İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Hidayet ÇALIŞKAN
  3. Blog Yazıları
  4. Ayrılıklardan Sonra Depresyon: Belirtileri, Tedavileri ve İpuçları

Ayrılıklardan Sonra Depresyon: Belirtileri, Tedavileri ve İpuçları

Ayrılıklardan Sonra Depresyon: Belirtileri, Tedavileri ve İpuçları

Gerçek olalım: Ayrılıklar acımasız olabilir. Eğer buradaysanız, muhtemelen bu tür duygusal acıyı ilk elden hissetmişsinizdir.

Yalnız olmadığınızı bilmek güven verici olabilir; örneğin, üniversite ilişkilerinin çoğu ayrılıkla sonuçlanıyor. Ancak istatistikler kalp kırıklığınızı hafifletmez; bu bir çeşit kederdir.

Ayrılıklar her türlü önemli değişikliği beraberinde getirir, benlik duygunuzu ve planlarınızı sarsar. Bu çalkantılar sizi sıkıntılı, endişeli ve üzgün hissetmenize neden olabilir. Bir ayrılıktan sonra üzüntü duyguları normal olsa da, bazen devam edebilir veya zamanla kötüleşebilir ve potansiyel olarak depresyona yol açabilir.

Bu da yaygındır. 2021'de ABD'li yetişkinlerin yüzde 8,3'ü depresyon yaşadı. Yine de umut var. Depresyon, bir ilişkinin sona ermesinden veya başka bir sebepten dolayı tedavi edilebilir. İşler daha iyiye gidebilir.


İleride, depresyonun yaygın belirtilerini özetleyeceğiz, bunları ayrılık üzüntüsünden ayıracağız, baş etme stratejilerini keşfedeceğiz ve kırık bir kalpten kurtulmanıza ve yeniden kendiniz gibi hissetmenize yardımcı olacak etkili tedavi seçeneklerini paylaşacağız.


Ayrılık Sonrası Depresyon Belirtileri

Genel olarak depresyon gibi, ayrılık sonrası depresyon da hem fiziksel hem de duygusal belirtilerle ortaya çıkabilir.

Bazı depresyon belirtileri şunlardır:

• Değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duyguları

• Duygusal sıkıntı

• Boş, sinirli, veya huzursuz hissetmek

• İştahta ve gastrointestinal semptomlarda değişiklikler

• Konsantrasyon zorluğu ve kararsızlık

• Baş ağrısı, kramp ve diğer fiziksel ağrılar

• Genellikle keyif aldığınız aktivitelere karşı ilgi veya zevk kaybı

Bu semptomlar ayrılıktan hemen sonra ortaya çıkabilir, ancak yerleşmeleri daha uzun sürebilir. Bazen, ayrılık gibi tetikleyici bir olaydan sonra depresyon belirtilerini hissetmeniz günler, haftalar ve hatta daha uzun sürebilir.


Ayrılık Sonrası Depresyon: Nedenleri ve Risk Faktörleri

Majör depresif bozukluktan, mevsimsel duygusal bozukluğa ve adet öncesi disforik bozukluğa kadar çeşitli depresyon türleri vardır.

Stresli yaşam olayları bazen durumsal depresyon veya reaktif depresyon olarak da adlandırılan klinik depresyona da yol açabilir. Bir ayrılık, kendinizi ihanete uğramış veya depresyonda hissetmenize neden olabilecek, kimliğinizi ve günlük yaşamınızı bozabilecek önemli yaşam değişiklikleri potansiyeli nedeniyle bu kategoriye girebilir.


İlişkiler sona erdiğinde nörolojik bir şeyler de oluyor.

Araştırmalar, şehvet ve çekimden bağlanmaya ve maalesef reddedilme veya ayrılığa kadar ilişkilerin çeşitli aşamalarında kimyasal reaksiyonların meydana geldiğini göstermektedir. Testosteron ve östrojen gibi seks hormonları, "stres" hormonları olan dopamin ("iyi hissetme" kimyasalı) ve norepinefrin ve kortizolün yanı sıra bu süreçte önemli roller oynar. Oksitosin yakınlık, bağlantı ve mahremiyet duygularını teşvik eder.

Harika bir randevunun ardından yaşanan heyecanı veya "Seni seviyorum" sözünü duymanın sakinliğini düşünün; bu duygular kısmen beyin kimyası tarafından yönlendirilir. Bir ilişki sona erdiğinde dopamin ve serotonin seviyeleri sıklıkla düşer. Bu nörotransmitterlerin her ikisi de zevk ve mutlulukla bağlantılıdır, dolayısıyla azalan seviyeleri depresyona katkıda bulunabilir.

Ayrılık yaşayan insanlar üzerinde yapılan küçük bir çalışmada yapılan beyin taramaları, romantik reddedilmenin bağımlılığa bile benzeyebileceğini, aşırı istek, yoksunluk ve depresyon gibi semptomları tetikleyebileceğini ortaya çıkardı. Bu, ayrılıklarla ilişkili bazı yoğun duyguları açıklamaya yardımcı olabilir.


Ayrılık Sonrası Depresyon İçin Risk Faktörleri

Çoğu insan ayrılığın ardından bir alışma dönemi yaşar ancak bu sürenin zorluğu bireysel risk faktörlerine göre değişiklik gösterebilir.

Ayrılıktan sonra depresyona yol açabilecek bazı risk faktörleri şunları içerebilir:

• Değişikliklere ve stres faktörlerine karşı duygusal tepkileri günlük işleyişi etkileyecek noktaya kadar düzenlemede zorluğa neden olan uyum bozukluğu

• Depresyon veya anksiyete öyküsü

• Kendine güvensizlik

• Aynı anda birden fazla olumsuz yaşam olayının meydana gelmesi

• Beklenmedik bir ayrılık veya sadakatsizlik gibi travmatik sonlar

Özetle, romantik bir ilişkinin bozulması gerçekten de depresyonu tetikleyebilir.


Depresyon Olduğunu Nasıl Anlarız?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, ayrılıklardan sonra üzgün veya boş hissetmek, ruh hali değişimleri gibi duygusal düzensizlikler de çok yaygındır.

Ancak ayrılık sonrası normal duygular ile depresyon gibi daha ciddi bir zihinsel sağlık durumu arasında ayrım yapmak zor olabilir.

Önemli bir fark, depresyonun kalıcı, sürekli ve yaygın değersizlik, üzüntü ve umutsuzluk duygularını içermesidir. Buna karşılık, ayrılık sonrası hüzünler dalgalanma eğilimindedir ve her ana hakim olamayabilir.

Depresyon tanısı konulabilmesi için en az iki hafta boyunca günlük işleyişinizi önemli ölçüde etkileyen belirtilerin olması gerekir.

Teşhisiniz ne olursa olsun, umutsuzluk duyguları, şiddetli yorgunluk veya kendine zarar verme düşünceleri ortaya çıkarsa derhal profesyonel yardım almanız önemlidir.


Ayrılık Depresyonunun Tedavileri

Duygularınız zamanla iyileşmiyorsa veya günlük yaşamda faaliyet göstermenizi zorlaştırıyorsa, profesyonel yardım almanın zamanı gelmiş olabilir.

Belirtilerinize bağlı olarak hem tedavi hem de ilaç seçeneklerini düşünebilirsiniz. Aşağıda her iki tedavi türünü de inceleyeceğiz.


Terapi Yapmayı Düşünün

Depresyon için birkaç farklı terapi türü vardır. Ayrılıklar için aşağıdakiler dikkate alınmaya değer olabilir:

• Bilişsel-davranışçı terapi (BDT). Araştırmalar bilişsel-davranışçı terapinin depresyonu etkili bir şekilde tedavi edebildiğini göstermektedir. BDT, insanların zararlı davranışları körükleyen sağlıksız ve olumsuz düşünce kalıplarını tanımlamalarına ve bunları değiştirmenin yollarını bulmalarına yardımcı olur. Amaç, insanlara semptomlarını daha iyi yönetmelerine ve ayrılıklar ve flört gibi gelecekteki stres etkenleriyle baş etmelerine yardımcı olmak için başa çıkma becerilerini öğretmektir.

• Kişilerarası terapi. Duygudurum bozukluklarını gidermek ve ilişkileri geliştirmek için özel olarak tasarlanmış bir konuşma terapisi türü olan kişilerarası terapi, ayrılıktan sonra depresyona giren biri için harika bir araç olabilir. Bazı araştırmalar ayrıca kişilerarası terapinin genel olarak depresyonu etkili bir şekilde tedavi ettiğini öne sürüyor.


İlaç Tedavisinin Gerekli Olup Olmadığını Öğrenin

Terapi, öz saygıyı yeniden inşa etmeye ve bir ayrılığın ardından toparlanmaya başlamanın harika bir yolu olsa da ruh sağlığı uzmanları da ilaç tedavisi önerebilir.

Antidepresanlar bazen yukarıda açıklanan tedavilerden birine destek olarak kullanılır. Bazı seçenekler şunları içerir:

• Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar). SSRI'lar, depresyonu tedavi etmek için reçete edilen en yaygın antidepresan türlerinden bazılarıdır. Beyindeki serotonini artırarak çalışırlar.

• Serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRI'ler). Bunlar SSRI'lara benzer şekilde çalışır, ancak vücuttaki bir stres kimyasalı olan norepinefrini ve serotonini hedef alırlar.

• Atipik antidepresanlar. Genellikle atipik bir antidepresan olarak adlandırılan Bupropion, norepinefrin-dopamin geri alım inhibitörleri (NDRI'ler) adı verilen bir antidepresan sınıfına aittir. Beyindeki ruh halini, bilişsel işlevi ve davranışı düzenlemeye yardımcı olan norepinefrin ve dopamin miktarını artırarak depresyon semptomlarını hedef alır.


Ayrılıkla Başa Çıkmanın Diğer Yolları

Yukarıdaki tedavilerin tümü yardımcı olsa da, kalp kırıklığıyla uğraşırken sağlıklı alışkanlıkları günlük yaşamınıza dahil etmek de önemlidir. Kişisel bakım uygulamak herkes için farklı görünebilir, ancak işte bazı fikirler:

• Sevdiklerinize ulaşın. Bir destek sistemine sahip olmak, iyileşirken harikalar yaratabilir. Çevrenizdeki herhangi birine ulaşmakta kendinizi rahat hissetmiyorsanız bir destek grubuna katılmayı düşünün.

• Sosyal medyayı akıllıca kullanın. Özellikle daha önce özgüven sorunlarına yol açmışsa, sosyal medyadan kaçınmak en iyisi olabilir. Sağlığınız şu anda muhtemelen daha kırılgan, bu nedenle kendinizi başkalarıyla karşılaştırma eğilimindeyseniz veya eski sevgilinizi görme riskiyle karşı karşıyaysanız kaydırma sürenizi sınırlayın.

• Sınırları belirleyin. Bir çalışma, eski sevgilinizi sosyal medyada görmenin iyileşme sürecini daha karmaşık hale getirebileceğini gösterdi. Algoritmalar önemli bir rol oynasa da eski sevgilinizi takip etmeyi bırakabilir, onun içeriğinizi görüntüleme yeteneğini sınırlayabilir veya onu engelleyebilirsiniz.

• Aktif kalın. Egzersiz yapmak, özellikle antrenmanınızı açık havada yapıyorsanız, ayrılık düşüncesinden kurtulmanın harika bir yoludur. Araştırmalar, egzersiz yaptığınızda beyninizin, ruh halinizi yükselten ve ağrıyı azaltan bir hormon olan endorfin salgıladığını ve doğanın sakinleştirici bir destek sağlayabileceğini gösteriyor.

• Bütün yiyecekleri yiyin. Yağsız protein (balık ve tavuk gibi), meyveler, sebzeler ve tam tahıllardan oluşan sağlıklı bir diyet yemek, daha enerjik hissetmenize yardımcı olabilir. Bazı sağlıklı yiyecekler depresyonla mücadeleye bile yardımcı olabilir.

• Sabırlı olun. Ayrılık depresyonunun ne kadar sürdüğünü merak ediyor olabilirsiniz. Kesin bir cevap olmasa da tedavi aramak ve özgüveninizi artırmak için küçük şeyler yapmak iyileşme sürecinizi başlatacaktır. Bir çalışma, ayrılıkların kendini keşfetme ve duygusal gelişim dahil olmak üzere olumlu sonuçlar verebileceğini buldu.


Ayrılık Sonrası Depresyon: Son Düşünceler

Ayrılıklar nadiren kolaydır. Reddedilme ve üzüntü duygularıyla baş etmek duygusal açıdan acı verici olabilir ve bazen ayrılıklar depresyonu tetikleyebilir. Ayrılık sonrası depresyon hakkında akılda tutulması gerekenler:

• Bir ilişki sona erdiğinde dopamin ve serotonin seviyelerinde bir düşüş yaşayabilirsiniz. Her iki kimyasal da ruh halinin düzenlenmesinde rol oynuyor ve daha düşük seviyeler depresyonla ilişkilendirilebiliyor.

• Depresyonun bazı belirtileri arasında duygusal sıkıntı, değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duyguları ve genellikle keyif aldığınız aktivitelere karşı ilgi veya zevk kaybı yer alır.

• Ayrılık sonrası üzüntü depresyona benzeyebilir. Bununla birlikte, bir kişinin klinik depresyon tanısı alabilmesi için belirtilerin en az iki hafta boyunca tutarlı bir şekilde ortaya çıkması gerekir.

Yukarıdakiler varsa, depresyon için profesyonel yardım aramanın zamanı gelmiş olabilir. Depresyon için BDT ve KITP gibi konuşma terapilerinin yanı sıra SSRI'lar ve SNRI'ler gibi antidepresanlar da dahil olmak üzere birkaç tedavi vardır.

İster üzgün hissediyor olun, ister depresyonda olduğunuzu düşünüyorsanız, bu üzgün anınızda kendinize iyi bakmanız önemlidir. Aktif kalmak, sosyal medyayı akıllıca kullanmak ve sevdiklerinize beraber olmak, bunların hepsi kişisel bakım eylemleri olabilir.

Bir ayrılığın ortasındayken işlerin daha iyiye gideceğini görmek zor olabilir. Ancak ayrılık sonrası depresyon hakkında bilgi alarak zaten ilk adımı atmış oldunuz. Sizi görüyoruz ve iyileşme yolculuğunuzu desteklemek için buradayız.

Depresyonda olabileceğinizi düşünüyorsanız ve bir adım daha atmaya hazırsanız, iyileşmenize yardımcı olabilecek seçenekleri gözden geçirmek için bir psikiyatri uzmanıyla veya BENİMLE online bir görüşme planlayabilirsiniz.

Yayınlanma: 24.11.2024 09:47

Son Güncelleme: 24.11.2024 09:47

Psikolog

Hidayet

ÇALIŞKAN

Psikolog

3 Yorum
Depresif Bozukluklar
İlişki / Evlilik Problemleri
Sosyal Fobi
Stres / Kriz Yönetimi
+7
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

ONLINE TERAPİ Mİ, YÜZ YÜZE TERAPİ Mİ?

ONLINE TERAPİ Mİ, YÜZ YÜZE TERAPİ Mİ?Online Terapi Yüz Yüze Terapi Kadar Etkili mi?Evet. Bilimsel araştırmalar, özellikle canlı görüntülü görüşmelerle gerçekleştirilen psikoterapilerin, araştırılan birçok psikolojik problemde yüz yüze terapi kadar etkili olduğunu göstermektedir.2024 yılında yayımlanan, 54 bilimsel araştırmayı ve 5.463 katılımcıyı kapsayan kapsamlı bir meta-analizde, terapist eşliğinde uzaktan uygulanan bilişsel davranışçı terapi ile yüz yüze uygulanan terapi arasında tedavi sonuçları bakımından bir fark bulunmamıştır.Kaygı ve depresif belirtiler başta olmak üzere çeşitli psikolojik güçlüklerde yapılan araştırmalar da online psikoterapinin etkili bir seçenek olduğunu desteklemektedir.Dolayısıyla online terapiyi yüz yüze terapinin daha az etkili veya eksik bir versiyonu olarak değerlendirmek doğru değildir.Online terapi, uygun danışanlarda ve uygun koşullarda, yüz yüze terapi kadar etkili bir psikolojik destek yöntemidir.Elbette her psikolojik güçlükte ve her danışan için aynı uygulama biçimi uygun olmayabilir. Bu nedenle terapi süreci kişinin ihtiyaçlarına göre değerlendirilir.Online Terapi Nasıl Yapılır, Etkili midir ve Avantajları Nelerdir?Psikolojik destek almak isteyen birçok kişinin aklında benzer sorular vardır: “Online terapi gerçekten işe yarıyor mu?”, “Psikologla aynı odada olmadan kendimi anlatabilir miyim?”, “Yüz yüze terapiyle aynı çalışmaları mı yapıyoruz?”Bu sorular oldukça anlaşılır. Çünkü terapi denildiğinde çoğumuzun zihninde bir psikologla aynı odada karşılıklı oturarak yapılan görüşmeler canlanır. Oysa günümüzde psikolojik destek alabilmek için mutlaka aynı fiziksel ortamda bulunmak gerekmiyor.Online terapi, psikolog ve danışanın güvenli bir görüntülü görüşme aracılığıyla bir araya geldiği, bilimsel temellere dayanan profesyonel psikolojik destek sürecidir.Peki, online terapide neler yapıyoruz? Yüz yüze terapiden farkı nedir? Online terapi gerçekten etkili midir?Online Terapide Neler Yapıyoruz?Online terapi yalnızca görüntülü konuşmaktan ibaret değildir. Yüz yüze terapide olduğu gibi belirli hedefler doğrultusunda ilerleyen, bilimsel yaklaşımların kullanıldığı ve profesyonel sınırların korunduğu bir süreçtir.İlk görüşmelerimizde sizi terapiye getiren sorunları, yaşamınızda karşılaştığınız güçlükleri, beklentilerinizi ve değiştirmek istediğiniz alanları anlamaya çalışıyoruz.Kaygı, panik atak, depresif belirtiler, tükenmişlik, aşırı düşünme, özgüven sorunları, ilişki problemleri, öfke ve stresle baş etme gibi birçok konuda online görüşmeler gerçekleştirebiliyoruz.Terapi sürecinde düşüncelerinizi, duygularınızı ve davranışlarınızı birlikte değerlendiriyoruz. Sizi zorlayan durumlarda zihninizden neler geçtiğini, bedeninizde hangi tepkilerin ortaya çıktığını ve bu durumlar karşısında nasıl davrandığınızı anlamaya çalışıyoruz.Örneğin kaygı yaşadığınızda sürekli kötü senaryolar mı üretiyorsunuz? Belirsizlikten kaçınmak için her şeyi kontrol etmeye mi çalışıyorsunuz? Hata yapmaktan korktuğunuz için bazı şeyleri erteliyor musunuz?Bütün bunları birlikte değerlendiriyor, ihtiyaçlarınıza uygun çalışmalar planlıyoruz.Yani online terapide de yalnızca konuşmuyoruz. Duygularınızı anlamaya, düşüncelerinizle ilişkinizi değiştirmeye ve yaşamınızda yeni davranışlar geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz.Psikologla Güven İlişkisi Online Ortamda Kurulabilir mi?Terapinin en önemli unsurlarından biri, danışan ile psikolog arasında kurulan terapötik ilişkidir.Danışanın kendisini anlaşılmış, dinlenmiş, güvende ve yargılanmadan kabul edilmiş hissetmesi terapi sürecinde önemli bir yere sahiptir.Peki, bu ilişki ekran aracılığıyla kurulabilir mi?Evet. Araştırmalar, terapötik ilişkinin online görüşmelerde de güçlü biçimde kurulabildiğini göstermektedir.Online görüşmeler sırasında da duygularınızı ifade edebilir, yaşadığınız olayları paylaşabilir, düşüncelerinizi değerlendirebilir ve terapistinizle birlikte çalışabilirsiniz.Psikolog, ses tonunuzu, yüz ifadelerinizi, kullandığınız kelimeleri ve görüşme sırasında gözlemlenebilen duygusal tepkilerinizi değerlendirebilir.Fiziksel olarak aynı odada bulunmamak, terapötik ilişkinin kurulamayacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte online ortamda bazı bedensel ipuçlarının daha sınırlı gözlemlenebildiği de unutulmamalıdır.Online Terapinin Avantajları Nelerdir?Zamandan tasarruf: Terapiye ulaşmak için trafikte zaman geçirmeniz, ulaşım planlamanız veya uzun mesafeler katetmeniz gerekmez. Görüşmeye uygun bir ortamdan katılabilirsiniz.Mekândan bağımsızlık: Yaşadığınız şehirdeki psikologlarla sınırlı kalmadan ihtiyaçlarınıza ve çalışma alanlarına uygun bir uzman seçebilirsiniz.Esnek görüşme saatleri: Çalışma hayatı, aile sorumlulukları veya yoğun günlük program nedeniyle terapiye zaman ayırmakta zorlanan kişiler için uygun randevu saatleri planlanabilir.Terapi sürecinin devamlılığı: Taşınma, seyahat veya iş nedeniyle şehir değiştirme gibi durumlarda aynı psikologla görüşmeleri sürdürmek kolaylaşabilir.Kendi ortamınızda bulunma: Bazı kişiler kendilerini alışık oldukları bir ortamda daha rahat ifade edebilir. Özellikle terapiye başlamak konusunda çekinceleri olan kişiler açısından bu durum kolaylaştırıcı olabilir.Ulaşılabilirlik: Bulunduğu bölgede psikolojik destek seçenekleri sınırlı olan kişiler için online terapi önemli bir erişim olanağı sağlayabilir.Yurt dışında yaşayan ve kendi dilinde psikolojik destek almak isteyen kişiler için de online görüşmeler bir seçenek olabilir. Bu durumda ilgili ülkelerin mesleki ve hukuki düzenlemelerinin uygunluğu değerlendirilmelidir.Online Terapide ACT, Mindfulness ve Özşefkat Çalışmaları Yapılabilir mi?Evet. Online görüşmelerde yüz yüze terapide kullandığımız birçok psikolojik yaklaşım ve uygulamadan yararlanabiliyoruz.Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) çalışmalarında düşüncelerimizle aramıza mesafe koymayı, zorlayıcı duygulara alan açmayı ve değerlerimiz doğrultusunda davranmayı ele alıyoruz.Örneğin “Ya başarısız olursam?” düşüncesini kesin bir gerçek olarak kabul etmek yerine, zihnimizin ürettiği bir düşünce olarak fark etmeyi çalışabiliyoruz.Mindfulness çalışmalarında dikkatimizi şimdiki ana yönlendirmeyi, bedenimizdeki duyumları fark etmeyi ve yaşadığımız duyguları hemen değiştirmeye çalışmadan gözlemlemeyi öğreniyoruz.Topraklama egzersizleri, nefes farkındalığı ve duygu isimlendirme uygulamalarını online görüşmelerde birlikte gerçekleştirebiliyoruz.Özşefkat çalışmalarında ise kendimize yönelttiğimiz eleştirel dili, hata yaptığımızda kendimize nasıl davrandığımızı ve zorlandığımız anlarda daha destekleyici bir yaklaşım geliştirmeyi ele alıyoruz.Ayrıca görüşmeler arasında günlük yaşamda deneyebileceğiniz farkındalık çalışmaları, davranışsal uygulamalar ve kişisel değerlendirme egzersizleri planlayabiliyoruz.Önemli olan, çalışmaların hangi odada yapıldığı değil, ihtiyaçlarınıza uygun biçimde yürütülmesidir.Online Terapiye Katılmak İçin Nelere İhtiyacım Var?Online terapiye katılmak için internet bağlantısı, kameralı bir telefon, tablet veya bilgisayar yeterli olabilir.Görüşmelerinizi kendinizi rahat hissedebileceğiniz, başkalarının sizi duymayacağı ve dikkatinizin mümkün olduğunca bölünmeyeceği özel bir ortamda gerçekleştirmeniz önemlidir.Gizlilik, kişisel verilerin korunması ve mesleki etik ilkeler online terapide de geçerlidir.Bazı ağır kriz durumlarında, acil müdahale gerektiren koşullarda veya yeterli mahremiyet sağlanamadığında yüz yüze değerlendirme ya da farklı sağlık hizmetlerine yönlendirme gerekebilir.Sonuç: Değişen Görüşme Ortamı, Devam Eden Terapi SüreciOnline terapi ile yüz yüze terapi arasında bazı uygulama farklılıkları bulunsa da her iki yöntemde de temel amaç, kişinin yaşadığı güçlükleri anlamak ve psikolojik iyilik halini desteklemektir.Online terapide de duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve ilişkilerimizi ele alıyoruz. Kaygıyla, belirsizlikle, zorlayıcı yaşam olaylarıyla ve kendimize yönelik eleştirel düşüncelerle nasıl ilişki kurduğumuzu birlikte değerlendiriyoruz.Bilimsel araştırmaların gösterdiği gibi, online terapi uygun koşullarda yüz yüze terapi kadar etkili olabilir.Online terapide değişen, psikoloğunuzla buluştuğunuz ortamdır. Birlikte yürüttüğümüz psikolojik çalışmalar, profesyonel yaklaşım ve değişim hedefleri ise devam eder.Psikolojik destek almak için yaşadığınız güçlüklerin daha da artmasını beklemek zorunda değilsiniz.Uzman Psikolog Hasan ÇelikErgen, yetişkin ve çiftlerle online psikolojik görüşmeler.
Hasan ÇELIK 30.10.2026

Kaygı ve Panik Atak İçin 7 Günlük Uygulama Rehberi

ACT, Mindfulness ve Özşefkat ile 7 Günlük Uygulama RehberiKaygıyla baş etmek için çoğu zaman onu azaltmaya, kontrol etmeye veya zihnimizden uzaklaştırmaya çalışırız. Ancak kaygıdan kurtulmak için gösterdiğimiz yoğun çaba, bazen kaygıyla daha fazla meşgul olmamıza neden olabilir.Peki, kaygıyı ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onunla ilişkimizi değiştirmeyi denesek?Aşağıdaki egzersizler, günlük yaşamda farkındalık geliştirmek, düşüncelerle aramıza mesafe koymak, kendimize daha şefkatli yaklaşmak ve kaygıya rağmen harekete geçebilmek amacıyla hazırlanmıştır.Buradaki hedef her zaman iyi hissetmek değil, zorlayıcı duygularla birlikte de yaşayabilmeyi öğrenmektir.1. Ayaklarını Yere Bas: Topraklama EgzersiziSüre: 1–2 dakikaKaygılandığınızda dikkatiniz gelecekteki olasılıklara kayabilir. Bu egzersiz, bulunduğunuz anla yeniden temas kurmanıza yardımcı olur.İki ayağınızı yere yerleştirin. Ayak tabanlarınızın zemine temasını, oturduğunuz sandalyeyi ve bedeninizin ağırlığını hissedin.Çevrenizdeki sesleri fark edin.Kendinize şöyle söyleyin:“Şu anda kaygı hissediyorum. Kaygım burada ve ben de buradayım.”Amacınız kaygıyı uzaklaştırmak değil, kaygı varken de çevrenizle bağlantı kurabilmektir.2. Zihnim Bana Ne Söylüyor?Süre: 1 dakikaZihnimiz bazen düşünceleri kesin gerçeklermiş gibi sunar.“Kesin başarısız olacağım.”“Beni kimse sevmiyor.”“Mutlaka kötü bir şey olacak.”Bu düşüncelerin başına şu ifadeyi ekleyin:“Şu anda zihnim bana ... söylüyor.”Örneğin: “Zihnim bana başarısız olacağımı söylüyor.”Ardından kendinize sorun:“Bu düşünceye inanmak zorunda mıyım, yoksa onun varlığını fark ederek ilerleyebilir miyim?”Bu uygulama ACT yaklaşımındaki bilişsel ayrışma becerisini destekler.3. Duyguma Bir İsim VeriyorumSüre: 1 dakikaGün içerisinde durup kendinize sorun:“Şu anda ne hissediyorum?”Kaygı mı? Korku mu? Utanç mı? Belirsizlik karşısında huzursuzluk mu?Duygunuzu mümkün olduğunca açık biçimde isimlendirin.“Şu anda kaygı hissediyorum ve göğsümde sıkışma fark ediyorum.”Duyguyu tanımlamak, onunla daha bilinçli ilişki kurmanıza yardımcı olabilir.Her duyguyu hemen değiştirmek zorunda değilsiniz.4. Beş Duyuyla Şimdiki Ana DönmekSüre: 2–3 dakikaBulunduğunuz ortamda:Görebildiğiniz 5 şeyi belirleyin.Dokunabildiğiniz 4 şeyi fark edin.Duyabildiğiniz 3 sesi dinleyin.Fark edebildiğiniz 2 kokuyu belirleyin.1 tadı fark edin.Bu uygulamayı evde, işte veya günlük yaşamın farklı anlarında yapabilirsiniz.Amaç zihnimizi zorla susturmak değil, dikkatimizi mevcut çevreye yönlendirmektir.5. Nefesimi Kontrol Etmeden İzliyorumSüre: 2 dakikaRahat bir pozisyonda oturun.Nefesinizi değiştirmeden girişini ve çıkışını gözlemleyin.Zihniniz başka düşüncelere gittiğinde bunu fark edin.Kendinize kızmadan dikkatinizi yeniden nefesinize yönlendirin.Burada başarılı olmak, hiç düşünmemek değildir. Dikkatinizin dağıldığını fark edip yeniden yönlendirebilmektir.Nefese odaklanmak rahatsızlık veriyorsa çevrenizdeki seslere odaklanabilirsiniz.6. Kaygı Günlüğü TutuyorumSüre: 3–5 dakikaGün içerisinde kaygılandığınız bir olayı seçin.Şu soruları yazılı olarak yanıtlayın:“Ne oldu?”“Zihnim bana ne söyledi?”“Bedenimde ne hissettim?”“Kaygı karşısında nasıl davrandım?”“Bu davranış uzun vadede bana yardımcı oluyor mu?”Burada önemli olan kendinizi eleştirmek değil, otomatik davranışlarınızı tanımaktır.Özellikle kaçınma, erteleme ve sürekli kontrol etme alışkanlıklarını fark etmeye çalışın.7. Dur, Fark Et, SeçSüre: 1 dakikaKaygı yükseldiğinde hemen tepki vermek yerine kısa bir duraklama oluşturun.Önce durun.Ardından zihninizden geçenleri ve bedeninizdeki duyumları fark edin.Son olarak kendinize sorun:“Şu anda kaygımın söylediğini mi yapıyorum, yoksa benim için önemli olan davranışı mı seçiyorum?”Bu küçük duraklama, otomatik tepkiler yerine daha bilinçli seçimler yapmanıza yardımcı olabilir.8. Düşüncelerimi Bulutlar Gibi İzliyorumSüre: 2 dakikaZihninizden geçen düşünceleri gökyüzündeki bulutlar gibi hayal edin.Her düşünceye bir isim verin:“Gelecekle ilgili endişe.”“Yetersizlik düşüncesi.”“Kontrol etme isteği.”Bulutları dağıtmaya veya durdurmaya çalışmayın.Düşüncelerin gelip geçmesine izin verirken dikkatinizi bulunduğunuz ana yönlendirin.Unutmayın: Bir düşüncenin zihnimizden geçmesi, onun mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez.9. Kaygıma Rağmen Küçük Bir AdımSüre: 5–10 dakikaKaygı nedeniyle ertelediğiniz bir davranışı belirleyin.Bir telefon görüşmesi, sosyal etkinlik veya uzun süredir bekleyen bir iş olabilir.Kendinize sorun:“Kaygım tamamen geçmese bile bugün hangi küçük adımı atabilirim?”Yapılabilir ve güvenli bir adım seçin.Bazen değişim, kendimizi hazır hissetmeyi beklemek yerine küçük bir davranışla başlar.10. Yakın Arkadaşıma Ne Söylerdim?Süre: 2 dakikaKendinizi eleştirdiğiniz bir anı düşünün.Aynı durumu sevdiğiniz bir arkadaşınız yaşasaydı ona nasıl yaklaşırdınız?“Bunu nasıl yapamazsın?” mı derdiniz, yoksa zorlandığını anlamaya mı çalışırdınız?Şimdi aynı cümleleri kendinize söylemeyi deneyin.Özşefkat, kendimizi haklı çıkarmak değil; zorlandığımız anlarda kendimize destek olabilmektir.11. Üç Adımlı Özşefkat MolasıSüre: 1–2 dakikaZorlandığınız bir anda üç cümleyi hatırlayın:Farkındalık: “Şu anda zorlanıyorum.”Ortak insanlık deneyimi: “Zorlanmak insan olmanın bir parçası.”Kendine nezaket: “Şu anda kendime nasıl destek olabilirim?”Bu cümleleri kendinize uygun sözcüklerle değiştirebilirsiniz.Amaç duyguyu bastırmak değil, zorlanırken kendinize daha destekleyici yaklaşmaktır.12. Gün Sonu Psikolojik Esneklik DeğerlendirmesiSüre: 3 dakikaGünün sonunda kendinize şu soruları sorun:“Bugün hangi durumlarda kaygı yaşadım?”“Kaygım beni hangi davranışlardan uzaklaştırmaya çalıştı?”“Kaygıma rağmen benim için önemli olan ne yaptım?”“Yarın kendime daha şefkatli nasıl yaklaşabilirim?”Gününüzü yalnızca ne kadar kaygılandığınıza göre değerlendirmeyin. Kaygı varken hangi davranışları seçebildiğinizi de fark edin.7 Günlük Uygulama PlanıPazartesi: Topraklama ve nefes farkındalığı.Salı: Zihnim bana ne söylüyor ve kaygı günlüğü.Çarşamba: Beş duyu egzersizi ve duyguları isimlendirme.Perşembe: Dur, fark et, seç uygulaması.Cuma: Bulut metaforu ve değerler doğrultusunda küçük adım.Cumartesi: Yakın arkadaşıma ne söylerdim ve özşefkat molası.Pazar: Gün sonu değerlendirmesi ve haftalık gözden geçirme.Son OlarakBu egzersizleri kusursuz uygulamak zorunda değilsiniz. Bazen dikkatiniz dağılabilir, bazen kaygınız artabilir veya uygulama sırasında hiçbir değişiklik hissetmeyebilirsiniz.Bunlar başarısız olduğunuz anlamına gelmez.Egzersizleri yalnızca kriz anlarında değil, günlük yaşamın sıradan zamanlarında da deneyebilirsiniz. Böylece farkındalık, kabul ve psikolojik esneklik becerilerini geliştirme fırsatı bulabilirsiniz.Önemli olan kaygının tamamen ortadan kalkması değil, kaygı varken de hayatımızda önem verdiğimiz şeylere yer açabilmektir.Uzman Psikolog Hasan Çelik
Hasan ÇELIK 30.10.2026
KAYGIYI ANLAMAK

KAYGIYI ANLAMAK

KAYGIYLA SAVAŞMAK YERİNE ONUNLA İLİŞKİMİZİ DEĞİŞTİRMEKKaygı nedir, neden ortaya çıkar ve onunla ilişkimizi nasıl değiştirebiliriz?Kaygı, insanın olası tehlikelere hazırlanmasına yardımcı olan doğal bir duygudur. Gelecekte yaşanabilecek güçlükleri öngörmemizi, önlem almamızı ve harekete geçmemizi sağlayabilir. Dolayısıyla kaygı başlı başına bir sorun değildir. Sorun, kaygının kararlarımızı yönetmeye başlaması ve bizi önem verdiğimiz yaşamdan uzaklaştırmasıdır.Örneğin önemli bir sınav öncesinde kaygılanmak doğaldır. Ancak başarısızlık ihtimalini sürekli düşünmek, ders çalışmayı ertelemek veya sınava girmekten kaçınmak hayatımızı sınırlandırabilir. Burada temel soru yalnızca “Kaygı hissediyor muyum?” değildir. Asıl soru şudur: “Kaygı hissettiğimde nasıl davranıyorum?”Kaygının belirtileri nelerdir?Kaygı yalnızca zihnimizde yaşanmaz; bedenimizde ve davranışlarımızda da kendisini gösterebilir. Bedensel belirtiler arasında çarpıntı, hızlı nefes alma, kas gerginliği, terleme, mide rahatsızlıkları, baş dönmesi ve uyku sorunları bulunabilir. Zihinsel belirtiler arasında kötü senaryolar üretme, felaketleştirme, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma ve aşırı düşünme yer alır. Davranışsal belirtiler ise kaçınma, erteleme, sürekli güvence arama ve tekrar tekrar kontrol etme şeklinde görülebilir.Bu belirtilerin hepsi herkeste görülmez. Üstelik bedensel yakınmaların her zaman kaygıya bağlanmaması, gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.Kaygı neden devam eder?Kaygıyı sürdürebilen önemli mekanizmalardan biri kaçınma döngüsüdür. Örneğin sosyal ortamlarda yargılanacağından korkan biri, davetlere katılmamaya başlayabilir. Evde kaldığında kısa süreli rahatlama hisseder. Fakat zamanla zihni, “Gitmediğim için güvendeyim” sonucuna varabilir. Böylece kaçınma güçlenir ve kişinin kendisine yeni deneyimler kazandırma fırsatı azalır.Benzer biçimde sürekli güvence istemek veya her ayrıntıyı kontrol etmek de anlık rahatlama sağlarken uzun vadede belirsizlikle baş etme becerisini sınırlayabilir. Bu nedenle terapide yalnızca kaygının şiddetini değil, kaygı karşısında geliştirilen alışkanlıkları da inceleriz.ACT: Kaygıyla mücadele etmek yerine ona alan açmakKabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaktan çok, onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmeye odaklanır. Çünkü hayatın bütün belirsizliklerini kontrol etmek mümkün değildir.Danışanlar bazen şöyle söyler: “Hocam, belirsizliği hiç sevmiyorum. Her şey net olsun. Bir şey ya vardır ya yoktur.” Oysa hayat yalnızca siyah ve beyazlardan oluşmaz; arada griler de vardır. Psikolojik esneklik, bu grilerle karşılaştığımızda da yaşamımızı sürdürebilmektir.Örneğin “Ya başarısız olursam?” düşüncesi geldiğinde onun doğru olduğunu kabul etmek zorunda değiliz. Bunun yerine “Şu anda zihnim bana başarısız olabileceğimi söylüyor” diyebiliriz. Bu yaklaşım, düşünceyle aramıza mesafe koymamızı sağlar. Buna bilişsel ayrışma denir. Düşüncelerimizi fark edebilir, fakat onların her talimatını uygulamak zorunda olmadığımızı öğrenebiliriz.ACT ayrıca değerlerimize odaklanır. Kendimize “Kaygım olmasaydı ne yapardım?” sorusunun yanında “Kaygım benimle gelirken bugün hangi küçük adımı atabilirim?” sorusunu da sorabiliriz. Cesaret, bazen korkunun yokluğu değil, korkuyla birlikte ilerlemektir.Mindfulness: Zihnin geleceğinden şimdiki ana dönmekKaygılandığımızda zihin çoğunlukla gelecekte dolaşır: “Ya kötü bir şey olursa?”, “Ya kontrolü kaybedersem?”, “Ya aynı şey yeniden yaşanırsa?” Mindfulness, dikkatimizi bilinçli ve yargılamadan şimdiki ana yönlendirme becerisidir.Kısa bir uygulama için ayaklarımızın yere temasını hissedebilir, nefesimizin doğal ritmini izleyebilir ve bedendeki duyumları değiştirmeden fark edebiliriz. Ardından kendimize “Şu anda ne hissediyorum, zihnim bana ne söylüyor?” diye sorabiliriz. Son adımda dikkatimizi çevremize ve yapmak istediğimiz davranışa yönlendirebiliriz.Buradaki amaç kendimizi zorla sakinleştirmek değildir. Mindfulness, kaygıyı susturmak yerine, kaygı varken de yaşadığımız anla temas kurmamıza yardımcı olur. Uygulama sırasında rahatsızlık artarsa çalışmayı kişiye göre uyarlamak mümkündür.Özşefkat: Kaygılandığımız için kendimizi yargılamamakKaygı yaşayan biri bazen duygusunun üzerine bir de kendisini eleştirmeyi ekler: “Neden bu kadar kaygılıyım?”, “Başkaları yapabiliyor, ben neden yapamıyorum?”, “Güçsüz olmamalıyım.” Böylece kaygıya yetersizlik ve utanç eşlik edebilir.Özşefkat, zorlandığımız anlarda kendimize anlayışlı, destekleyici ve gerçekçi yaklaşabilmektir. Kendimize şu soruyu yöneltebiliriz: “Aynı zorluğu sevdiğim bir arkadaşım yaşasaydı ona nasıl konuşurdum?” Muhtemelen onu suçlamak yerine anlamaya çalışırdık. Aynı yaklaşımı kendimize göstermek de mümkündür.Özşefkat, sorumluluklarımızdan kaçmak veya her davranışımızı onaylamak değildir. Hatalarımızı görebilir, değişim için çabalayabilir ve bunu kendimizi aşağılamadan yapabiliriz.Kaygıyla yaşarken küçük adımlar atmakKaygıyla çalışırken önemli bir başka nokta da duygularımızı düşman gibi görmemektir. Bazen kişi, “Kaygım geçsin, sonra işe başlayacağım” der. Böylece yaşam, önce rahatlama koşuluna bağlanır. Oysa kaygının azalmasını beklemek, kimi zaman ertelemeyi uzatır. Bunun yerine küçük ve uygulanabilir davranışlar belirlemek daha işlevsel olabilir. Örneğin zorlandığımız bir görüşmeyi tamamen iptal etmek yerine önce kısa bir hazırlık yapabilir, ardından görüşmeye katılmayı deneyebiliriz. Sonrasında yalnızca ne kadar kaygılandığımızı değil, bizim için önemli olan neyi yaptığımızı da değerlendirebiliriz. Böylece başarıyı sadece rahatlık düzeyiyle ölçmeyiz. Kaygı yükseldiğinde kendimize “Şimdi neyi kontrol edebilirim?” ve “Hangi davranış beni değerlerime yaklaştırır?” sorularını sorabiliriz.Peki terapide kaygıyla nasıl çalışıyoruz?Terapi sürecinde kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığını, kişinin hangi düşüncelere kapıldığını, bedensel tepkilerini ve kaçınma davranışlarını birlikte anlamaya çalışıyoruz. Kontrol ihtiyacını, güvence arama alışkanlığını, belirsizlikle ilişkiyi ve sert iç konuşmayı ele alıyoruz.ACT ile düşüncelerden ayrışmayı ve değerlere uygun davranmayı; mindfulness ile dikkati şimdiye getirmeyi; özşefkat ile zor anlarda destekleyici bir iç ses geliştirmeyi çalışıyoruz. Gerektiğinde kaçınılan durumlarla planlı, güvenli ve kademeli biçimde yüzleşmeyi de sürece dahil ediyoruz.Hedefimiz, kişinin kaygısı tamamen geçtikten sonra yaşamaya başlaması değildir. Kaygı varken de ilişkilerine, hedeflerine ve değerlerine yer açabilmesini desteklemektir. Çünkü kaygısız bir hayat her zaman mümkün olmayabilir; ancak kaygının bütün kararlarımızı yönetmesi kaçınılmaz değildir.Değişim bazen kaygının yok olmasıyla değil, onunla mücadeleye harcadığımız enerjiyi yaşamımıza yöneltmemizle başlar.Uzman Psikolog Hasan Çelik
Hasan ÇELIK 30.10.2026