İçeriğe geç

Senin Bağlanma Stilin Hangisi?

Senin Bağlanma Stilin Hangisi?


Yakınlık ve samimiyet konusunda ilişkinizde nasılsınız?

Yaşadığınız ilişki gün içerisinde sizin zihninizi ne kadar meşgul ediyor?

İlişki içinde olduğunuz partnerinize ne kadar güvenirsiniz?

İlişki içinde boğuluyormuş gibi hissediyor musunuz?


Bu tür soruların cevapları çiftlerin nasıl bağlandıklarını ve sahip oldukları bağlanma stillerini ortaya koymaktadır. Daha net anlaşılması için bu yazıda öncelikle kısaca bağlanma nedir? sorusu ile başlayıp daha sonrasında yetişkinlerin sahip olduğu bağlanma stillerinden bahsediyor olacağım.


Bağlanma Nedir?

Bağlanma kuramının temeli John Bowlby tarafından oluşturulmuş ve birçok araştırmacının katkısı ve çalışmaları ile de günümüzde ki şeklini bulmuştur. Ancak, kısa ve öz bir tanımlama yapmak gerekirse Bowlby, bağlanmayı bebek ve bakım veren arasındaki güçlü duygusal bir bağ olarak ifade etmektedir. Bowlby’den sonra bağlanma konusu pek çok psikolog ve araştırmacı tarafından ele alınmıştır çünkü Bowlby’nin ifadesine göre, bebek ile bakım veren kişi arasında kurulan bu güçlü bağ beşikten mezara bireyin tüm hayatına rehberlik etmekte ve yakın ilişkilerini önemli düzeyde etkilemektedir. Bireyin tüm hayatını etkileyebilecek kadar önemli bir kavram olması sebebi ile bağlanma kuramı gelişim psikolojisi alanı ve psikologlar için oldukça önemi bir kuramdır ve üzerinde yapılmış pek çok çalışmayı günümüzde de görmek mümkündür.

 Yetişkinlik döneminde yakın ilişki içinde sahip olunan bağlanma stilini biliyor olmak, bireyin kendi bağlanma stilini öğrenmesi ve anlaması, sağlıklı bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi yürütebilmesi için gereklidir. Bu sebep ile şimdi Bartholomew ve Horowitz’in Dörtlü Bağlanma Modeli’nde belirttiği dört bağlanma stiline detaylıca bakalım ve sizin bağlanma stiliniz hangisi? sorusuna cevap bulalım…


Sizin Bağlanma Stiliniz Hangisi?


Güvenli Bağlanma Stili: Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin kaygı düzeyleri ve kaçınma davranışları düşüktür. Çocukluk döneminde, sıcak bir temas (sarılma, kucaklanma, okşama, öpme vb.) ve sevgi ile büyümüş olan yetişkinler, sevgiyi bildikleri için romantik ilişkilerinde de hem kendilerini hem de partnelerini seven, değer veren ve güven duyan bireyler olurlar. Duygu ve düşüncelerini sağlıklı şekilde ifade edebilir, empati kurabilirler. İlişkilerinde yakınlık kurmaktan çekinmez, şefkatli davranışlar sergilerler. Sevilmeme ya da reddedilme korkusuna sahip olmadıkları için aşırı kıskançlık göstermez ve her tartışma sonrası uzun uzun ilişkilerini gözden geçirmekten ziyade yaşanılan olay çerçevesinde bir değerlendirme yapar ve sorunlara çözüm odaklı yaklaşırlar. İlişkilerinde trip atmak ya da küsmek yerine konuşmayı, sağlıklı iletişim kurmayı tercih ederler.


Saplantılı (kaygılı) Bağlanma Stili: Saplantılı bağlanma stiline sahip olan bireylerin yüksek kaygı ve düşük kaçınma davranışları mevcuttur. Bireyler sahip oldukları yüksek kaygı sebebi ile kendilerini değersiz hisseder, olumsuz benlik düşüncesine, başkaları tarafından sevilmeye layık olmadıklarına inanırlar. Başkaları tarafında sevilmek, onaylanmak ve değer görmek için partnerleri ile aşırı yakınlık içinde olmak ister çünkü onaylandıkları sürece kendilerini değerli hissederler. Ancak bu aşırı yakınlık kurma ihtiyacı zaman zaman ilişkilerini zorlayıcı olabilmektedir. Sürekli terk edilme korkusu yaşarlar.  İlişki yaşadıkları dönem hayatlarının merkezine partnerlerini koyar ve onlara çabuk bağlanırlar. Kendilerini yeterince değerli hissetmedikleri için aldatılma ve terk edilmekten korkarlar. Bu sebep ile ilişkilerinde kısıtlayıcı ve aşırı kıskanç olabilirler. Tepkisel kişilerdir, düşüncelerini sözel olarak ifade etmekten çok davranışları ile belirtir, sık sık trip atar ya da küserler. İlişki içinde yaşanan pek çok şeyi kişisel algılar, çok iyi olay kaydı tutar ve kolay kolay unutmazlar. 

Kaygılı bağlanma stiline sahip bir partnerden duyulabileceğiniz bazı olası cümleler:


  • Bana böyle davranamaz, görür o gününü …
  • 10 defa aradım neden açmıyor?, şimdi kim bilir neler yapıyordur oooo!
  • Benim hayatım zaten asla iyi gitmez ki !
  • Beni kimse gerçekten sevmiyor ki !
  • Biliyorum, kesin başka biri var.
  • Lütfen, beni terk etme… Buna dayanamam…


 Kayıtsız Bağlanma Stili : Kayıtsız bağlanma stiline sahip olan bireylerin düşük kaygı ve yüksek kaçınma davranışları mevcuttur. Güvenli bağlanma stilindeki gibi kaygı düzeyleri düşük olup olumlu benlik düşüncesine sahip olsalar da yakınlık kurmaktan, romantik ilişki yaşamaktan ve başkalarına ihtiyaç duymaktan kaçınırlar. Başkalarını sevilmeye değer olarak görmez, ilişki içinde fazla yakınlıktan hoşlanmaz, boğuluyor gibi hissederler. Partnerlerini aşağılama, küçümseme, eleştirme ve olumsuz kıyaslamada bulunma ihtimalleri yüksektir. Bu sebeple ilişkilerinde partnerlerine karşı kırıcı olabilirler. Her şey yolunda gibi gözükür iken birden araya mesafe koyabilir ve ilişkiden uzaklaşabilirler.

Kayıtsız bağlanma stiline sahip bir partnerden duyulabileceğiniz bazı olası cümleler:


  • O bana muhtaç..
  • Ona acıyorum.
  • Onunla iken kendimi boğuluyor gibi hissediyorum
  • Hayatımı ele geçirmeye çalışıyor!
  • Hep onun yüzünden beni suçum yok.


Korkulu Bağlanma Stili: Korkulu bağlanma stiline sahip olan bireylerin yüksek kaygı ve yüksek kaçınma davranışları mevcuttur. Bu bağlanma stili tam olarak güvenli bağlanmanın tersidir. Bireyler sahip oldukları yüksek kaygı sebebi ile kendilerini değersiz hisseder, olumsuz benlik düşüncesine ve başkaları tarafından sevilmeye layık olmadıklarına inanır iken başkalarını da sevilmeye değer olarak görmezler. Hayal kırıklığına uğramaktan, reddedilmekten ve terk edilmekten çok korktukları için yakın bir ilişki içinde olmaktan kaçarlar. Genelde kendilerine uymayacak yakın ve yoğun bir ilişkinin yaşanamayacağı yüzeysel birliktelikleri tercih ederler.

Korkulu bağlanma stiline sahip bir partnerden duyulabileceğiniz bazı olası cümleler:

  • Benim için uygun olmadığını biliyordum.
  • Ben yakın ilişki kurmaya uygun değilim.
  • Mesafelerim var benim !


Güvenli Bağlanma stiline sahip değilsem sonradan güvenli bağlanma stiline sahip olabilir miyim?


Güvenli bağlanma stiline sahip olan bireyin bağlanma stili kolay kolay değişmez iken diğer bağlanma stillerine sahip olan bireyin bağlanma stili danışmalık ve terapi yardımıyla güvenli bağlanma stiline doğru salınım gösterebilmektedir. Bu süreçte, önemli olan kendinizi farkına varmak ve bunun için harekete geçiyor olmaktır. Eğer sizde partneriniz ile bağlanma stillerinizden kaynaklanan ilişki sorunları yaşıyor ve bu sorunları kendi çabalarınız ile aşamadığınızı düşünüyorsanız bir uzman yardımı almalı ve kendi bağlanma stilinizi öğrenmeli ve yapabileceklerinizi fark etmelisiniz.


Sevgilerimle…


FATMA İZEL ŞAHİN

Uzman Psikolog & Aile Danışmanı


 

Kaynakça:

Bartholomew, K. ve Horowitz, L. M.(1991). Attachment styles among young adults: a test of a four category model. Journal of Personality and Social Psychology, 61(2), 226-244.

Bowlby, J.(1969). Attachment and loss: Vol.1. attachment. Basic Books.

Bowlby, J. (1982). Attachment and loss: Vol.1. attachment (2). Basic Books.

Sümer, N. ve Güngör, D. (1999), Yetişkin Bağlanma Stilleri Ölçeklerinin Türk Örneklemi Üzerinde Psikometrik Değerlendirilmesi ve Kültürlerarası Bir Karşılaştırma, Türk Psikoloji Dergisi, 14 (43), 71-106.


 

Yayınlanma: 30.12.2021 12:36

Son Güncelleme: 17.08.2023 06:42

#bağlanma#bağlanma stilleri#güvenli bağlanma#kaygılı bağlanma#korkulu bağlanma#kayıtsız bağlanma
Psikolog

Fatma İzel

ŞAHİN KAYA

Uzman Psikolog

9 Yorum
Kişilerarası İletişim Problemleri
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Evlilik Öncesi Danışmanlık
Bağlanma Sorunları
+7
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...
GÜVENLİ Mİ KAYGILI MI YOKSA KAÇINGAN BAĞLANMA MI?

GÜVENLİ Mİ KAYGILI MI YOKSA KAÇINGAN BAĞLANMA MI?

Bireyin, yetiştirilme ortamı ve tarzı ileri ki dönemlerde yaşayacağı ilişkiler ile yakından bağlıdır. Bu yazımda, bağlanma, bağlanma türlerini yakından inceleyeceğiz. Keyifli okumalar!Bebeklik dönemi olarak tanımlanan 0-2 yaş arası sadece çocuğun zihinsel, fiziksel ve duygusal gelişiminin de en hızlı geliştiği dönemdir. Bu dönem bebekler kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olamadıkları için bir bakıma ihtiyaç duyarlar. Bu gereksinim bebek ve bakım veren arasında bağ oluşumunu sağlar ve bağımlılık ortaya çıkar. Bu yüzden bakım veren fiziksel ihtiyaçlarını yanında duygusal ihtiyaçlarının da gidermesi gerekmektedir. Bağlanma sistemi, yeni doğanların onlara bakan kişi veya kişilere (genellikle anneye) fiziksel açıdan yakın tutarak hem çocukların güvenliğini sağlaması hem de onların çevreyi öğrenme sırasındaki güvenli koşullarını sağlar. Bebek ve ona bakım veren arasındaki bağ; ilişkisel, yakınlaşma ve benlik algısı konusunda kendini gösterir.Bağlanma kuramı, bebeklik döneminden itibaren inşa edilen çocuğun ileriki dönemlerinde ilişki halinde olduğu kişilerle duygusal açıdan etkileşimlerini ve bağlanmalarını ifade eder.John Bowlby tarafından bağlanma, belli bir figüre karşı yakınlık arama ve bu yakınlığı sürdürme isteme eylemdir. Bowlby bağlanmayı, insanların sürekli birbirine bağlı kalma durumu olarak tanımlar.Bağlanma, duygusal, olumlu etkilere sahip ve yardımlaşmaya dayanan bir ilişkidir. Bakım veren ile kurulan ilişki bizim hayatımız boyunca tüm ilişkilerimize yön verir bu ilişki sorunlu ise romantik ilişkilerimiz, sosyal yaşantımız, işlevselliğimizi, çalışma hayatımızı ve sürekliliğimizi etkileyebilir.Bağlanma Stilleri Romantik İlişkilerimizi Nasıl Etkiler?Partnerlerin birbirinden farklı bağlanma stillerine sahip olmaları, ilişkilerindeki tatmini, ilişki örüntülerini, dinamiklerini ve istikrarını doğrudan doğruya etkilemektedir. İnsanlarla yakın ilişki kurmada sorun yaşamayan partnerlere sahip bireyler, beraberliklerinden daha fazla doyum almaktadırlar. Bununla birlikte partnerlerinin onları terk etmesiyle ilgili anksiyete yaşayan bireyler, partnerleriyle etkileşimlerini azaltmaktadır.Diğer yandan güvenli bağlanma stiline sahip çiftler; kaygılı, kaçıngan ya da kaygılı-kaçıngan bağlanma stiline sahip çiftlere oranla daha az sözel saldırganlık ve yıkıcılık belirtileri gösterirler. Çiftler arasındaki kavga ve çatışmaların çözümü, güvensiz bağlanma stillerinden birine sahiplerse daha zorlayıcı olacaktır çünkü çatışmayı reddetme, erteleme veya görmezden gelme eğilimi göstereceklerdir. Halbuki sağlıklı bir tartışma ilişkiyi kurtarma da büyük rol oynar. Bağlanma teorisine göre, bağlanma stilleri dört tanedir:1. Güvenli Bağlanma2. Kaçıngan Bağlanma3. Kaygılı Bağlanma4. Korkulu-Kaygılı BağlanmaŞimdi gelin, bu bağlanma biçimleri bireylerde nasıl kendini gösteriyor, beraber inceleyelim. 👇🏻1. Güvenli Bağlanma Nedir?Bir çocuk büyürken ihtiyaçlarını karşılamaları konusunda ebeveynlerine güvenebilirse, ebeveynlerde bu süreci doğru bir şekilde yönetebilirse, muhtemelen güvenli bir bağlanma stili geliştirir. Burada ‘ihtiyaç’ derken sadece temel fizyolojik gereksinimlerden bahsetmekten ziyade çocuğun sevgi, şefkat, anlayış, güven gibi tüm duygusal ihtiyaçların karşılandığı bir ortamda güvenli bağlanma oluşabilir.Güvenli bir bağlanma, bireylere:· Duygularını regüle etme (düzenleme),· Diğer insanlarla güvene dayalı sağlıklı ve düzeyli ilişkiler kurabilme,· İhtiyaç duyduğunda duygusal anlamda destek arayabilme,· Etkili ve doğru iletişim· Kendini ifade edebilme, duygu ve taleplerini dile getirebilme gibi beceriler katar.Sağlıklı bir şekilde ilişki kurabilirler. Bağlanma modelleri arasında en ideali budur.Güvenli Bağlanma, Bireyde Nasıl Gözlemlenir?. Yakın ilişkilerde rahat davranabilirler.· Yalnız kaldıklarında kendileriyle kaliteli zaman geçirebilirler.· Zorluklarla başa çıkabilmek için kendilerine özgü stratejiler geliştirebilirler.· Çatışmaları yönetebilirler.· Özgüven ve özsaygı sorunlarını nadiren yaşarlar.· Kendileriyle ilgili olumlu benlik algısına sahiptir.Kısacası güvenli bağlanan insanlar, duygusal ve fiziksel olarak güvende hissederek büyürler ve bu sayede başkalarıyla sağlıklı, mutlu bir şekilde ilişki kurabilirler. Bağlanma modelleri arasında en ideal bağlanma şeklidir. 2. Kaçıngan Bağlanma Nedir?Bir çocuk sert tavırlar sergileyen veya duygusal anlamda çocuktan uzak duran ebeveynler tarafından büyütülürse, kaçıngan bağlanma stiline sahip olabilir.Kaçıngan bağlanmış kişiler otonomluğa son derece önem verirler, kendilerinden başka birine ihtiyaç duymayı ve ikili ilişkilerin gerekliliğini kabul etmezler. Buna aşırı bağımsızlık da denir. Buna bağlı olarak çevresindekilere karşı olumsuz davranışlar gösterebilirler. Kendilerini sevilmeye layık ve değerli görmelerine karşın diğer insanları olumsuz ve güvenilmez olarak değerlendirirler. Hayal kırıklığından kaçınmak, bağımsız olmak ve güçlü kalabilmek için yakın veya duygusal ilişki kurmaktan kaçınırlar. Duygusal bir ilişki yaşayanlar ise ilişkilerine karşı güvensizlik hissi olduğu için partnerlerine karşı kendilerini duygusal olarak uzak tutarlar.Bu durumda birey fiziksel ve duygusal anlamda yakınlık kurmakta zorlanabilir ve bu nedenle ilişkilerini yüzeysel tutabilir, uzun vadeli ilişkiler içerisine giremeyebilir. Kaçıngan Bağlanma, Bireyde Nasıl Gözlemlenir?· Duygusal veya fiziksel yakınlıktan kaçınırlar.· Bireyselciliği ön planda tutarlar.· İnsanlara güvenmekte zorlanırlar.· Derin romantik ilişkiler kuramazlar.· Onlara yaklaşan kişileri tehdit olarak algılayabilirler.· Daha çok yalnız kalmayı tercih ederler.3. Kaygılı Bağlanma Nedir?Bağlanma çeşitleri arasında üçüncüsü, yani kaygılı bağlanma, bir çocuk ihtiyaçlarına uygun davranamayan ebeveynler tarafından yetiştirilirse oluşabilir. Bazen tüm ihtiyaçlarına yanıt alan, ama bazen de adeta bir duvarla karşılaşan çocuklar kafası karışabilir ve bu durumu anlamakta zorluk çekerler. Bu tutarsızlık sebebiyle bir dahakine nasıl bir tepki göreceklerine karşı kaygı içerisine girerler çünkü bir belirsizlik ile karşı karşıyadırlar.Ebeveynlerinde gördüğü bu dengesiz tavırlar, kaygıyı ve beraberinde reddedilme, terk edilme endişelerini getirebilir. Ayrıca çocuk kendini tehdit altında hissederse ebeveyninin orada olacağına güvenemeyeceğinden keşfetmek için uzaklaşmayı göze alamaz. Yeteri kadar özgürleşemez ve ebeveynine karşı yapışkan tavırlar sergileyebilir. Bu durum yetişkinliğinde konfor alanında kalmasına sebep olabilir.Duygusal ilişkileri çok yoğun yaşar fakat çoğunlukla kısa sürer. Tamamen partnere odaklı bir hayat tarzı ve partneri kontrol etme isteği, yoğun doyumsuzluk duygusunu da beraberinde getirir. Karşılanması mümkün olmayan bu gereksinimler, partneri de katlanılması güç bir duruma sokacaktır.Kaygılı bağlanan bireyler, çatışma durumlarında yüksek düzeyde bağlanmayı etkinleştirme (hyperactivation) stratejileri ile partnerlerini daha fazla ilgi ve destek almak için sürekli zorlarlar. Sürekli gerilim yaratarak partneri test eder de diyebiliriz. Romantik ilişkiler açısından, kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerin kendilik değerleri düşük olduğundan dolayı sürekli tehdit algısı yaşanmaktadır.Kaygılı Bağlanma, Bireyde Nasıl Gözlemlenir?· Aşırı şımarık ve mesafeli ya da kayıtsız olmak arasında gidip gelebilirler.· Abartılı hareketler ile dikkat çekmeyi umabilirler.· Bir durumdan ya da kişiden çabuk sıkılabilirler. · İlişkilerinde tutarsız davranabilirler.· Diğer insanların onların duygularıyla ilgilenmeleri zorunluymuş gibi davranabilirler.· Eleştiriye karşı çok hassas olabilirler.· Yapışkan davranabilirler ve sürekli başkalarının onayına ihtiyaç duyabilirler.· İlişkilerinde kıskançlık ve güvensizlik gibi sorunlar yaşayabilirler.· Terk edilmekten, reddedilmekten korktukları için olmadıkları biri gibi davranabilirler.· Yalnız başına kalmak istemezler. · Özgüvenleri düşüktür ve kendilerini değersiz görme eğilimine sahiptirler.4. Korkulu-Kaygılı Bağlanma Nedir?Çocukluk çağı travması, ihmal veya istismar yaşayan bireylerde kaygılı kaçıngan bağlanma stili oluşabilir. Kaygılı kaçıngan bağlanma, bazen “korkulu kaçıngan bağlanma” olarak da adlandırılır.Olumsuz benlik algısı ve olumsuz ebeveyn modelinin birleşiminden oluşan bu bağlanma şekline karmaşık veya korkulu-kaygılı bağlanma stili denir. Bu bağlanma stili aslında bireyin, diğer insanlar hakkındaki güvenilmez oldukları ve onu reddedecek bireyler olduğu düşüncesiyle karakterizedir. Korkulu-Kaygılı bağlanma stiline sahip birey, kendisinin sevilmeyeceğine dair beklentileri vardır ve kendine yönelik değersizlik duygusu baskındır, özsaygı konusunda problem yaşarlar. Korkulu-Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler; her ne kadar kendileri ve diğerleri hakkında olumsuz algıya sahip olsalar da diğerleri tarafından onaylanma ve kabul edilme istekleri de yüksektir.Bu sebeple saplantılı bireylerle benzerlik göstermektedirler. Diğerleri tarafından reddedilme ve kaybetmenin oluşturacağı acıyı engellemek için insanlarla yakınlık kurmaktan kaçınırlar. Korkulu-Kaygılı bağlanma stili, güvenli bağlanma stilinin tam zıttı özelliklerle tanımlanmaktadır.Korkulu-Kaygılı Bağlanma, Bireyde Nasıl Gözlemlenir?· Yoğun şekilde reddedilme korkusu yaşayabilirler.· Duygularını regüle etmede (düzenlemede) sorun yaşabilirler.· Sürekli endişelidirler ve çelişkili davranışlar sergilerler.· Duygudurum bozuklukları, kişilik bozuklukları, madde bağımlılığı gibi psikolojik sorunlar yaşayabilirler.· Kendilerine zarar verme davranışı görülebilir.· İlişkilerde tahmin edilemez ve kafa karıştırıcı davranışlara sahip olma eğilimindedirler. · Her zaman reddedileceklerine inandıkları için duygusal yakınlıktan kaçınabilirler.Bağlanma Stilleri Üzerine…Yukarıda yazıldığı üzere bağlanma stilleri bebekliğimize ve yaşadıklarımıza bağlı olabiliyor. Fakat burada mühim olan bu bağlanma stilleri kendimizi anlamamız için bir araçtır.İlişkilerinizde yaşadıklarına bağlı olarak bağlanma stillerini tespit ettikten sonra sorunlarımızı buna dayandırıp, “ben böyleyim” diyerek kabullenmekte işim kolayına kaçmak olabilir. Hem kendimizi hem de ilişkilerimizdeki karşı tarafı olumsuz etkileyen alışkanlıkların üstüne gitmek, onları değiştirmeye çabalamak son derece olabilir. Güvensiz bağlanma stillerinin psikolojik destek ile ya da kişinin güvenli bağlanma stiline sahip bir partnerle yaşayacağı sağlıklı bir ilişki sonrasında değişim göstermesi mümkündür. Eğer böyle bir durum ile karşı karşıya iseniz destek almaktan çekinmeyin.Psikolog Emine SIKAN

Bağlanma Türleri ve İlişkilerimizi Üzerindeki Etkisi; Etkileriyle Nasıl Baş Ederiz?

Bağlanma Türleri ve İlişkilerimizi Üzerindeki Etkisi Bağlanma Teorisi (Bağlanma Kuramı), 1950’lerde İngiliz Psikanalist John Bowlby tarafından yaratılan ve Amerikalı Psikolog Mary Ainsworth tarafından genişletilen bir teoridir. Bağlanma Teorisine göre bebeklikten itibaren birincil bakım verenle yaşanan ilişkisel deneyimler ve kurulan bağ; kişinin gelecekteki yaşantısında ilişkileri nasıl geliştireceği, ne gibi tutum ve davranışlar göstereceğini belirlemektedir. Bakım veren ile erken yaşamda edilen tecrübeler ile oluşan bağlanma türü, yetişkinlik hayatında da ilişkilerde etkili olmaya devam eder. Bu teoriye göre 4 adet bağlanma stili tanımlanır; Güvenli Bağlanma Kaçıngan Bağlanma (Güvensiz Bağlanma)Kaygılı Bağlanma (Güvensiz Bağlanma) Düzensiz Bağlanma(Güvensiz Bağlanma)Hadi gelin birlikte bu stilleri inceleyelim. Güvenli Bağlanma Çocukluk döneminde birincil bakıcısıyla arasında yakın ilişki olan, herhangi bir koşula bağlanmadan onaylanma ve güvence isteyebilen bireyler; gelecekte güvenli bağlanma stili geliştirirler. Güvenli bağlanmada bakım veren (ebeveyn) çocuğun ihtiyaçlarını (fiziksel, duygusal) mümkün olan en kısa sürede koşulsuzca cevaplar. Peoples’e göre; “Çocuklar birincil bakıcılarından güveni, güvenli bağlanmayı almanın yanı sıra birincil bakıcıların bizzat kendisini de model alır ve yetişkinlik döneminde ortaya çıkacak olan güvenli bağlanma böylece filizlenmeye başlar.”Güvenli Bağlanma ÖzellikleriDuygusal Erişilebilirlik Yakınlık Kurabilme KapasitesiÇatışma YönetimiYalnızlıkla Barışık OlmakSınır ÇizebilmekÖz sevgi ve Öz saygı Etkili İletişim Becerileri Güven Duygusuna Sahip Olmak Duygu DüzenleyebilmekYardım Arayabilme Kapasitesi Kendi OlabilmePeki Güvenli Bağlanmanın ilişkiye yansıması nasıldır? Çocukluğunda güvenli bağlanan kişiler kendiyle de hayatla da güvenli bağlanır. Hem romantik ilişkilerinde hem de hayatında kurdukları diğer ilişkilerde güvenli bağlanırlar.Güvenli bağlanma stiline sahip kimseler sağlıklı ilişkiler kurma eğilimindelerdir. Sorun çözme becerileri gelişmiştir. Dışarıdan gözlemlendiğinde pozitif, güvenilir ve partnerlerine karşı sevgi dolu olduklarını fark ederiz. Güvenli bağlandıkları için ilişkilerinde kıskançlık ve güven problemleri pek açığa çıkmaz. Güvenli bağlanan kişiler sevilebilir olduklarına inanırlar. Bu inanç sayesinde dış bir onaylanmaya ihtiyaç duymazlar. Güvenli bağlanan kişiler duygu ve düşüncelerini ifade etmekte problem yaşamazlar. İlişkilerindeki sorunları dile getirmek ve çözüm üretmek konusunda problem yaşamzlar. Sevgiyi ifade etmek ve kabul etmekten çekinmezler.Kaçıngan Bağlanma Çocukluk döneminde, katı veya duygusal olarak mesafeli veya etrafta pek olmayan bakım verene sahip kişiler kaçıngan bağlanma geliştirirler. Bakım verenin eksikliği veya yetersizliği çocukta ileriye dönük bağlanma ve güven problemleri ortaya çıkarmaktadır. Çocukluklarında ihmal edildikleri için kendi kendilerine yetmeyi öğrenmek mecburiyetinde kalırlar. Bu sebeple güçlü bir bağımsızlık duygusuna sahip olurlar. Çocuklukta güçlü bir bağımsızlık duygusu benimsemekten kaynaklı insan ilişkilerinde kişi problem yaşar. Kaçıngan Bağlanma Özellikleri İlişkilerde belirgin bir mesafe koymaYakınlıktan kaçınma Güçlü bir bağımsızlık duygusuFiziksel ve duygusal yakınlıktan kaçınmaBaşkalarını küçümser tavırlarDuygularını ifade etmekte güçlük çekmeGüven duymakta zorlanmaKimseye ihtiyaç duymadığı ve duymayacağı inancıYalnızlığı tercih etmek Bağlanma korkusuPeki Kaçıngan Bağlanmanın ilişkiye yansıması nasıldır? Kaçıngan bağlanan kişi, partnerine ihtiyaç duymaktan ve bağlanmaktan kaçınırlar. Birilerine bağlı olmayı kontrol kaybı ve zayıflık olarak yorumlayabilirler. Kaçıngan bağlananlar duyguları noktasında çok net değildirler ve iletişime genellikle kapalıdırlar. Sevgiyi bir kol mesafesinde tutarlar. Partnerin duygularıyla baş etmek ve karşılık vermekte zorlanırlar. Bu bağlanma stili, bireylerin ilişkilerinde sağlıklı ve güvenli bir bağ kurmalarını zorlaştırır.Kaygılı BağlanmaÇocuklukta ihtiyaçlarına karşılık vermeyen tutarsız bakım verenlere sahip kişiler kaygılı bağlanma geliştirirler. Ebeveynlerinden aldıkları tutarsız mesajlar yüzünden ne istemeleri, ne beklemeleri konusunda sorun yaşayan, kafası karışık çocuklardır. Bu tutarsızlık yetişkin ilişkilerinde terk edilme ve reddedilme korkusu yaşamalarına neden olur. Yakın ilişkilerde bağımlı bir tavır sergilerler. Düşük öz sevgiye sahip olduklarından kendilerine laik görmedikleri o sevgiyi duymaya ihtiyaç duyarlar. Sevildiğinin onaylanmasına ihtiyaç duyarlar. İlişkilerinde kaygı ve kıskançlığı yoğun şekilde yaşarlar.Kaygılı Bağlanma Özellikleri Yoğun kıskançlıkDüşük özgüvenYalnız kalmakta zorlanmaBaşkalarından onay alma ihtiyacıGüven problemleriTerk edilme korkusuReddedilme korkusuKendini sevilmeye değer biri görmemeEleştiri kaldıramamaDüzensiz BağlanmaDüzensiz bağlanmaya sahip kişiler yakın ilişkilerinde güven problemi yaşarlar ve son derece tutarsız davranışlar gösterirler. İki uç noktada seyrederler; bağımsız ve mesafeli ya da duygusal ve yapışkan. Birincil bakım vereni tutarsız kişilerdir. Çocuk için hem rahatlık hem de korku kaynağıdırlar. Bu nedenle çocuklarda düzensiz davranışlar gözleniyor. Çocukluk travmaları, ihmal ve istismar bu bağlanma türüne neden olan başlıca etmenlerdir.Düzensiz Bağlanma ÖzellikleriGüven problemiYüksek anksiyeteKafa karıştırıcı davranışlarReddedilme korkusuDuyguları düzenlemede problemKaçıngan ve kaygılı bağlanma stillerinin belirtilerini gösteriyor olmaSonuç olarak ; Çocuklukta geliştirilen bağlanma stilinin ilerideki ilişkilerimiz için kesin bir belirleyici olarak düşünmek yanlış olur. Çocukluk döneminde geliştirilen bağlanma biçimi yetişkinlikte farklılaşabilir. Güvenli bağlanan bir çocuk yetişkinlikte ilişkilerinde kaçıngan bağlanma gösterebilir. Kişinin mizacı ve geçirdiği ilişki deneyimleri veya gözlemleri de bağlanma türlerinde etkili olabilmektedir. Sonuç olarak erken dönem bağlanma stilimiz yetişkin hayatımızda ilişkilerimizde birebir etkili olmasa da katkı payının olduğu yadsınamaz.Çocukluğumuzda bağlanma figürümüz ebeveynlerimiz yani bakım verenlerimizdir. Gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde ise bağlanma figürü romantik partnerler ve arkadaşlar olarak gözlenir. Yaşamın farklı dönemlerinde farklı bağlanma figürleri ortaya çıktığı için çocukluk çağındaki bağlanma stili kalıcı ve telafi edilemez değildir. Çocukluktaki bağlanma şeklimiz, ilerideki kuracağımız tüm ilişkilerimizde aynı tipte ve düzeyde gözlenecek kadar belirleyici değildir. Ancak tabii ki etkilidir; kişi, bağlanma stiline uygun bir partner seçmeye meyillidir. O nedenle, bu konuda farkındalık kazanmak ve üzerine çalışmak ilişkilerimiz için faydalı olacaktır. Psikolojik danışmanlık almak bakım vereniniz ile kurduğunuz bağlanma stilinizi keşfetmeyi ve bunun üzerine çalışarak güvenli bağlar geliştirmenize ve daha sağlıklı ilişkiler kurmanıza olanak sağlar. Bağlanma stilinizi keşfetmek ve daha sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenmek için benimle iletişim kurabilirsiniz. Kaynakça Here is How to Identify Your Attachment Style, psychcentral.com, 2021Çankaya,T.(2022).Bağlanma Stilleri Nelerdir? Bağlanma Stilleri ve Romantik İlişkilere Etkisi. Hiwellapp.com
İrem EROL 11.12.2024
Bağlanma Stillerimiz Ayrılık Sürecini Nasıl Etkiliyor?

Bağlanma Stillerimiz Ayrılık Sürecini Nasıl Etkiliyor?

Günümüzde ayrılığa dair hepimizin bildiği bir gerçek var. Ayrılık kararı bizi hem psikolojik hem de fiziksel anlamda fazlasıyla olumsuz etkiliyor. Peki bizi bu kadar olumsuz etkileyebilecek kararı nasıl alabiliyoruz? Araştırmalara göre, ayrılık kararı almamızda en önemli etkenlerden biri iletişim problemleri. Bunun yanı sıra, partner ile yakınlık kurmakta güçlük çekme, güven ve sadakat ile ilgili yaşanan problemler, finansal problemler, ilişki içerisinde sıkça çatışmaların yaşanması, cinsel problemler yer alıyor. Peki ayrılık sonrası davranışlarımızı ve duygularımızı belirleyen faktörler neler?Yapılan pek çok farklı çalışmaya göre ayrılık sonrasında sergilediğimiz davranışlar ve duygular bağlanma stillerimiz ile oldukça ilişkililer. Bağlanma stilimizin ne olduğunu keşfetmek, romantik ilişki içerisinde yaşadığımız problemlerin kökenini bulmamıza ve bu problemleri çözmemize yardımcı olur. O zaman aklımızda şöyle bir soru canlanıyor, nedir bu bağlanma stilleri?Bağlanma stilleri, doğumdan itibaren diğer insanlarla nasıl bağ kuracağımızı, çevremizle nasıl iletişime geçeceğimizi ve romantik partnerimiz ile nasıl bir ilişki yaşayacağımızı belirleyen bir yapıdır. Biliyoruz ki, hayatta kalabilmemiz için diğer insanlara ve bağlanmaya ihtiyacımız var. Yapılan pek çok araştırmaya göre, insanlarla sağlıklı bağlar kurduğumuzda, daha mutlu ve psikolojik açıdan daha sağlıklı bireyler oluyoruz. İnsanlarla sağlıklı bağlar kurmak, bizi hem psikolojik hem de fiziksel olarak olumlu etkiliyor. Temel olarak 3 farklı bağlanma stili vardır. Bunlar; güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanmadır.Güvenli Bağlanma Çocukluk hayatında güvenli bağlanma gerçekleştirmiş bireyler, yetişkinlik hayatında uzun vadeli ilişkiler yaşayan, yüksek özgüvene sahip olan, yakın ilişkilere girmekten kaçınmayan ve keyif alan, ihtiyacı olduğunda çevresinden sosyal destek talep edebilen ve duygularını yakın çevresiyle çekinmeden paylaşabilen kişilerdir. Kaygılı Bağlanma Çocukluk hayatında kaygılı bağlanma gerçekleştirmiş bireyler, yetişkin hayatlarında çevresindeki insanlara karşı güvenmekte zorluk çekerler, genel olarak başkalarına karşı duygusal bağ kurma ve yakınlık kurma konusunda isteksizdirler. Çevresindeki insanları ve kendi duygularını anlamakta güçlük çekerler ve duygulara karşılık vermekte zorlanırlar. Kaçıngan Bağlanma Çocukluk hayatında kaçıngan bağlanma gerçekleştirmiş bireyler, yetişkin hayatlarında yakın ve derin ilişkiler kurmakta fazlasıyla zorlanırlar. Yakın ilişki içerisinde bulunmaktansa, özgürlüğü ve bağımsızlığı tercih ederler. Romantik ilişkileri kendilerinin özgürlüğüne ve bağımsızlığına yönelik bir tehdit olarak algılama eğilimindedirler. Birini derinden tanımaya ve bağlanmaya karşı koyarlar. Nasıl güvenli bağlanan biri olabilirim? Bağlanma stilleri çocukluktan itibaren bize yerleşmiş olsalarda değiştirebilmek ve güvenli bağlanan bir insan olmak mümkündür. Öncelikli olarak hangi bağlanma stiline sahip olduğunuzu bulun. Fark etmek değişimin birinci adımıdır. Sonrasında bir ilişkide nelere ihtiyacınız olduğunu, neleri beklediğinizi, partnerden beklentilerinizi, kendi duygularınızı ve düşüncelerinizi keşfetmeye çalışın. Bunları keşfettikten sonra bilişsel çarpıtmalarınızı bulup, onları gerçekçileriyle düzenlemeye çalışın. Bilişsel çarpıtmalarınızı düzenlemekte güçlük çekerseniz, bir uzmandan destek alabileceğinizi unutmayın. Bağlanma stilleri ayrılık sonrası verdiğimiz tepkileri nasıl etkiliyor?Ayrılık sonrasında sergilediğiniz davranışlar ve aklınızdan geçen düşünceler çocukluk çağında ailenizin size sergilediği tutum ve davranışlardan şekilleniyor olabilir mi? Yapılan araştırmalara göre bu sorunun cevabı evet. Çocukluk çağlarımızda güven duyabileceğimiz bir bakım verene sahip olmak, olumsuz duygular yaşarken bu duygularla baş edebilmemiz konusunda bize yol gösterecek birinin olması, neden böyle hissettiğimizi anlattığımızda bakım verenin bizi dinlemesi ve anlayışlı bir şekilde yaklaşması, bu olumsuz duygularla baş edebilmek için bize çözüm konusunda yardımcı olması yetişkinlik hayatımızda ilişkilere, problemlere ve ayrılıklara bakış açımızı oldukça şekillendiriyor ve etkiliyor. Çocukluk yıllarında güvenli bağlanma geliştiren bireyler, ayrılık sonrasında kontrol etme veya zarar verme davranışlarını daha az sergiliyorlar. Her ayrılığın getirmiş olduğu doğal ayrılık sürecini yaşayarak, hayatlarındaki işlevselliği geri kazanıyorlar. Çocukluk çağında kaçıngan bağlanma geliştiren bireylerde ayrıldıktan sonra kontrol etme veya zarar verme davranışlarını daha az sergiliyorlar. Ancak araştırma sonuçlarına göre bunun sebebi zaten yakınlık kurmakla ilgili yaşadıkları problemlerin var olması ve yakın ilişkiler kurmayı özgürlüklerine bir tehlike olarak algılamalarıyla oldukça ilişkili. Çocukluk çağında kaygılı bağlanma geliştiren bireylerde ise ayrılık sonrasında kontrol etme ve zarar verme davranışları oldukça sık gözlemleniyor. Özellikle eski partneri rahatsız edici boyutta aramaya veya mesaj atmaya yönelik davranışlar oldukça sık gözlemlenenler arasında yer alıyor. Eski partnerlerinden bekledikleri veya istedikleri tepkileri alamadıklarında ise hakaret etme veya manipülatif davranışlarda bulunma olasılıkları oldukça artıyor. Kaygılı bağlanmaya sahip olan kişiler ayrılığın getirmiş olduğu doğal süreci yaşamayı da çoğu zaman reddedip, yaşanmış olan ayrılığı inkar edip, duygularını ve düşüncelerini bastırmaya çalışabiliyorlar. Bu durum ayrılıkla ilgili yaşanması gereken süreçlerin yaşanmasının önüne geçiyor ve kaygılı bağlanan kişiler yoğun bir biçimde korku, acı, öfke, üzüntü duygularını deneyimliyor. Duyguların yoğunluğundan kaynaklı olarak duygu regülasyonu yapmakta güçlük çektiklerinden ötürü düşünce ve davranışlarınıda düzenlemede problemler yaşıyorlar. Buda uzun vadede hayatlarında daha çok olumsuzluklar ve depresif belirtiler oluşmasına, kişide gerçekçi olmayan gelecekteki partnerlere yönelik terk edilme korkusunun ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Geçmiş ilişkide ve ayrılık sürecinde oldukça olumsuz deneyimlerle karşılaşan bu bireyler, gelecekteki var olabilecek ilişkisinde de aynı problemleri yaşamamak adına, çeşitli bilişsel çarpıtmalar yaparak daha şüpheci, kuşkucu ve çatışmalardan uzak durmayı seçen veya çatışmalarla zor başa çıkabilen bireyler haline gelebiliyorlar. Yapılmış olan bu çalışma bize gösteriyor ki, ayrılık sonrası yaşadığımız duygular, düşünceler ve sergilediğimiz davranışlar bağlanma stillerimiz ile oldukça ilişkili. Bu nedenle, sizde ayrılık sürecini zorlu geçiriyorsanız, duygularınızı ve düşüncelerinizi yönetmekte çeşitli zorluklar çekiyorsanız buda günlük hayatınızda çeşitli sorunlara neden oluyorsa, bir uzmandan destek alarak ayrılık sürecini nasıl daha sağlıklı geçirebileceğiniz konusunda gerekli olan yardımı alabilirsiniz. Unutmayın, hayatımızdaki sorunların çoğu genellikle hiç yoklarmış gibi davranmamızdan kaynaklanır. Görmezden gelmek çoğu zaman olumlu bir davranış değildir.