İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Hidayet ÇALIŞKAN
  3. Blog Yazıları
  4. Panik atak geçiren kişiyle empati kurabilmek çok önemlidir...

Panik atak geçiren kişiyle empati kurabilmek çok önemlidir...

Panik atak geçiren kişiyle empati kurabilmek çok önemlidir...

“Panik atak geçiren kişiyle empati kurabilmek çok önemlidir. Onun yaşadığı duyguları anlayabilmeniz ya da aynı yoğunlukta hissedebilmeniz mümkün olmasa da onun yanında sakin kalarak varlığınızı hissettirmelisiniz.”

 

Yapılan araştırmalar insanların en az %13’ünün hayatları boyunca en az bir kez panik atak geçirebileceğini gösteriyor. Sizin de bir yakınınız panik atak geçirdiğinde ona yardımcı olabilmek için elinizden gelen her şeyi yapmak istemeniz ve kaygılanmanız çok doğaldır. Ona karşı nasıl davranmanız gerektiğini bilemiyor olabilirsiniz. Bu tür durumlarda anlayışlı olmak ve empatiyle yaklaşmak her şeyi kolaylaştıracaktır. Aşağıda sizlerle paylaşacağımız küçük stratejileri uygulayarak sevdiğiniz kişilere böyle durumlarda yardım etmek için daha donanımlı hale gelebilirsiniz. 

 

1. Panik Atak Geçiren Kişiye Yaşadığı Durumun Ne Olduğunu Açıkça Söyleyin

Karşınızdaki kişinin panik atak geçirdiğini açıkça görebiliyorsanız bunu o kişiyle paylaşın. Bu tür durumlarda belirsizlikten kurtulmak hayati önem taşımaktadır. Kişi kendisine ne olduğunu bildiğinde; korkuları hafifleyecek, çözüme ulaşması ve yanındaki kişilerin desteğini kabul etmesi de daha kolay olacaktır. Karşınızdaki kişi ilk kez panik atak geçiriyorsa, belirtilerin diğer fiziksel nedenlerini ekarte edebilmek için tıbbi yardım almasını da teşvik etmelisiniz. 

 

o Panik Atak Belirtileri

• Yoğun korkular

• Yaklaşan kıyamet/sonlanış korkusu

• Ani ölüm korkusu

• Kontrolünü kaybetme hissi

• Terlemek

• Sallanmak

• Kalp çarpıntısı

• Nefes almada zorluk

• Göğüs ağrısı

 

Tüm bunların dışında unutmamanız gereken bir şey var: Herkes kaygıyı farklı bir şekilde yaşar. Bir kişi için işe yarayan bir yöntem başka biri için işe yaramayabilir. Karşınızdaki kişiyi gözlemleyerek farklı stratejiler denemekten korkmayın.

 

2. Sakin Kalmaya Çalışın

Bir kişiye yardım etmenin en iyi yollarından biri; yaşanan durumdan rahatsız olsanız dahi sakin kalmaya çalışmaktır. Derin nefesler alarak bunun geçici bir durum olduğunu kendinize hatırlatın. Yaşanan durum sizin için çok bunaltıcı bir hale gelirse, yardım için başka birine ulaşmaktan çekinmeyin. 

 

3. Karşınızdaki kişiye Rahatlayabilmeleri İçin Alan Verin

Panik atak geçiren bir kişinin sakinleşmek ve rahatlamak için güvenli ve ferah bir alana ihtiyacı vardır. Bu kişilerin limbik sistemi atak sırasında “alarm” modundadır. Çevresindeki ışıkları, sesi ve diğer uyarıcılara karşı çok daha hassas olacaktır. Bu sebeple normal koşullarda rahatsızlık duymayacağı çevresel faktörler atak sırasında onu rahatsız edebilir. Bu kişiye, yaşadığı tüm belirtilerin kısa bir süre içinde geçeceğini hatırlatarak ona panik atakları geçene kadar güvenli ve sakin bir alan sağlamalısınız. 

 

4. Karşınızdaki Kişiyi Sakinleştirecek Telkinlerde Bulunun

Bu tür durumlarda panik atak geçiren kişiyle empati kurabilmek çok önemlidir. Onun yaşadığı duyguları anlayabilmeniz ya da aynı yoğunlukta hissedebilmeniz mümkün olmasa da onun yanında sakin kalarak, varlığınızı hissettirmelisiniz. Yargılamadan, eleştirmeden yaşadığı durumun geçici olduğunu ve yanında olduğunuzu söyleyebilirsiniz. 

 

“Bu belirtilerle başa çıkabileceğine inanıyorum.”, “Yaşadığın duyguların sana kötü geldiğini görüyorum ama geçici olduklarını unutma.”

Gibi cümleler kurabilirsiniz. Kişi atak sırasında, yaşadığı duygular hiç bitmeyecekmiş gibi hissedebilir. Fakat tipik bir panik atakta belirtilerin yoğunluğu 10 dakika içinde zirveye ulaşır ve sonrasında yavaşça düzelmeye başlar. 

 

PANİK BOZUKLUĞU ANLAMAK

Panik atak, vücudun “savaş-kaç-dona kal” tepkilerinin yanlış ateşlenmesiyle ilgilidir. Bir apartmanda yangın çıktığını düşünün. Yangın alarmları çalmaya başlar ve gerekli müdahaleler yapılır. Panik atak ise yangın çıkmamasına rağmen, olur olmadık anlarda apartmanda yangın alarmının çalması gibidir. Sevdiğiniz bir kişi, beklenmedik anlarda tekrarlayan panik ataklar geçiriyorsa ve artık panik atağa neden olabilecek davranışlardan ve durumlardan kaçınmaya başladığı “panik bozukluk” ile yaşıyorsa, yapabileceğiniz en doğru şey bir uzmandan yardım alması için onu desteklemektir. 

 

BİRİSİ PANİK ATAK GEÇİRDİĞİNDE NE “YAPILMAMALIDIR”? 

Aşırı koruyucu tavırlar sergilemek, kişinin güvenliği için gereğinden fazla uğraşmak o kişiyi daha da zor bir durumun içine sokabilir. Panik atak yaşayan kişinin fiziksel belirtilerinden kurtulması için dikkatini dağıtmaya ve onu, dikkatini çekebileceği başka şeylerle oyalamaya çalıştığınızda yaptığınız hamleler ters tepebilir. Panik atak geçiren kişi aslında hiçbir şey yapmadan da panikle baş edebilir, yaşadığı kaygıların zamanla geçip normale döndüğünü gördüğünde çok daha rahatlamış ve güvende hissedecektir. Böyle durumlarda ısrarcı olmaktan kaçının ve karşınızdaki kişinin üzerine gitmeyin. Tekrar tekrar iyi olup olmadığını sormaya çalışmayın. Çünkü bu, kişinin yaşadığı paniğin tehlikeli ve zararlı olduğu fikrini güçlendirerek yaşadığı kaygıların dozunu daha da artırabilir. 

 

“Her şey aslında şuan senin kafanın içinde, kötü bir durum yok sana öyle geliyor.” ”Tam olarak ne hissettiğini biliyorum.” “İyisin hiçbir şeyin yok, kendine gel.” Gibi ifadeleri kesinlikle kullanmayın. 

 

Rahatlatıcı maddeler, uyuşturucu, sigara, alkol gibi şeyler vermeyi teklif etmeyin. O an sakinleşmesi için işe yarayabileceğini düşünebilirsiniz fakat bu, panik atağı daha da kötüleştirebilir. Sativa gibi bazı esrar türleri kaygıyı daha da artırabilir, paranoyaya yol açabilir. Alkol ise beyindeki serotonin düzeylerini değiştirir ve kişinin kaygıyı daha yoğun hissetmesine sebep olabilir. Panik atak geçiren kişi, bu tür atak durumlarında ona destek olacak bir ilaç istiyorsa bunu sadece doktorunun tavsiyesiyle kullanmalıdır. 

 

Panik atak genellikle birkaç dakika içinde geçer. Eğer geçmezse kişi kalp krizi gibi daha ciddi bir tıbbi problem yaşıyor olabilir. Panik atak ve kalp krizi belirtileri birbirine benzemektedir. Aşağıdaki belirtileri fark ettiyseniz hemen ambulansı arayın. 


• Kollarda veya omuzlarda hareket ederken kasılma

• Göğüs ağrısı (bıçak saplanır gibi bir ağrı) 

• 20 dakika veya daha fazla süren belirtiler

• Kusma

İnsanlar bir başkası panik atak geçirdiğinde aşağıdaki ipuçlarını da deneyebilir:

  • Sakin kalmaya çalışın. Bu onların biraz daha rahatlamalarına yardımcı olacaktır.

  • Yakınlarda sessiz bir yere taşınmayı önerin ve bulmalarına yardımcı olun. Rahat bir yerde oturmak çok etkili olabilir çünkü nefeslerine odaklanmalarını sağlar.

  • Kişiye panik atakların her zaman sona erdiğini hatırlatın.

  • Olumlu kalın ve ön yargılı olmayın. Olumsuz ifadeleri doğrulamaktan kaçının.

  • Dikkatlerini dağıtmak ve kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olmak için nazik ve arkadaşça bir sohbet yapmayı deneyin.

  • Onlara sakin olmalarını söylemekten veya endişelenecek bir şey olmadığını söylemekten kaçının çünkü bu onların duygularını değersizleştirir.

  • Onlarla kal. Yalnız kalmaları gerektiğini hissediyorlarsa görünür kaldıklarından emin olun.

Ne zaman yardım aranmalı

Panik ataklar korkutucu ve kafa karıştırıcı olabilir. Birisi panik atak konusunda endişeleniyorsa tavsiye ve güvence almak için doktorlarıyla konuşabilir.

Tekrarlayan veya şiddetli panik ataklar panik bozukluğunun belirtisi olabilir. Bu durum her yıl insanların %2-3'ünü etkilemektedir.

Bir kişi aşağıdaki durumlarda panik atak yaşıyorsa bir sağlık uzmanıyla konuşmak isteyebilir:

  • Tekrarlanıyor ve beklenmedik

  • Günlük yaşamın önüne geçiyorlar

  • Evde baş etme yöntemleriyle geçmeyen

Bir doktor, kişiyle hem kısa vadeli başa çıkma yöntemleri hem de uzun vadeli tedavi seçenekleri konusunda konuşabilir.

Panik atağın belirtileri kalp krizine benzeyebilir. Bunlar göğüs ağrısı, anksiyete ve terlemeyi içerir. Birisi kalp krizi veya felçten şüpheleniyorsa, kişinin derhal tıbbi müdahaleye ihtiyacı vardır.

Semptomların aşırı doğasından dolayı, birisi panik atak geçirdiğinde nasıl tepki vereceğini anlamak önemlidir, çünkü kişi bir atak sırasında ölüyormuş gibi hissedebilir.

Bazı stratejiler ve yöntemler paniği hafifletmeye, durumu hafifletmeye ve hatta semptomların kötüleşmesini durdurmaya yardımcı olabilir. Bir kişinin yardımcı olabileceği yollar şunlardır:

  • Sakin kalmak

Panik ataklar önceden tahmin edilemez ve farklı nedenlerle ortaya çıkar. Panik atak yaşayanlardan bazıları hayatları boyunca yalnızca birkaç atak geçirirken, bazıları tekrarlayan ataklar yaşayabilir.

Panik ataklar herhangi bir uyarı vermeden geldiğinden çok korkutucu olabilirler ve herkesin sakin kalması önemlidir. Panik halindeki bir tepki durumu daha da kötüleştirebilir.

Panik atak belirtileri genellikle 10 dakika içinde en yüksek yoğunluğa ulaşır. Bu nedenle insanların mümkün olduğunca semptomları hafifletmeye yardımcı olmak için hızlı hareket etmeleri önemlidir.

Konuşma ve olumlu onaylamalar yapma

Panik atak geçiren bir kişiye tepki olarak kişinin ne yaptığı kadar ne söylediği de önemlidir. Konuşmaya katılmak, dikkati aşırı semptomlardan uzaklaştırabilir ve kişinin nefesini düzenlemesine yardımcı olabilir. Bir kişinin yardıma ihtiyacı olduğunu varsaymak yerine, yardıma ihtiyacı olup olmadığını sormak önemlidir. İşte ne söyleyeceğiniz ve ne yapacağınızla ilgili bazı kurallar:

  • Soru sorun: Kendinizi tanıtın ve kişinin yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorun. Eğer öyleyse, onlara panik atak geçirdiklerini düşünüp düşünmediklerini ve daha önce panik atak geçirip geçirmediklerini sorun. Bu bilgi onlara önceki saldırıları ve nasıl kurtulduklarını hatırlatabilir.

  • Kal ya da git: Kişiye olduğu yerde kalmak zorunda olmadığını bildirin. Belirli bir durumu bırakmak, panik atak geçiren birinin üzerindeki baskıyı azaltabilir. Onları en rahat hissettiren şeyin ne olduğunu öğrenin.

  • Nazik sözler: Olumlu kalmak ve yargılamamak önemlidir. Kişinin, onlara yardım etmek için orada olduğunuzu, güvende olduklarını ve bu durumu atlatacaklarını anlamalarına yardımcı olun. Onlara panik atağın geçici olduğunu hatırlatın.

  • Dostça bir sohbet yapın: İlgi çekici bir sohbet, kişinin dikkatini semptomlardan uzaklaştırmasına yardımcı olabilir. Eğer bir arkadaşsanız, başka bir şey düşünmelerine yardımcı olmak için ilgi duydukları bir konuyu nazikçe gündeme getirin.

Topraklama tekniklerini önermek

Bir kişi kendisinin ve çevresinin kontrolünü kaybettiğinde, topraklama teknikleri onun şimdiki ana geri dönmesine yardımcı olabilir. Bu teknikler şunları içerir:

  • Oturmak: Rahat bir sandalyede dinlenmek basit gibi görünebilir ancak son derece etkili olabilir. Ayakları rahatça yerde olan kişi, yavaşça nefes alıp vermeye ve sandalyede oturmanın nasıl hissettirdiğine odaklanmalıdır.

  • 5-4-3-2-1 tekniği: Odadaki diğer şeylere ve farklı duyulara odaklanmak kişinin dikkatini panik ataktan uzaklaştırabilir. Görülecek beş öğeyi, dokunulacak dört nesneyi, duyulacak üç sesi, iki farklı kokuyu ve bir tadı belirlemeye odaklanabilirler.

  • Basit matematik: Birden 10'a kadar sırasız saymak veya çarpım tablosu gibi basit matematiksel hesaplamalar yapmak, üzerinde yoğunlaşılacak başka bir şey sağlar.

  • Odaklan: Kişiye haftanın hangi günü olduğunu, kiminle olduğunu ve nerede olduğunu sorun.

Sürekli yardım sağlamak

Bazı kişiler panik atak geçirmekten utandıkları gibi, bunu stresli de bulabilirler. Devam eden destek ve katılım, kaygılarını hafifletmeye yardımcı olacaktır. Durum hakkında daha fazla bilgi edinmek, durumun tekrar yaşanması durumunda da yardımcı olabilir.

Panik atak sırasında birinin nefes almasına nasıl yardımcı olunur?

Panik atak geçiren kişinin nefesini kontrol altına alması önemlidir. Yardım etmeye çalışan biri, nefes alması ve nefes vermesi için onlara kese kağıdı vermemelidir, çünkü bu onların bayılmasına neden olabilir.

Bunun yerine, bu modeli yansıtabilmeleri için dikkati nefeslerine vermemek, sakin kalmak ve normal nefes almak daha iyidir. Bu yöntemin nefeslerini tekrar kontrol altına almasını umuyoruz.

Birisi panik atak geçirdiğinde ne yapılmamalı

Panik atak geçiren birine yardım etmek çok stresli olabilir, bu nedenle kişinin hangi eylemlerin panik atağı daha da kötüleştirebileceğinin farkında olması önemlidir.

Panik atağı daha da kötüleştirebilecek eylemler şunlardır:

  • "Sakin ol" demek: Bir kişiyi konuşturmak hayati önem taşırken, "sakin ol", "endişelenme" ve "rahatlamaya çalış" gibi ifadeler semptomları daha da kötüleştirebilir.

  • Sinirlenmek: Bir kişinin panik atakla başa çıkmasına yardımcı olmak için sabırlı olun ve onun deneyimini küçümsemeyin. Semptomların geçmesi ne kadar sürerse sürsün, odaklanılmalıdır.

  • Varsayımlarda bulunmak: Doğru tavsiyeyi varsaymak veya tahmin etmek yerine, her zaman bir kişiye ne tür yardıma ihtiyacı olduğunu sorun.

Uyarı işaretleri ve ne zaman yardım alınacağı

Panik atak çok aniden gerçekleşebilirken, kişi sıklıkla uyarı işaretleri yaşayacaktır. Bunlar şunları içerebilir:

  • Nefes darlığı

  • Terör veya korku duyguları

  • Titreme ve baş dönmesi

  • Kalp çarpıntısı

  • Sanki ölüyorlarmış gibi hissetmek

Panik atak geçiren biri yardım istemekten çekinebilir. Bununla birlikte, bir panik atağın diğerine dönüşmesiyle semptomlar saatlerce sürebilir, bu nedenle kişi gerekli olduğunu düşünüyorsa tıbbi yardım almalıdır.

Kalp krizi ve panik atak belirtileri benzer olabileceğinden kollarda veya omuzlarda ağrı da endişe vericidir. Eğer kişi daha önce panik atak geçirmemişse, göğüs ağrısı varsa ve kusuyorsa hemen 112'yi arayın.

Kalp krizi ile panik atak arasındaki farklar hakkında daha fazla bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Sık sık panik atak geçiren kişiler, bir destek grubuna katılmayı veya mümkünse panik atakların yeniden oluşmasını önlemek için aile üyelerine ve arkadaşlarına daha fazla güvenmeyi düşünebilir.

Yayınlanma: 27.07.2024 14:37

Son Güncelleme: 16.08.2024 17:29

Psikolog

Hidayet

ÇALIŞKAN

Psikolog

3 Yorum
Depresif Bozukluklar
İlişki / Evlilik Problemleri
Sosyal Fobi
Stres / Kriz Yönetimi
+7
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

ONLINE TERAPİ Mİ, YÜZ YÜZE TERAPİ Mİ?

ONLINE TERAPİ Mİ, YÜZ YÜZE TERAPİ Mİ?Online Terapi Yüz Yüze Terapi Kadar Etkili mi?Evet. Bilimsel araştırmalar, özellikle canlı görüntülü görüşmelerle gerçekleştirilen psikoterapilerin, araştırılan birçok psikolojik problemde yüz yüze terapi kadar etkili olduğunu göstermektedir.2024 yılında yayımlanan, 54 bilimsel araştırmayı ve 5.463 katılımcıyı kapsayan kapsamlı bir meta-analizde, terapist eşliğinde uzaktan uygulanan bilişsel davranışçı terapi ile yüz yüze uygulanan terapi arasında tedavi sonuçları bakımından bir fark bulunmamıştır.Kaygı ve depresif belirtiler başta olmak üzere çeşitli psikolojik güçlüklerde yapılan araştırmalar da online psikoterapinin etkili bir seçenek olduğunu desteklemektedir.Dolayısıyla online terapiyi yüz yüze terapinin daha az etkili veya eksik bir versiyonu olarak değerlendirmek doğru değildir.Online terapi, uygun danışanlarda ve uygun koşullarda, yüz yüze terapi kadar etkili bir psikolojik destek yöntemidir.Elbette her psikolojik güçlükte ve her danışan için aynı uygulama biçimi uygun olmayabilir. Bu nedenle terapi süreci kişinin ihtiyaçlarına göre değerlendirilir.Online Terapi Nasıl Yapılır, Etkili midir ve Avantajları Nelerdir?Psikolojik destek almak isteyen birçok kişinin aklında benzer sorular vardır: “Online terapi gerçekten işe yarıyor mu?”, “Psikologla aynı odada olmadan kendimi anlatabilir miyim?”, “Yüz yüze terapiyle aynı çalışmaları mı yapıyoruz?”Bu sorular oldukça anlaşılır. Çünkü terapi denildiğinde çoğumuzun zihninde bir psikologla aynı odada karşılıklı oturarak yapılan görüşmeler canlanır. Oysa günümüzde psikolojik destek alabilmek için mutlaka aynı fiziksel ortamda bulunmak gerekmiyor.Online terapi, psikolog ve danışanın güvenli bir görüntülü görüşme aracılığıyla bir araya geldiği, bilimsel temellere dayanan profesyonel psikolojik destek sürecidir.Peki, online terapide neler yapıyoruz? Yüz yüze terapiden farkı nedir? Online terapi gerçekten etkili midir?Online Terapide Neler Yapıyoruz?Online terapi yalnızca görüntülü konuşmaktan ibaret değildir. Yüz yüze terapide olduğu gibi belirli hedefler doğrultusunda ilerleyen, bilimsel yaklaşımların kullanıldığı ve profesyonel sınırların korunduğu bir süreçtir.İlk görüşmelerimizde sizi terapiye getiren sorunları, yaşamınızda karşılaştığınız güçlükleri, beklentilerinizi ve değiştirmek istediğiniz alanları anlamaya çalışıyoruz.Kaygı, panik atak, depresif belirtiler, tükenmişlik, aşırı düşünme, özgüven sorunları, ilişki problemleri, öfke ve stresle baş etme gibi birçok konuda online görüşmeler gerçekleştirebiliyoruz.Terapi sürecinde düşüncelerinizi, duygularınızı ve davranışlarınızı birlikte değerlendiriyoruz. Sizi zorlayan durumlarda zihninizden neler geçtiğini, bedeninizde hangi tepkilerin ortaya çıktığını ve bu durumlar karşısında nasıl davrandığınızı anlamaya çalışıyoruz.Örneğin kaygı yaşadığınızda sürekli kötü senaryolar mı üretiyorsunuz? Belirsizlikten kaçınmak için her şeyi kontrol etmeye mi çalışıyorsunuz? Hata yapmaktan korktuğunuz için bazı şeyleri erteliyor musunuz?Bütün bunları birlikte değerlendiriyor, ihtiyaçlarınıza uygun çalışmalar planlıyoruz.Yani online terapide de yalnızca konuşmuyoruz. Duygularınızı anlamaya, düşüncelerinizle ilişkinizi değiştirmeye ve yaşamınızda yeni davranışlar geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz.Psikologla Güven İlişkisi Online Ortamda Kurulabilir mi?Terapinin en önemli unsurlarından biri, danışan ile psikolog arasında kurulan terapötik ilişkidir.Danışanın kendisini anlaşılmış, dinlenmiş, güvende ve yargılanmadan kabul edilmiş hissetmesi terapi sürecinde önemli bir yere sahiptir.Peki, bu ilişki ekran aracılığıyla kurulabilir mi?Evet. Araştırmalar, terapötik ilişkinin online görüşmelerde de güçlü biçimde kurulabildiğini göstermektedir.Online görüşmeler sırasında da duygularınızı ifade edebilir, yaşadığınız olayları paylaşabilir, düşüncelerinizi değerlendirebilir ve terapistinizle birlikte çalışabilirsiniz.Psikolog, ses tonunuzu, yüz ifadelerinizi, kullandığınız kelimeleri ve görüşme sırasında gözlemlenebilen duygusal tepkilerinizi değerlendirebilir.Fiziksel olarak aynı odada bulunmamak, terapötik ilişkinin kurulamayacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte online ortamda bazı bedensel ipuçlarının daha sınırlı gözlemlenebildiği de unutulmamalıdır.Online Terapinin Avantajları Nelerdir?Zamandan tasarruf: Terapiye ulaşmak için trafikte zaman geçirmeniz, ulaşım planlamanız veya uzun mesafeler katetmeniz gerekmez. Görüşmeye uygun bir ortamdan katılabilirsiniz.Mekândan bağımsızlık: Yaşadığınız şehirdeki psikologlarla sınırlı kalmadan ihtiyaçlarınıza ve çalışma alanlarına uygun bir uzman seçebilirsiniz.Esnek görüşme saatleri: Çalışma hayatı, aile sorumlulukları veya yoğun günlük program nedeniyle terapiye zaman ayırmakta zorlanan kişiler için uygun randevu saatleri planlanabilir.Terapi sürecinin devamlılığı: Taşınma, seyahat veya iş nedeniyle şehir değiştirme gibi durumlarda aynı psikologla görüşmeleri sürdürmek kolaylaşabilir.Kendi ortamınızda bulunma: Bazı kişiler kendilerini alışık oldukları bir ortamda daha rahat ifade edebilir. Özellikle terapiye başlamak konusunda çekinceleri olan kişiler açısından bu durum kolaylaştırıcı olabilir.Ulaşılabilirlik: Bulunduğu bölgede psikolojik destek seçenekleri sınırlı olan kişiler için online terapi önemli bir erişim olanağı sağlayabilir.Yurt dışında yaşayan ve kendi dilinde psikolojik destek almak isteyen kişiler için de online görüşmeler bir seçenek olabilir. Bu durumda ilgili ülkelerin mesleki ve hukuki düzenlemelerinin uygunluğu değerlendirilmelidir.Online Terapide ACT, Mindfulness ve Özşefkat Çalışmaları Yapılabilir mi?Evet. Online görüşmelerde yüz yüze terapide kullandığımız birçok psikolojik yaklaşım ve uygulamadan yararlanabiliyoruz.Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) çalışmalarında düşüncelerimizle aramıza mesafe koymayı, zorlayıcı duygulara alan açmayı ve değerlerimiz doğrultusunda davranmayı ele alıyoruz.Örneğin “Ya başarısız olursam?” düşüncesini kesin bir gerçek olarak kabul etmek yerine, zihnimizin ürettiği bir düşünce olarak fark etmeyi çalışabiliyoruz.Mindfulness çalışmalarında dikkatimizi şimdiki ana yönlendirmeyi, bedenimizdeki duyumları fark etmeyi ve yaşadığımız duyguları hemen değiştirmeye çalışmadan gözlemlemeyi öğreniyoruz.Topraklama egzersizleri, nefes farkındalığı ve duygu isimlendirme uygulamalarını online görüşmelerde birlikte gerçekleştirebiliyoruz.Özşefkat çalışmalarında ise kendimize yönelttiğimiz eleştirel dili, hata yaptığımızda kendimize nasıl davrandığımızı ve zorlandığımız anlarda daha destekleyici bir yaklaşım geliştirmeyi ele alıyoruz.Ayrıca görüşmeler arasında günlük yaşamda deneyebileceğiniz farkındalık çalışmaları, davranışsal uygulamalar ve kişisel değerlendirme egzersizleri planlayabiliyoruz.Önemli olan, çalışmaların hangi odada yapıldığı değil, ihtiyaçlarınıza uygun biçimde yürütülmesidir.Online Terapiye Katılmak İçin Nelere İhtiyacım Var?Online terapiye katılmak için internet bağlantısı, kameralı bir telefon, tablet veya bilgisayar yeterli olabilir.Görüşmelerinizi kendinizi rahat hissedebileceğiniz, başkalarının sizi duymayacağı ve dikkatinizin mümkün olduğunca bölünmeyeceği özel bir ortamda gerçekleştirmeniz önemlidir.Gizlilik, kişisel verilerin korunması ve mesleki etik ilkeler online terapide de geçerlidir.Bazı ağır kriz durumlarında, acil müdahale gerektiren koşullarda veya yeterli mahremiyet sağlanamadığında yüz yüze değerlendirme ya da farklı sağlık hizmetlerine yönlendirme gerekebilir.Sonuç: Değişen Görüşme Ortamı, Devam Eden Terapi SüreciOnline terapi ile yüz yüze terapi arasında bazı uygulama farklılıkları bulunsa da her iki yöntemde de temel amaç, kişinin yaşadığı güçlükleri anlamak ve psikolojik iyilik halini desteklemektir.Online terapide de duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve ilişkilerimizi ele alıyoruz. Kaygıyla, belirsizlikle, zorlayıcı yaşam olaylarıyla ve kendimize yönelik eleştirel düşüncelerle nasıl ilişki kurduğumuzu birlikte değerlendiriyoruz.Bilimsel araştırmaların gösterdiği gibi, online terapi uygun koşullarda yüz yüze terapi kadar etkili olabilir.Online terapide değişen, psikoloğunuzla buluştuğunuz ortamdır. Birlikte yürüttüğümüz psikolojik çalışmalar, profesyonel yaklaşım ve değişim hedefleri ise devam eder.Psikolojik destek almak için yaşadığınız güçlüklerin daha da artmasını beklemek zorunda değilsiniz.Uzman Psikolog Hasan ÇelikErgen, yetişkin ve çiftlerle online psikolojik görüşmeler.
Hasan ÇELIK 30.10.2026

Kaygı ve Panik Atak İçin 7 Günlük Uygulama Rehberi

ACT, Mindfulness ve Özşefkat ile 7 Günlük Uygulama RehberiKaygıyla baş etmek için çoğu zaman onu azaltmaya, kontrol etmeye veya zihnimizden uzaklaştırmaya çalışırız. Ancak kaygıdan kurtulmak için gösterdiğimiz yoğun çaba, bazen kaygıyla daha fazla meşgul olmamıza neden olabilir.Peki, kaygıyı ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onunla ilişkimizi değiştirmeyi denesek?Aşağıdaki egzersizler, günlük yaşamda farkındalık geliştirmek, düşüncelerle aramıza mesafe koymak, kendimize daha şefkatli yaklaşmak ve kaygıya rağmen harekete geçebilmek amacıyla hazırlanmıştır.Buradaki hedef her zaman iyi hissetmek değil, zorlayıcı duygularla birlikte de yaşayabilmeyi öğrenmektir.1. Ayaklarını Yere Bas: Topraklama EgzersiziSüre: 1–2 dakikaKaygılandığınızda dikkatiniz gelecekteki olasılıklara kayabilir. Bu egzersiz, bulunduğunuz anla yeniden temas kurmanıza yardımcı olur.İki ayağınızı yere yerleştirin. Ayak tabanlarınızın zemine temasını, oturduğunuz sandalyeyi ve bedeninizin ağırlığını hissedin.Çevrenizdeki sesleri fark edin.Kendinize şöyle söyleyin:“Şu anda kaygı hissediyorum. Kaygım burada ve ben de buradayım.”Amacınız kaygıyı uzaklaştırmak değil, kaygı varken de çevrenizle bağlantı kurabilmektir.2. Zihnim Bana Ne Söylüyor?Süre: 1 dakikaZihnimiz bazen düşünceleri kesin gerçeklermiş gibi sunar.“Kesin başarısız olacağım.”“Beni kimse sevmiyor.”“Mutlaka kötü bir şey olacak.”Bu düşüncelerin başına şu ifadeyi ekleyin:“Şu anda zihnim bana ... söylüyor.”Örneğin: “Zihnim bana başarısız olacağımı söylüyor.”Ardından kendinize sorun:“Bu düşünceye inanmak zorunda mıyım, yoksa onun varlığını fark ederek ilerleyebilir miyim?”Bu uygulama ACT yaklaşımındaki bilişsel ayrışma becerisini destekler.3. Duyguma Bir İsim VeriyorumSüre: 1 dakikaGün içerisinde durup kendinize sorun:“Şu anda ne hissediyorum?”Kaygı mı? Korku mu? Utanç mı? Belirsizlik karşısında huzursuzluk mu?Duygunuzu mümkün olduğunca açık biçimde isimlendirin.“Şu anda kaygı hissediyorum ve göğsümde sıkışma fark ediyorum.”Duyguyu tanımlamak, onunla daha bilinçli ilişki kurmanıza yardımcı olabilir.Her duyguyu hemen değiştirmek zorunda değilsiniz.4. Beş Duyuyla Şimdiki Ana DönmekSüre: 2–3 dakikaBulunduğunuz ortamda:Görebildiğiniz 5 şeyi belirleyin.Dokunabildiğiniz 4 şeyi fark edin.Duyabildiğiniz 3 sesi dinleyin.Fark edebildiğiniz 2 kokuyu belirleyin.1 tadı fark edin.Bu uygulamayı evde, işte veya günlük yaşamın farklı anlarında yapabilirsiniz.Amaç zihnimizi zorla susturmak değil, dikkatimizi mevcut çevreye yönlendirmektir.5. Nefesimi Kontrol Etmeden İzliyorumSüre: 2 dakikaRahat bir pozisyonda oturun.Nefesinizi değiştirmeden girişini ve çıkışını gözlemleyin.Zihniniz başka düşüncelere gittiğinde bunu fark edin.Kendinize kızmadan dikkatinizi yeniden nefesinize yönlendirin.Burada başarılı olmak, hiç düşünmemek değildir. Dikkatinizin dağıldığını fark edip yeniden yönlendirebilmektir.Nefese odaklanmak rahatsızlık veriyorsa çevrenizdeki seslere odaklanabilirsiniz.6. Kaygı Günlüğü TutuyorumSüre: 3–5 dakikaGün içerisinde kaygılandığınız bir olayı seçin.Şu soruları yazılı olarak yanıtlayın:“Ne oldu?”“Zihnim bana ne söyledi?”“Bedenimde ne hissettim?”“Kaygı karşısında nasıl davrandım?”“Bu davranış uzun vadede bana yardımcı oluyor mu?”Burada önemli olan kendinizi eleştirmek değil, otomatik davranışlarınızı tanımaktır.Özellikle kaçınma, erteleme ve sürekli kontrol etme alışkanlıklarını fark etmeye çalışın.7. Dur, Fark Et, SeçSüre: 1 dakikaKaygı yükseldiğinde hemen tepki vermek yerine kısa bir duraklama oluşturun.Önce durun.Ardından zihninizden geçenleri ve bedeninizdeki duyumları fark edin.Son olarak kendinize sorun:“Şu anda kaygımın söylediğini mi yapıyorum, yoksa benim için önemli olan davranışı mı seçiyorum?”Bu küçük duraklama, otomatik tepkiler yerine daha bilinçli seçimler yapmanıza yardımcı olabilir.8. Düşüncelerimi Bulutlar Gibi İzliyorumSüre: 2 dakikaZihninizden geçen düşünceleri gökyüzündeki bulutlar gibi hayal edin.Her düşünceye bir isim verin:“Gelecekle ilgili endişe.”“Yetersizlik düşüncesi.”“Kontrol etme isteği.”Bulutları dağıtmaya veya durdurmaya çalışmayın.Düşüncelerin gelip geçmesine izin verirken dikkatinizi bulunduğunuz ana yönlendirin.Unutmayın: Bir düşüncenin zihnimizden geçmesi, onun mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez.9. Kaygıma Rağmen Küçük Bir AdımSüre: 5–10 dakikaKaygı nedeniyle ertelediğiniz bir davranışı belirleyin.Bir telefon görüşmesi, sosyal etkinlik veya uzun süredir bekleyen bir iş olabilir.Kendinize sorun:“Kaygım tamamen geçmese bile bugün hangi küçük adımı atabilirim?”Yapılabilir ve güvenli bir adım seçin.Bazen değişim, kendimizi hazır hissetmeyi beklemek yerine küçük bir davranışla başlar.10. Yakın Arkadaşıma Ne Söylerdim?Süre: 2 dakikaKendinizi eleştirdiğiniz bir anı düşünün.Aynı durumu sevdiğiniz bir arkadaşınız yaşasaydı ona nasıl yaklaşırdınız?“Bunu nasıl yapamazsın?” mı derdiniz, yoksa zorlandığını anlamaya mı çalışırdınız?Şimdi aynı cümleleri kendinize söylemeyi deneyin.Özşefkat, kendimizi haklı çıkarmak değil; zorlandığımız anlarda kendimize destek olabilmektir.11. Üç Adımlı Özşefkat MolasıSüre: 1–2 dakikaZorlandığınız bir anda üç cümleyi hatırlayın:Farkındalık: “Şu anda zorlanıyorum.”Ortak insanlık deneyimi: “Zorlanmak insan olmanın bir parçası.”Kendine nezaket: “Şu anda kendime nasıl destek olabilirim?”Bu cümleleri kendinize uygun sözcüklerle değiştirebilirsiniz.Amaç duyguyu bastırmak değil, zorlanırken kendinize daha destekleyici yaklaşmaktır.12. Gün Sonu Psikolojik Esneklik DeğerlendirmesiSüre: 3 dakikaGünün sonunda kendinize şu soruları sorun:“Bugün hangi durumlarda kaygı yaşadım?”“Kaygım beni hangi davranışlardan uzaklaştırmaya çalıştı?”“Kaygıma rağmen benim için önemli olan ne yaptım?”“Yarın kendime daha şefkatli nasıl yaklaşabilirim?”Gününüzü yalnızca ne kadar kaygılandığınıza göre değerlendirmeyin. Kaygı varken hangi davranışları seçebildiğinizi de fark edin.7 Günlük Uygulama PlanıPazartesi: Topraklama ve nefes farkındalığı.Salı: Zihnim bana ne söylüyor ve kaygı günlüğü.Çarşamba: Beş duyu egzersizi ve duyguları isimlendirme.Perşembe: Dur, fark et, seç uygulaması.Cuma: Bulut metaforu ve değerler doğrultusunda küçük adım.Cumartesi: Yakın arkadaşıma ne söylerdim ve özşefkat molası.Pazar: Gün sonu değerlendirmesi ve haftalık gözden geçirme.Son OlarakBu egzersizleri kusursuz uygulamak zorunda değilsiniz. Bazen dikkatiniz dağılabilir, bazen kaygınız artabilir veya uygulama sırasında hiçbir değişiklik hissetmeyebilirsiniz.Bunlar başarısız olduğunuz anlamına gelmez.Egzersizleri yalnızca kriz anlarında değil, günlük yaşamın sıradan zamanlarında da deneyebilirsiniz. Böylece farkındalık, kabul ve psikolojik esneklik becerilerini geliştirme fırsatı bulabilirsiniz.Önemli olan kaygının tamamen ortadan kalkması değil, kaygı varken de hayatımızda önem verdiğimiz şeylere yer açabilmektir.Uzman Psikolog Hasan Çelik
Hasan ÇELIK 30.10.2026
KAYGIYI ANLAMAK

KAYGIYI ANLAMAK

KAYGIYLA SAVAŞMAK YERİNE ONUNLA İLİŞKİMİZİ DEĞİŞTİRMEKKaygı nedir, neden ortaya çıkar ve onunla ilişkimizi nasıl değiştirebiliriz?Kaygı, insanın olası tehlikelere hazırlanmasına yardımcı olan doğal bir duygudur. Gelecekte yaşanabilecek güçlükleri öngörmemizi, önlem almamızı ve harekete geçmemizi sağlayabilir. Dolayısıyla kaygı başlı başına bir sorun değildir. Sorun, kaygının kararlarımızı yönetmeye başlaması ve bizi önem verdiğimiz yaşamdan uzaklaştırmasıdır.Örneğin önemli bir sınav öncesinde kaygılanmak doğaldır. Ancak başarısızlık ihtimalini sürekli düşünmek, ders çalışmayı ertelemek veya sınava girmekten kaçınmak hayatımızı sınırlandırabilir. Burada temel soru yalnızca “Kaygı hissediyor muyum?” değildir. Asıl soru şudur: “Kaygı hissettiğimde nasıl davranıyorum?”Kaygının belirtileri nelerdir?Kaygı yalnızca zihnimizde yaşanmaz; bedenimizde ve davranışlarımızda da kendisini gösterebilir. Bedensel belirtiler arasında çarpıntı, hızlı nefes alma, kas gerginliği, terleme, mide rahatsızlıkları, baş dönmesi ve uyku sorunları bulunabilir. Zihinsel belirtiler arasında kötü senaryolar üretme, felaketleştirme, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma ve aşırı düşünme yer alır. Davranışsal belirtiler ise kaçınma, erteleme, sürekli güvence arama ve tekrar tekrar kontrol etme şeklinde görülebilir.Bu belirtilerin hepsi herkeste görülmez. Üstelik bedensel yakınmaların her zaman kaygıya bağlanmaması, gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.Kaygı neden devam eder?Kaygıyı sürdürebilen önemli mekanizmalardan biri kaçınma döngüsüdür. Örneğin sosyal ortamlarda yargılanacağından korkan biri, davetlere katılmamaya başlayabilir. Evde kaldığında kısa süreli rahatlama hisseder. Fakat zamanla zihni, “Gitmediğim için güvendeyim” sonucuna varabilir. Böylece kaçınma güçlenir ve kişinin kendisine yeni deneyimler kazandırma fırsatı azalır.Benzer biçimde sürekli güvence istemek veya her ayrıntıyı kontrol etmek de anlık rahatlama sağlarken uzun vadede belirsizlikle baş etme becerisini sınırlayabilir. Bu nedenle terapide yalnızca kaygının şiddetini değil, kaygı karşısında geliştirilen alışkanlıkları da inceleriz.ACT: Kaygıyla mücadele etmek yerine ona alan açmakKabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaktan çok, onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmeye odaklanır. Çünkü hayatın bütün belirsizliklerini kontrol etmek mümkün değildir.Danışanlar bazen şöyle söyler: “Hocam, belirsizliği hiç sevmiyorum. Her şey net olsun. Bir şey ya vardır ya yoktur.” Oysa hayat yalnızca siyah ve beyazlardan oluşmaz; arada griler de vardır. Psikolojik esneklik, bu grilerle karşılaştığımızda da yaşamımızı sürdürebilmektir.Örneğin “Ya başarısız olursam?” düşüncesi geldiğinde onun doğru olduğunu kabul etmek zorunda değiliz. Bunun yerine “Şu anda zihnim bana başarısız olabileceğimi söylüyor” diyebiliriz. Bu yaklaşım, düşünceyle aramıza mesafe koymamızı sağlar. Buna bilişsel ayrışma denir. Düşüncelerimizi fark edebilir, fakat onların her talimatını uygulamak zorunda olmadığımızı öğrenebiliriz.ACT ayrıca değerlerimize odaklanır. Kendimize “Kaygım olmasaydı ne yapardım?” sorusunun yanında “Kaygım benimle gelirken bugün hangi küçük adımı atabilirim?” sorusunu da sorabiliriz. Cesaret, bazen korkunun yokluğu değil, korkuyla birlikte ilerlemektir.Mindfulness: Zihnin geleceğinden şimdiki ana dönmekKaygılandığımızda zihin çoğunlukla gelecekte dolaşır: “Ya kötü bir şey olursa?”, “Ya kontrolü kaybedersem?”, “Ya aynı şey yeniden yaşanırsa?” Mindfulness, dikkatimizi bilinçli ve yargılamadan şimdiki ana yönlendirme becerisidir.Kısa bir uygulama için ayaklarımızın yere temasını hissedebilir, nefesimizin doğal ritmini izleyebilir ve bedendeki duyumları değiştirmeden fark edebiliriz. Ardından kendimize “Şu anda ne hissediyorum, zihnim bana ne söylüyor?” diye sorabiliriz. Son adımda dikkatimizi çevremize ve yapmak istediğimiz davranışa yönlendirebiliriz.Buradaki amaç kendimizi zorla sakinleştirmek değildir. Mindfulness, kaygıyı susturmak yerine, kaygı varken de yaşadığımız anla temas kurmamıza yardımcı olur. Uygulama sırasında rahatsızlık artarsa çalışmayı kişiye göre uyarlamak mümkündür.Özşefkat: Kaygılandığımız için kendimizi yargılamamakKaygı yaşayan biri bazen duygusunun üzerine bir de kendisini eleştirmeyi ekler: “Neden bu kadar kaygılıyım?”, “Başkaları yapabiliyor, ben neden yapamıyorum?”, “Güçsüz olmamalıyım.” Böylece kaygıya yetersizlik ve utanç eşlik edebilir.Özşefkat, zorlandığımız anlarda kendimize anlayışlı, destekleyici ve gerçekçi yaklaşabilmektir. Kendimize şu soruyu yöneltebiliriz: “Aynı zorluğu sevdiğim bir arkadaşım yaşasaydı ona nasıl konuşurdum?” Muhtemelen onu suçlamak yerine anlamaya çalışırdık. Aynı yaklaşımı kendimize göstermek de mümkündür.Özşefkat, sorumluluklarımızdan kaçmak veya her davranışımızı onaylamak değildir. Hatalarımızı görebilir, değişim için çabalayabilir ve bunu kendimizi aşağılamadan yapabiliriz.Kaygıyla yaşarken küçük adımlar atmakKaygıyla çalışırken önemli bir başka nokta da duygularımızı düşman gibi görmemektir. Bazen kişi, “Kaygım geçsin, sonra işe başlayacağım” der. Böylece yaşam, önce rahatlama koşuluna bağlanır. Oysa kaygının azalmasını beklemek, kimi zaman ertelemeyi uzatır. Bunun yerine küçük ve uygulanabilir davranışlar belirlemek daha işlevsel olabilir. Örneğin zorlandığımız bir görüşmeyi tamamen iptal etmek yerine önce kısa bir hazırlık yapabilir, ardından görüşmeye katılmayı deneyebiliriz. Sonrasında yalnızca ne kadar kaygılandığımızı değil, bizim için önemli olan neyi yaptığımızı da değerlendirebiliriz. Böylece başarıyı sadece rahatlık düzeyiyle ölçmeyiz. Kaygı yükseldiğinde kendimize “Şimdi neyi kontrol edebilirim?” ve “Hangi davranış beni değerlerime yaklaştırır?” sorularını sorabiliriz.Peki terapide kaygıyla nasıl çalışıyoruz?Terapi sürecinde kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığını, kişinin hangi düşüncelere kapıldığını, bedensel tepkilerini ve kaçınma davranışlarını birlikte anlamaya çalışıyoruz. Kontrol ihtiyacını, güvence arama alışkanlığını, belirsizlikle ilişkiyi ve sert iç konuşmayı ele alıyoruz.ACT ile düşüncelerden ayrışmayı ve değerlere uygun davranmayı; mindfulness ile dikkati şimdiye getirmeyi; özşefkat ile zor anlarda destekleyici bir iç ses geliştirmeyi çalışıyoruz. Gerektiğinde kaçınılan durumlarla planlı, güvenli ve kademeli biçimde yüzleşmeyi de sürece dahil ediyoruz.Hedefimiz, kişinin kaygısı tamamen geçtikten sonra yaşamaya başlaması değildir. Kaygı varken de ilişkilerine, hedeflerine ve değerlerine yer açabilmesini desteklemektir. Çünkü kaygısız bir hayat her zaman mümkün olmayabilir; ancak kaygının bütün kararlarımızı yönetmesi kaçınılmaz değildir.Değişim bazen kaygının yok olmasıyla değil, onunla mücadeleye harcadığımız enerjiyi yaşamımıza yöneltmemizle başlar.Uzman Psikolog Hasan Çelik
Hasan ÇELIK 30.10.2026