panik Atakların Yaşam Kalitesine Etkisi

Panik ataklar, kişinin hayatında ciddi kısıtlamalara neden olabilir. Atak yaşama korkusuyla bireyler:

  • Sosyal ortamlardan kaçınabilir,
  • İşlerini veya günlük sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanabilir,
  • Sürekli bir "tehdit altında olma" hissiyle baş etmek zorunda kalabilir.

Bu korkular zamanla, "agorafobi" adı verilen bir duruma yol açabilir. Agorafobi, kişinin atak yaşama ihtimaline karşı, yalnız kalmaktan veya kalabalık yerlere gitmekten kaçınmasıyla sonuçlanır.



Panik Atağın Kökenine İniş – Şemalar Neden Önemli?

Panik ataklar genellikle beklenmedik anlarda ortaya çıkar gibi görünse de, bu durumun kökleri, bireyin yaşamındaki derin duygusal yaralara ve öğrenilmiş düşünce kalıplarına dayanabilir. İşte bu noktada şema terapinin temel kavramları devreye girer. Şema terapide, panik atakların altında yatan tetikleyici şemalar ve bireyin temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması önemli bir yer tutar.


Şema Nedir?

Şemalar, bireyin çocukluk ve erken yaşam deneyimlerine dayanan, hayat boyu devam edebilen düşünce, duygu ve davranış kalıplarıdır. Şemalar, bir anlamda dünyayı nasıl algıladığımızı ve olaylara nasıl tepki verdiğimizi şekillendiren "zihinsel haritalar"dır.

Bir çocuk, temel duygusal ihtiyaçları olan:

  • Güvenlik,
  • Sevgi ve kabul,
  • Özgürlük ve otonomi,
  • Sınırların belirlenmesi gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılayamazsa, bu durum birtakım sağlıksız şemaların gelişmesine neden olabilir.


Panik Atakları Tetikleyen Şemalar

Panik atakların kökeninde, sıklıkla aşağıdaki gibi şemalar yer alabilir:

Dayanıksızlık/Tehlike Şeması:

Bu şema, bireyin dünya karşısında kendini kırılgan ve güvensiz hissetmesine neden olur. Panik atak geçiren kişilerde sıklıkla "Her an kötü bir şey olabilir!" gibi felaketleştirici düşünceler görülür.

Terk Edilme Şeması:

Bu şema, kişinin sevdiklerini kaybetme veya yalnız kalma korkusuyla hareket etmesine yol açar. Terk edilme korkusu, duygusal yoğunluğu artırarak panik atağı tetikleyebilir.

Kusurluluk/Utanç Şeması:

Kişi kendini yetersiz, değersiz veya sevilmeye layık olmayan biri olarak algıladığında, yoğun kaygılar yaşayabilir. Bu kaygılar, "Herkes benim zayıflıklarımı görecek!" gibi düşüncelerle birleşerek bir atağı tetikleyebilir.

Onay Arayıcılık Şeması:

Başkalarının beklentilerini karşılamaya odaklanan bireyler, onay alamama korkusuyla yoğun kaygılar yaşayabilir. Bu, özellikle sosyal ortamlarda panik atak riskini artırabilir.


Şemalar ve Panik Atak İlişkisi

Şemalar, bireyin düşünce ve davranışlarını otomatik olarak yönlendirir. Örneğin, bir birey tehlike algısını aşırı büyüten bir şemaya sahipse, günlük yaşamda karşılaştığı bir olayda bu şema tetiklenebilir. Bu tetiklenme, fiziksel belirtilerle birlikte yoğun kaygıyı başlatır ve sonucunda panik atağa dönüşebilir.

Bir örnek üzerinden açıklayalım:

  • Olay: Kişi toplu taşımada sıkışık bir ortamda bulunuyor.
  • Şema: "Bu ortam tehlikeli, burada bir şey olursa kimse bana yardım edemez."
  • Sonuç: Kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve kontrolü kaybetme hissiyle panik atak başlar.


Şemalar Nasıl Oluşur?

Şemalar, çoğunlukla çocukluk döneminde tekrarlayan olumsuz deneyimlerle şekillenir. Örneğin:

  • Sürekli eleştirilen veya aşağılanan bir çocuk, kusurluluk şeması geliştirebilir.
  • Ailesi tarafından yeterince korunmayan bir çocuk, dayanıksızlık şeması geliştirebilir.
  • Sevgi ve ilgi göremeyen bir çocuk, terk edilme şeması geliştirebilir.

Bu şemalar, bireyin yetişkinlik döneminde, benzer bir durumla karşılaştığında aktive olabilir ve yoğun duygusal tepkilere neden olabilir.


Panik Atağın Kökenine İniş – Şema Terapinin Önemi

Panik atakları anlamak ve yönetmek için şemaları fark etmek çok önemlidir. Şemaların neden olduğu düşünce kalıplarını ve duygusal tepkileri fark etmek, bireyin kendi tetikleyicilerini anlamasını sağlar. Şema terapi, bireylerin bu sağlıksız kalıpları fark etmesine, yeniden değerlendirmesine ve daha sağlıklı düşünce ve davranış biçimleri geliştirmesine yardımcı olur.



Şema Terapi Nedir ve Nasıl Çalışır?

Panik atakların tedavisinde şema terapi, bireyin yaşadığı sorunların temelindeki derin yapıları anlamayı ve bu yapılar üzerinde çalışmayı hedefleyen etkili bir yaklaşımdır. Şema terapi, bireyin çocukluk döneminde şekillenmiş olan sağlıksız şemalarını fark etmesine ve bu şemaların hayatındaki etkilerini dönüştürmesine odaklanır.


Şema Terapinin Temel Kavramları

Şemalar:

Şemalar, kişinin çocukluk döneminden itibaren şekillenmeye başlayan, hayatını yönlendiren düşünce, duygu ve davranış kalıplarıdır. Şema terapi, bu kalıpların fark edilmesi ve dönüştürülmesini amaçlar.

Modlar:

Modlar, bireyin belirli bir anda sergilediği duygusal ve davranışsal tepkileri ifade eder. Bir anlamda, şemaların hayata geçiş biçimidir. Şema terapide sıkça karşılaşılan modlar şunlardır:

  • Kırılgan/Üzgün Çocuk Modu: Güvende hissetmeyen, korkmuş veya terk edilmiş hisseden yanımızdır.
  • Öfkeli Çocuk Modu: İhtiyaçları karşılanmayan yanımızın tepkisel ve öfkeli halidir.
  • Sağlıklı Yetişkin Modu: Şemaları yönetebilen, dengeli ve sağlıklı bir durumu temsil eder.

Temel Duygusal İhtiyaçlar:

Şema terapi, bireyin temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanmamasının şemalara neden olduğunu savunur. Bu ihtiyaçlar arasında şunlar yer alır:

  • Sevgi, kabul ve aidiyet
  • Güvenlik ve korunma
  • Özgürlük ve özerklik
  • Gerçekçi sınırlar ve özdenetim


Şema Terapide Panik Ataklara Yaklaşım

Panik atak yaşayan bireylerde şema terapi, şu adımlarla çalışır:

Şemaların ve Modların Belirlenmesi:

Terapist, bireyin panik ataklarını tetikleyen şemaları ve modları tanımlamaya yardımcı olur. Örneğin:

  • Dayanıksızlık/Tehlike Şeması: "Dünya tehlikeli bir yer ve ben bu tehlikelerle baş edemem."
  • Kusurluluk/Utanç Şeması: "Yetersizim ve insanlar bunu fark edecek."

Şemaların Kaynağını Anlamak:

Bu adımda, bireyin çocukluk deneyimleri incelenir. Örneğin, aşırı korumacı bir ailede büyüyen bir birey, dış dünyayı tehlikeli algılayabilir ve bu durum panik ataklara neden olabilir.

Sağlıklı Yetişkin Modunu Güçlendirmek:

Sağlıklı yetişkin modu, bireyin şemalarını ve modlarını yönetmesine yardımcı olur. Bu mod, bireyin kendine şefkat göstermesini, panik atak anında sakin kalmasını ve durumu objektif bir şekilde değerlendirmesini sağlar.

Yeniden Yapılandırma Çalışmaları:

Şema terapide, bireyin sağlıksız şemaları ve düşünce kalıpları yeniden yapılandırılır. Terapist, bilişsel ve duygusal teknikler kullanarak bireyin daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmesine yardımcı olur.

Deneyimsel Teknikler:

Görselleştirme, sandalye çalışması gibi tekniklerle bireyin şemalarıyla yüzleşmesi sağlanır. Örneğin, birey çocukluk dönemindeki korkularını yeniden gözden geçirerek şemalarının etkisini azaltabilir.


Şema Terapinin Panik Ataklar Üzerindeki Etkisi

Şema terapi, panik atakların yalnızca semptomlarını değil, bu durumun altında yatan temel nedenleri ele alır. Birey, şemalarını fark ettikçe ve dönüştürdükçe:

  • Panik atağı tetikleyen düşüncelerini daha iyi yönetebilir.
  • Kendi ihtiyaçlarını daha sağlıklı yollarla karşılayabilir.
  • Kendini daha güçlü ve dayanıklı hissedebilir.


Şemaların Fark Edilmesi ve Yeniden Yapılandırılması

Panik atakları anlamanın ilk adımı, bu atakları tetikleyen şemaları fark etmektir. Şema terapide, bireylerin geçmişteki duygusal yaraları ve bu yaraların şemalar şeklinde nasıl şekillendiği üzerinde durulur. Panik ataklar, çoğunlukla şu tür şemalarla ilişkilidir:

  • Dayanıksızlık/Tehlike Şeması: "Dünya tehlikeli bir yer ve ben bunu başaramam."
  • Terk Edilme Şeması: "Kimse beni sevmez, yalnız kalırım."
  • Kusurluluk/Utanç Şeması: "Yetersizim ve bunu başkaları da fark edecek."

Bu şemalar fark edildikten sonra, terapist ve birey birlikte, bu şemaların geçmişteki deneyimlerle nasıl ilişkilendirilebileceğini keşfederler. Örneğin, geçmişte sürekli olarak dışlanmış veya küçümsenmiş bir çocuk, yetişkinlikte terk edilme korkusuyla panik ataklar yaşayabilir.


Sağlıklı Yetişkin Modunun Güçlendirilmesi

Şema terapinin bir diğer önemli adımı, bireyin sağlıklı yetişkin modunu güçlendirmektir. Sağlıklı yetişkin modu, şemaların ve modların etkilerini yönetebilen, dengeyi sağlayan bir içsel kaynaktır.

Bu mod, bireyin:

  • Şemaları fark etmesini,
  • Duygusal ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde karşılamasını,
  • Panik ataklar sırasında sakin kalabilmesini sağlar.

Sağlıklı yetişkin modu, panik atak anında devreye girerek, "Bu sadece bir düşünce, gerçek değil," gibi düşüncelerle bireyin aşırı kaygıyı dengelemesine yardımcı olur. Terapist, bu modun güçlenmesi için bireye çeşitli bilişsel ve deneyimsel teknikler sunar. Örneğin, bir panik atak sırasında derin nefes alma veya rahatlatıcı görselleştirmeler yapma gibi teknikler, sağlıklı yetişkin modunun etkili bir şekilde devreye girmesini sağlar.


Günlük Hayatta Uygulanabilecek Şema Terapi Teknikleri

Panik ataklarla başa çıkabilmek için şema terapide kullanılan bazı teknikler, günlük hayatta da kolayca uygulanabilir:

Farkındalık ve Fark Etme:

Panik atak başlamadan önce, şema terapistinin önerdiği farkındalık egzersizleriyle, birey panik atakları tetikleyebilecek düşünceleri fark edebilir. Örneğin, bir kişi "Yine yalnız kalacağım" gibi bir düşünceyle paniklemeye başladığında, bunu fark etmek ve daha sağlıklı bir alternatif düşünce geliştirmek önemlidir.

Alternatif Düşünceler Üretme:

Şema terapide, bireylerin olumsuz düşünceleri daha sağlıklı düşüncelerle değiştirmesi teşvik edilir. "Burada kalmak tehlikeli olabilir" düşüncesi yerine, "Bu durumda kontrolümü kaybetmem mümkün değil" gibi düşünceler geliştirilir.

Görselleştirme Teknikleri:

Birey, panik atak esnasında rahatlatıcı bir yer veya durum hayal edebilir. Örneğin, bir plajda dinlenme ya da doğada yürüyüş yapma gibi, zihinsel olarak güvenli bir yer yaratmak, anksiyetenin azalmasına yardımcı olabilir.

Duygusal Şemaların Yüzleşme:

Panik atakların altında yatan duygusal şemalarla yüzleşmek de önemlidir. Terapist, bireye geçmişteki yaralı çocuk modunu anlaması ve bu modu güvenli bir şekilde kabul etmesi için rehberlik eder. Bu, kişinin şemalarının gücünü azaltır ve daha sağlıklı bir bakış açısı geliştirmesini sağlar.


Şema Terapi ile İleriye Yönelik Adımlar

Panik atakların tedavisinde şema terapi, yalnızca semptomları değil, aynı zamanda bu semptomların nedenlerini de ele alır. Şema terapinin amacı, panik atakları tamamen ortadan kaldırmak değil, bunları tetikleyen şemaları dönüştürerek, daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemektir. Bireyler, terapi sürecinde öğrendikleri becerilerle, panik atakları daha az sıklıkla ve daha az yoğunlukla deneyimlemeye başlarlar.



Şema terapi, panik atakların tedavisinde derinlemesine bir yaklaşım sunar. Bu terapi, panik atakları yalnızca geçici semptomlar olarak ele almak yerine, bu semptomların temelindeki şemaları, yani kişinin geçmişteki duygusal deneyimlerinden kaynaklanan düşünce ve davranış kalıplarını anlamaya çalışır. Şema terapinin amacı, bireylerin bu sağlıksız şemaları fark etmeleri ve dönüştürmeleri yoluyla, panik ataklarla daha sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmelerini sağlamaktır.

Panik atakları tetikleyen yaygın şemalar, güven eksikliği, terk edilme korkusu ve yetersizlik gibi derin duygusal yaralarla bağlantılıdır. Şema terapide, bu şemaların kaynağına inilerek, bireylerin sağlıklı düşünce ve davranış kalıplarını geliştirmeleri sağlanır. Terapinin süreci, küçük adımlar ve sabır gerektirir. Zorluklarla karşılaşılsa da, şema terapinin sağladığı derin dönüşüm ve iyileşme, bireylerin daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine olanak tanır.

Şema terapi, bireylere yalnızca panik atakları yönetme konusunda yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda yaşamın diğer zorluklarıyla başa çıkabilmek için de güçlü bir içsel kaynak oluşturur. Terapinin etkili olabilmesi için terapist ile güvenli bir ilişki kurulması, şemaların fark edilmesi ve sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesi büyük önem taşır.

Sonuç olarak, şema terapi, panik atakların temelindeki duygusal yaraları iyileştirerek, bireylerin kendilerini daha güçlü, huzurlu ve denge içinde hissetmelerine yardımcı olabilir. Bu terapötik süreç, panik atakların sadece semptomlarını değil, bu semptomların kökenindeki derin nedenleri ele alarak, bireylerin daha sağlıklı bir zihin ve bedenle hayatlarını sürdürebilmelerine olanak tanır.

Yayınlanma: 18.01.2025 20:12

Son Güncelleme: 18.01.2025 20:12

#şematerapi#panik atak#anksiyete#i̇yileşme#kaygı#stres
Psikolog

Sude

ALTUN GÜNDOĞDU

Psikolojik Danışman

(*)(*)(*)(*)(*)15 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Kaygıyı Yönetmek ve Panik Atakla Baş Etmek: Öneriler ve Stratejiler

Kaygıyı Yönetmek ve Panik Atakla Baş Etmek: Öneriler ve StratejilerGünlük yaşamın temposu, iş yükleri, kişisel sorumluluklar ve çevresel stres faktörleri zaman zaman kaygıya neden olabilir. Ancak kaygının yoğunlaşması ve panik ataklar haline gelmesi, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Bu yazıda, kaygıyı yönetmek ve panik atakla başa çıkabilmek için bazı etkili yöntemleri ele alıyoruz.Kaygıyı AnlamakKaygı, aslında vücudumuzun tehditlere karşı verdiği doğal bir tepkidir. Ancak bu tepki, tehdit algısının gerçekçi olmadığı durumlarda bile devreye girebilir ve gereksiz yere yoğunlaşabilir. Kaygı yönetiminin ilk adımı, kaygının kökenlerini anlamak ve tetikleyicileri belirlemektir.Kaygı genellikle bir dizi düşünce ve duygu zincirinden beslenir. Örneğin, işle ilgili bir sunum öncesinde yaşanan kaygı, “Ya hata yaparsam?” veya “Başkalarının karşısında başarısız görünmek istemem” gibi düşüncelerle tetiklenebilir. Bu düşünceler, bedensel tepkileri (kalp çarpıntısı, terleme) artırır ve kişinin kendini daha da gergin hissetmesine neden olur.Panik Atak Nedir?Panik atak, ani ve yoğun bir korku ya da rahatsızlık hissiyle karakterizedir. Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi ve hatta kontrol kaybı korkusu gibi belirtiler eşlik eder. Panik ataklar genellikle bir tehdit olmaksızın ortaya çıkar ve bu durum, bireyde daha fazla kaygıya yol açabilir.Bir panik atak, vücudun savaş ya da kaç tepkisinin gereksiz bir şekilde devreye girmesiyle ilişkilidir. Ancak bu tepkinin geçici olduğunu anlamak ve bu süreçte kendini sakinleştirecek yöntemlere odaklanmak, atakların daha kolay atlatılmasını sağlar.Kaygı ve Panik Atakla Baş Etmek İçin 5 Yöntem 1. Nefes Egzersizleri YapınKaygı anlarında nefes kontrolü, vücut ve zihin arasındaki dengeyi yeniden kurmaya yardımcı olur. Derin nefes almak, kalp atışlarını yavaşlatır ve sakinleşmenizi sağlar. Şu yöntemi deneyebilirsiniz: • Burnunuzdan 4 saniye boyunca nefes alın. • Nefesi 4 saniye tutun. • Ağızdan 6 saniye boyunca nefes verin.Bu tür nefes tekniklerini düzenli olarak pratiğe dökmek, yalnızca kaygı anında değil, genel yaşam kalitenizde de olumlu bir fark yaratır. 2. Gevşeme Tekniklerini KullanınMeditasyon, yoga ve progresif kas gevşetme gibi yöntemler, zihninizi sakinleştirirken fiziksel gerginliği azaltır. Günde 10-15 dakika ayırarak bu teknikleri uygulamak, uzun vadede kaygıyı azaltabilir.Progresif kas gevşetme tekniği, vücudunuzdaki her bir kas grubunu sırasıyla kasıp gevşeterek bedensel farkındalığınızı artırır. Bu yöntem özellikle panik atağın fiziksel belirtilerini kontrol altına almak için etkilidir. 3. Düşüncelerinizi Yeniden ÇerçeveleyinKaygıyı tetikleyen olumsuz düşünceleri fark edin ve bu düşünceleri sorgulayarak daha gerçekçi ve olumlu bir şekilde yeniden çerçeveleyin. Örneğin, “Bunu asla başaramam” yerine “Bu zor olabilir, ama denemeye değer” demeyi alışkanlık haline getirin.Bu yöntem, kendinizi negatif düşüncelerle baş başa bırakmak yerine, zihninizi olumlu bir şekilde eğiterek kendinize daha yapıcı bir yaklaşım sunmanızı sağlar. 4. Fiziksel Aktiviteye Yer VerinDüzenli egzersiz, stres hormonlarını azaltırken mutluluk hormonu olarak bilinen endorfinlerin salgılanmasını sağlar. Günlük kısa yürüyüşler bile kaygıyı hafifletmekte etkili olabilir.Egzersiz aynı zamanda vücudunuzun rahatlama tepkisini hızlandırır ve uzun vadede kaygının genel seviyesini düşürür. Özellikle doğada yürüyüş yapmak, zihinsel berraklık sağlayarak daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. 5. Destek AlınEğer kaygı ve panik ataklar yaşamınızı ciddi ölçüde etkiliyorsa, bir uzmana başvurmanız önemlidir. EMDR gibi terapi yöntemleri, kaygı bozukluklarının tedavisinde etkili sonuçlar verebilir.Profesyonel destek almak, kendi başınıza çözmekte zorlandığınız durumlar için önemli bir adımdır. Uzmanlar, size özel stratejiler geliştirmenize ve ilerlemenizi takip etmenize yardımcı olur.Kendinize İzin VerinKaygıyı tamamen yok etmek yerine, onunla başa çıkmayı öğrenmek daha gerçekçidir. Kendinize karşı sabırlı olun, ihtiyaç duyduğunuzda destek istemekten çekinmeyin ve küçük adımlarla ilerlemeye odaklanın.Kaygı ve panik atak, birçok insanın mücadele ettiği bir durumdur. Ancak, doğru yöntemler ve destekle bu süreci yönetmek mümkündür. Unutmayın, yalnız değilsiniz ve her zaman yardım alabileceğiniz kaynaklar mevcut.*****Umut Her Zaman VardırKaygıyla veya panik ataklarla mücadele etmek, bazen tek başına üstesinden gelinemeyecek kadar zor görünebilir. Ancak, unutmamalıyız ki hiçbir durum kalıcı değildir. Hissettiğiniz duygular ne kadar yoğun olursa olsun, bu duyguların da geçici olduğunu kendinize hatırlatın. İnsan zihni ve bedeni, inanılmaz bir adaptasyon gücüne sahiptir.Her gün küçük bir adım atmak, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Nefes almayı öğrenmek, kendinize karşı şefkatli olmak ve ihtiyaç duyduğunuzda yardım istemek, kendiniz için yapabileceğiniz en değerli yatırımlardır. Unutmayın ki kaygılarınız sizi tanımlamaz; siz, kaygılarınızdan çok daha fazlasısınız.Geleceğe Güvenle BakınHayat, zorluklarla dolu bir yolculuk olabilir, ancak her iniş ve çıkış bir şeyler öğretir. Panik ataklar veya kaygı bozuklukları yaşamak, kendinizi daha iyi anlamak ve daha güçlü bir “siz” inşa etmek için bir fırsat olabilir. Bu süreci bir gelişim yolculuğu olarak görmeye çalışın.Kendinize şu soruları sorun: “Bugün kendim için ne yapabilirim?” ve “Daha sakin bir ben olmak için hangi adımları atabilirim?” Bu sorulara vereceğiniz her dürüst cevap, sizi daha dengeli bir hayata doğru bir adım daha yaklaştıracaktır.İlerleme Küçük Adımlarla BaşlarKüçük bir değişiklik bile büyük bir fark yaratabilir. Her gün kendinize zaman ayırarak, zihinsel sağlığınızı öncelik haline getirerek ve destek istemekten çekinmeyerek daha güçlü bir ruh haline ulaşabilirsiniz.Kendi hayatınızın kahramanı olduğunuzu unutmayın. Tüm zorlukların bir gün geride kalacağını bilerek ilerleyin ve umudu hep yanınızda taşıyın. Çünkü her yeni gün, yeni bir başlangıçtır. 🌟Unutmayın: Siz GüçlüsünüzHer yeni gün, yeniden başlamak için bir fırsattır. Kaygılarınızla yüzleşmek zorlayıcı olabilir, ancak bu süreçte kazandığınız her küçük zafer, sizi daha güçlü bir birey yapar. Kendinize inanın ve yolculuğunuzun her adımında kendinizi takdir etmeyi unutmayın. Çünkü siz, bu yolculuğun en değerli kahramanısınız. ✨Uzman Klinik Psikolog Arzu Ünal
Arzu ÜNAL 11.12.2024
Panik Atak ve Panik Bozukluk

Panik Atak ve Panik Bozukluk

Halk arasında yaygın olarak panik atak olarak bilinmekle birlikte bu sendromun oluşturduğu sıkıntıların genel adı panik bozukluktur. Panik atak ya da panik nöbet olarak tanımlanan durum ise bu bozukluğun temel parçalarından birini oluşturan,ani, beklenmedik biçimde gelen beden belirtilerinin eşlik ettiği şiddetli kaygı ve korku ataklarıdır. Panik bozukluk sadece bu panik nöbetlerden oluşmaz. Beklenti endişesi, kaçınma belirtileri ve fobi benzeri durumlar da bozukluğun temel parçalarıdır.Panik bozukluk hemen her zaman bir panik nöbet geçirilmesi ile başlar. Bu ilk panik nöbetler herhangi bir zamanda, beklenmedik biçimde ve neredeyse hiç ön belirti vermeden aniden gelirler. Birçok kişi bu ilk nöbette acil olarak bir hastaneye gitme ihtiyacı duyar. Çok az kişi bu şiddetli nöbetleri yardım aramadan ya da almadan atlatabilir.Panik nöbet geçiren herkes panik bozukluğa yakalanmaz. Şiddetli bir nöbet yaşayan ya da bu nöbetleri arka arkaya sık yaşayanlar, içinde bulundukları diğer stres durumlarının da katkısıyla panik bozukluğa sürüklenirler. Panik bozukluğa sürükleniş sürecini destekleyen diğer aşama, kişide bu nöbetlere dair aşırı zihinsel meşguliyet ve bu nöbetlerin tekrar yaşanabileceğine dair derin endişeler gelişmesidir. Beklenti endişesi olarak tanımladığımız bu ikinci aşamanın da baskınlaşması ile panik bozukluk belirginleşmeye başlar.Her kişide görülmese de birçok kişide üçüncü aşama olan “kaçınma belirtileri” de tabloya eklenir.Kişilerin panik atak geçirebileceğini düşündüğü ortam ve durumlardan uzak kalmasına “kaçınma” denir. Örneğin; kalp krizi geçirebileceğini düşünen kişinin spor yapmaktan ve efor harcamaktan kaçınması, bayılacağını düşünen kişinin yalnız kalmama çabası, sürekli acil servise gitme ihtiyacı olabileceğini düşünen kişinin trafik yoğunluğu kaygısı yüzünden yola çıkmaması, tıbbi sorunlar yaşayabileceği endişesi ile uzun mesafeli yolculuk yapmaması gibi tutumlar kaçınma belirtilerine bazı örneklerdir. Bir süre sonra bu kaçınmalar fobilere dönüşebilir ve hayatınsorun yaratan bir parçası haline gelebilirler.Bu noktaya gelindiğinde panik bozukluk, kişinin yaşam alanını sinsice daraltmaya başlar, çalışma koşullarını güçleştirir ve insanı ilişkilerinde başkalarına bağımlı hale getirebilir.

İçe Bakış, Kendine Varış

Kendine Sarılmak Merhaba güzel kızım,Nasılsın? Öyle herkesin sana sorduğu gibi öylesine bir soru değil bu kez, gerçekten nasılsın?Sanmışlıkların, yanılmışlıkların, arayışların, bulamayışların, çıkmaz sokaklarda kayboluşların, kendi içine bir türlü varamayışların nasıllar? Nasıldı içinde öldürmeye çalıştığın saf küçük kızı toprak altında bırakmak? Başkaları için kendini hiçe saymaklar seni çokluğa götürdü mü?Herkese iyi olmaya çalışmaların kendine nasıl da saf kötülük oldu. Kendinden verdin ama bak hiç kalmadın. Kendini hep erteledin, kendine hiç zamanın yoktu. Hayat zordu, yol uzundu ama yönünü yokuşlara çeviren sendin. Sen yaşamaya değil ancak ölmemeye gücü yeten o solgun çiçek değilsin. Başkalarına can olayım derken kendini susuz bırakma olur mu?Şimdi içinde susan silahların sessizliği. Biten savaşın sükuneti, belki kuzuların sessizliği. Başkalarının savaşlarında kendini onlara siper etmeler bitti küçük savaşçım, artık kendi hayatın için savaşma zamanı. Sen savaş istemezsin bilirim. Ama en azından koşmasan da yürü olur mu. Hep mektuplar yazardın, mektuplar almak isterdin; nasıl da kendini unuttun. Posta kutum acaba çalındı mı, evimin yolları unutuldu mu diye düşündüğün zamanlarda kendi kapını kendi sözcüklerinle çalmayı ihmal etme olur mu.Ben buradayım. Seni bekliyorum, seni arıyorum, seni inşa ediyorum. PervaneYanmalar, sönmemeler... kül oldum bittim sandıkça, hep yeni baştan tutuşmalar... Gözlerin itfaiye ararken bir bardak suya muhtaç kalışlar... Sonra o bir bardak suda boğulmalar... Gördüğün her kıvılcıma yangın tüpüyle koşarken kendi yangınlarında küle karışmalar... O ateşe attığın odunları hatırlayıp yardım istemeye utanmalar... Yanabilen parçaları herkes yakabilir, ben de yanmasaymışım diye hissedilen suçluluklar... Kendi acılarına kendinden prangalı hissedişler... Dört yanın alevken içinde harlanan yangınlar... Bu yangını ben başlattım, ben söndürmeliyim baskısı.Hiçkimse yandığını görmeyebilirmiş, herkes o yangına su tutmak istemeyebilirmiş. Aynı ateşlere pervane olunabilirmiş, bile isteye basılabilirmiş o sıcak küllere. Her ateş aynı yakmazmış herkesi. Her elde yokmuş yangın tüpü, herkesten yardım beklenmezmiş. Su kendinde olsa dahi dökmek zor gelebilirmiş.Güzel kızım,Bitmedi mi ateş böceği gibi pervane oluşların? Yetmedi mi ateşe gözün kapalı atlayışların? Nerede kaldı deneyimlendikçe akıllanmaların? Günebaka-mayışGünebakan penceresindeydi ve bahar bir türlü gelmek bilmezdi. Güneş gidince günlerim kara teslim olmuştu. Kendime giden yollar kapanmıştı. İçimdeki belediye çok iyi çalışmıyormuş meğer. Bir şeylerin yokluğunun grevi ve çalışanların süresiz izni. Ama güneşimi kendi içimden doğurmayı, kendi yolumu aydınlatmayı öğrendim. Meğer bahar, ben pencereden bakmayı reddederken de geliyormuş. Ne tuhaf değil mi aynı şehirde herkesin bir başka mevsimi yaşaması. Meğer güneş saydığım mum, yatsı gelince sönüvermiş.Fark ettim ki ben en ufak parıltıya zamansız çiçekleniveren sonra da kar altında renkleriyle kalakalan ağaç dallarıydım. Ankara ayazında baharı bekleyen bir ağaç olmak çok zor. Ama bahar geldi artık. Çiçeklerin solmuşluğu susuzluktan değilmiş. Yanılmak her şeyi yeni baştan görecek gözlerin bahşedilmesi gibiymiş. Geldim, gördüm, şimdi ışıldıyorum. Ağaç KadınHangi mevsimi yaşamaktayız? Güz olup yapraklarımızı mı döktük birer birer yoksa bahar olup çiçeklendik mi?Hangi düşünce tohumları atıldı da nerelerde yeşerdik? Nerelere uzanır köklerimiz? Kaynağımızı en çok nerelerden alırız? Yağmur suları yeter mi susuzluğumuzu dindirmeye, tamah edenlerden miyiz yoksa düzenli bakım mı gerektiriyoruz? Başkalarını yeşertmek için kendini susuz bırakanlardan mıyız yoksa?Daha yukarılara uzansın diye kollarımız, bizi budayan neler oldu yaşamımızda? Dallarımız ne zaman kahkahalara salıncak, başlara gölgelik oldu? Hangi gönül kuşlarına yuvayız, kimlere nefesiz?Ahlat ağacı gibi şekilsiz miyiz, kaktüs gibi dikenli mi? Çam ağacıysak dört mevsim yeşil oluşumuz mu çarpar gözlere yoksa dört mevsim dikenli oluşumuz mu?Toprak ana doğurgandır derler. Peki biz hangi yeniliklere gebeyiz? Hangi gelişmelerin tohumları saklı içerimizde?İnsan doğadır, doğayla var olandır. Doğada saklı parçamızı, yine doğayla anlamlandıracağımıza inanmaktayım. Kendime nefes olurken başkalarına da nefes olabilmek niyetim, hepsi bu. Kırılan Dallar Göğe Yarasıyla UzanırTutunduğum dallar,Tutunamadığım dallar,Tutunduğumu sandığım dallar,Tutunuyorken kırılan dallar;Dallarımı kıranlar...Oysa ben yalnız çocuklar salıncak kursun isterkenKırılmış dal hüznüyle beni bırakanlar.Beni budayanlar,Budamak isterken tüm bağlarımı koparanlar...Hayatla ve elbette kendimle.Belki en çok da kendimle...Oysa güçlenmem gerekirmiş,Budanıp da göğün de göğüne uzanmalıymış gövdem.Şimdi kendi gölgeme dahi uzanamaz dallarım.Kırılan dallar göğe yarasıyla uzanır.Yaramı soludum, göğsümde büyüdü.Dalım;Kırılan,Yarasını dost belleyip de reçineyle tutturan. Gönlümün Mavi KuşuGönlümüzde saklı o mavi kuş...Her adımımızda bizimle olan ancak herkesten sakladığımız. Ortaya çıkarsa ocağımıza incir ağacı dikeceğinden endişe ettiğimiz yüreğimizdeki mavi kuş hani. Ne kadar dışarı çıkmaya can atsa da yalnızca geceleri yalnız kaldığımızda özgür bıraktığımız, kanat çırpmasına göz yumduğumuz. Kaçıp gider de onsuz ne yaparız bilemediğimizden pencereleri sıkıca kapattığımız.Yaşamın şavkıması sürsün diye gözlerimizde sakladığımız o mavi kuşun ölmesine izin vermeyelim.“Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım.” dememek için belki.Hangi müziğe kulak verip ritminde kanat çırpıyoruz? Yüzümüzü hangi yöne çevirip mavinin hangi tonunda süzülüyoruz?Kanadımız mı kırıldı, yorgun mu düştük, rotamızı kaybettik de sonsuz mavilikte kendimizi mi yitirdik? Uzaklaşabileceğimiz yerlerde ayağımıza atılan düğümleri kördüğüm mü ettik? Bir kafesi gök belleyip üç karışa özgürlük mü dedik? Kanadımızı çırptığımızda çepeçevre kaygı ve korkularla sarılıp yerleri yurt mu edindik? Pişmanlık ve keşkeler kanadımızı kırdı da ev bellediğimiz kafesin eşiğinden mi geri döner olduk? Uçamayacağımıza inandık/ inandırıldık da kuş olduğumuzu, kanatlarımızın varlığını mı unuttuk?Her neyse ve her nedense. Yer benmişim, gök benmişim. Uçmaklar kadar kalmaklar da bendenmiş. Uçmaklar içindeki açmazlar. Zaten uçmak, bazen de durup soluklanmaktır.Bir kuşsam ve maviliğe aitsem kanatlarımın varlığını hatırlamam gerek. İçimdeki sese kulak, kendime el verip uçmayı seçiyorum. Ait olduğum mavilikte yola çıkıyorum bu sebepten.Kendimden, kendime.Maviliğe varmaklara değil; mavilikte yitirdiğim kendimi, mavilikte bulmaklara.