İçeriğe geç
  1. Uzmanlar
  2. Sinem ÇİBAŞ KARLIKLI
  3. Blog Yazıları
  4. BENİM NEYİM VAR? / PSİKOLOJİK CHECK-UP

BENİM NEYİM VAR? / PSİKOLOJİK CHECK-UP

“Son zamanlarda içimde bir durgunluk var gibi hissediyorum. Günlük rutinimde bile eskisi kadar keyif alamıyorum. İşte, evde, arkadaşlarla geçirdiğim zamanlarda bile bir boşluk hissediyorum. İçimde bir huzursuzluk var gibi, sürekli bir endişe ve gerginlik duyuyorum. Anlamıyorum, aslında hayatımda büyük sorunlar yok gibi görünüyor; ama bir türlü kendimi iyi hissedemiyorum."

"Geçmişte, stresle başa çıkma konusunda daha iyiydim gibi sanki. Ama son zamanlarda, her şeyi kontrol altında tutmakta zorlanıyorum. Uykusuzluk başladı, geceleri sürekli olarak dönüp duruyorum. İştahım azaldı ve enerjim düşük. İşte, bu belirtiler beni rahatsız etmeye başladı. İçimde bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorum."

"Bazen kendime, 'Belki bu sadece geçicidir, kendimi toparlarım' diyorum ama her geçen gün daha da kötü hissediyorum. Artık kendi başıma üstesinden gelebileceğimi düşünmüyorum.”

·Bu veya benzeri cümleleri siz de kuruyor musunuz?

·Kendinizde iyi gitmediğinizi düşündüğünüz bir şeyler mi var?

·Kendinize doğru soruları sorabiliyor musunuz?

·Peki cevapları sağlıklı verebiliyor musunuz?

·Hayatınızın gidişatını etkileyecek kararları doğru aldığınızı düşünüyor musunuz?

Belki de hayatınızın en kötü dönemini yaşıyorsunuz. Geceleri iyi uyuyamıyor, düzensiz yemek yiyor, panik atak krizleri ya da öfke sorunları yaşıyorsunuz… Çevrenizde ya da ailenizde kimse sizi dinlemiyor ve anlamıyor.

Belki de bir uzmana danışma zamanının gelmiştir. Bir psikolojik check-up yaptırmak içinizdeki bu karmaşayı anlamanıza ve çözmenizde size yardımcı olabilir.

Psikolojik Check-up Nedir?

İnsanlar kendilerinde neyin yolunda gitmediğini tanımlamakta zorlanabilirler. Çoğu zaman bir sorun olduğunu bile hissetmezler. Psikolojik check-up mevcut sorunların tespit edilmesi ve çözüm yollarının oluşturulması için bir psikoloji uygulamasıdır. Bireylerin ruh sağlığını değerlendirmeye ve olası sorunları belirlemeye yardımcı olan bir süreçtir.

Psikolojik Check-up’ın Avantajları Nelerdir?

·Psikolojik sorunların ortaya çıkartılmasını sağlar.

·Uygulanan farklı test ve görüşme teknikleri sayesinde olgulara çok yönlü yaklaşılır.

·Yapılandırılmış üç görüşme sonrasında sonuç elde edilir.

·Check-up sonrası görüşmelerde sorunlarıyla başa çıkması için danışana yol haritası çizilir.

Psikolojik Check-up’ın Nasıl Uygulanır?

İlk görüşme:

İlk görüşmede danışanla ilk temas kurulur, danışana süreç hakkında bilgi verilir.

Danışanın anamnezi yani yaşam hikâyesi alınır. Anamnez alırken, kimlik bilgileri, danışanın yaşam hikayesi, geçmişte yaşadığı olaylar, sağlık durumu, aile geçmişi, sosyal ilişkileri, aile yapısı, eğitim geçmişi, iş deneyimleri, hobileri, ilişkileri ve yaşamındaki önemli dönüm noktaları, duygusal durumu ve mevcut şikayetleri gibi birçok konu ele alınır ve hepsi hakkında detaylı bilgiler alınır.

Anamnez sürecinde, danışanın duygusal durumu, stres faktörleri, kaygı düzeyi, depresyon belirtileri gibi önemli psikolojik ve duygusal bilgiler de incelenir. Bu bilgiler, danışmanın danışanın ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verebilmesine ve psikolojik danışmanlık sürecinin şekillendirmesine yardımcı olur.

Varsa danışanın talepleri dinlenir; süreç bu ihtiyaca göre uyarlanabilir.

Görüşme ortalama 75-90 dakika arası sürer.

İkinci Görüşme:

Check-up için danışanlara geçerlik ve güvenirliği yüksek ölçek ve projektif testler uygulanır. Amaç bilimsel bir şekilde var olan sorunların ortaya konmasıdır.

İlk görüşme sırasında elde edilen verilere göre uzman psikolog danışanın ihtiyaç duyduğu sorun alanına göre uygulanacak ölçek ve testlere karar verir.

Uygulamalar boyunca danışana bir psikolog eşlik eder ve öncesinde, sırasında ve sonrasında sorularını yanıtlar.

Ortalama 3-3,5 saat sürer.

*Anamnez görüşmesi ile uygulanan ölçeklerin değerlendirilmesi ve raporlanması 7-10 gün sürmektedir ve sürecin sonunda sonuçların danışana sunulmasından bir gün önce danışana iletilmektedir.

(İhtiyaç duyulan sorun alanına göre uygulanacak ölçekleri yazının sonunda inceleyebilirsiniz.)

Üçüncü Görüşme:

Alanında uzman psikologlar tarafından tahlil edilen ve yorumlanan sonuçlar üçüncü görüşmede danışana detaylı bir şekilde sunulur.

Tespit edilen sorunlarla ilgili neler yapabileceği konusunda danışana yol gösterilir.

Sonuçların açıklandığı ve son değerlendirmenin yapıldığı son seans ortalama 75 dakika sürmektedir.

ÖNEMLİ!

• Tüm görüşmeler psikolog-danışan gizliliğinde gerçekleşmektedir.

• Online olarak uygulanabilir.

• Danışanın takvimine uygun biçimde farklı zamanlara bölünebilir.

• Hem özel hayatı hem de iş hayatını ilgilendiren sorunlar tespit edilir.

ÖZETLE...

Psikolojik check-up toplam 3 parçadan oluşmakta olup 6-7 saat arası sürmektedir.

18 farklı ölçek ve testten uygun olanları uygulanmaktadır.

Danışan ruhsal durumu hakkında bilgi sahibi olur ve sorunlarıyla mücadele için yol haritası oluşturulur.

Online olarak Türkiye’nin her şehrinde veya dünyanın herhangi bir ülkesinde uygulanabilir.

Psikolog-danışan gizliliğinde yürür.

Hem iş hem de özel hayata yönelik tespitlerde bulunulur.

Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçebilirsiniz.

ÖLÇEKLER

Aile Değerlendirme Ölçeği: Ailenin problem çözme, iletişim, aile içi roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme ve davranış kontrolü işlevlerini değerlendiren ve işlevsiz kaldığı alanları değerlendiren bir kendi bildirim ölçeğidir.

Algılanan Stres Ölçeği: İnsanların hayatlarındaki stresin algısının ölçülmesiyle ilgili önemli bir ölçüm aracıdır.

Kendini Tanıma Testi: Bireyin kişisel özelliklerinin farkına varmasını ve kendini tanımasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Maudsley Obsesif Kompulsif Testi (Takıntı hastalığı): Obsesyon (takıntı) ve kompulsiyonların yani takıntıların yarattığı kaygıyı gidermek için uygulanan davranışların belirti düzeylerini ölçmektedir.

Mükemmeliyetçilik Testi

Öfke Kontrolü Testi: Öfkenizi ne ölçüde kontrol edebildiğinizi, öfke kontrol problemi yaşayıp yaşamadığınızı ölçmeyi amaçlamaktadır.

Özgüven Testi: Bireylerin kendilerine ve yeteneklerine olan inançlarını ölçmeyi amaçlar.

SCL-90 Psikolojik Belirti Taraması: Belli bir psikolojik durumlar sebebiyle gelen kişilere uygulanarak bu durumun dışında başka ne tür psikolojik durumların olduğunu ortaya çıkarmak ve ortaya çıkan psikolojik durumların ne derecede olduğunu gösteren bir test türüdür.

Sosyotropi ve Otonomi Ölçeği: İnsanlara bağımlı ve insanlardan özerk kişilik özelliklerini saptamak ve insanların insanlarla olan etkileşim biçimini/tarzını belirlemek amacıyla uygulanan bir ölçektir.

U.C.L.A. Yalnızlık Ölçeği: Kişinin yalnızlık duygusundan yakınmasını değerlendiren bir ölçektir.

Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği: Anne, baba, romantik partner, yakın arkadaş ve genel bağlanmaya ilişkin kaçınma ve bağlanmaya ilişkin kaygı durumlarını değerlendiren bir ölçektir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Ölçeği

Erteleme Ölçeği

Sürekli Öfke ve Öfke Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ): Bireyin hissettiği öfke duygusunun yoğunluğu ve bu duyguyu gösterme biçimini analiz eden bir ölçektir.

Üç boyutlu bağlanma stilleri ölçeği: Bireyin ilişkilerindeki bağlanma stillerini belirleyen bir ölçektir.

Barratt Dürtüsellik Ölçeği: Dürtüselliğin görünümü değerlendiren 30 maddelik bir öz bildirim ölçeğidir.

MMPI – Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri: Kişilik özelliklerini bilimsel ve objektif olarak ortaya koyan, bireyin kişisel ve toplumsal uyumunu nesnel açıdan değerlendirmeyi hedefleyen bir testtir. Değerler ve davranışların yanında psikopatolojik belirtiler hakkında da doğru ve farklı bilgiler sağlar.

Yayınlanma: 28.09.2025 08:42

Son Güncelleme: 28.09.2025 08:42

#depresyon#kaygı#sıkıntı#ruhsal bunalım#psikolojik yardım#psikolojik destek#benim neyim var
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Travma ve İlişkili Bozukluklar
Bağlanma Sorunları
+7
Uzmanınla dilediğin yerden görüş:
Psikolog Merkezi: Online Seans

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...
SINAV KAYGISI MI YAŞIYORSUN?

SINAV KAYGISI MI YAŞIYORSUN?

Stres hayatımızda olağan ve bizi tehlikelere karşı tetikte tutan bir etmendir. Günlük rutinimizde ara sıra yaşadığımız endişe, duyduğumuz kaygı normal olarak nitelendirilse de bu durumu kontrol etmekte zorluk çekebiliyoruz. Kaygıyı kontrol etmek için çabalarken zihnimizde oluşan olumsuz, çarpık düşünceler ya da bedenimizin verdiği tepkiler işlevselliğinizi etkileyecek şekilde kendini gösteriyorsa kaygı bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz.Kaygıyı korkudan ayırmak gerekmektedir. Korku, kaygının daha yerleşik bir biçimidir. Korku yaşanan ortamda, gerçekçi bir fiziksel tehdit söz konusudur. Örneğin; ayıdan kaygılanmayız, korkarız. Bunun aksine, kaygı yaşanan durumlarda yorumlara dayalı, benliğe yönelik soyut bir tehdit vardır. Bilgimizin sınandığı sınavlardan korkmayız, kaygılanırız. Tüm bunlara ek olarak, korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir, biz sadece bildiğimizi zannederiz. Korku, kaygıdan daha kısa sürelidir. Yani, korku duygusuna vesile olan durum ya da obje ortadan kalktığında kişi rahatlar. Fakat kaygı daha genel bir durumdur, belisizliğe dayalıdır ve uzun süre devam eder.Sınav kaygısının bazı durumlarda otoriteyle çatışma gibi ciddi dinamik nedenleri olabilmektedir. Bireyin güven duygusunun arttırılması, kendinin önemli, başarılı ve değerli görmesi, rahatlıkla başarabileceğini düşünmesi gerekir. Bunu aile ve sosyal çevre desteği ile sağlayamıyorsa uzman desteği alınmalıdır.Sınav Kaygısının Nedenleri· Başarılı Olma Baskısı,· Özgüven Eksikliği,· Aile Tutumları,· Mükemmeliyetçi Bakış Açısı,· Zaman Yönetimi Problemi,· Sınav Tecrübesinin Olmaması,· Sosyal Çevre Baskısı,· Değerlendirme Ölçütleri,· Sınav Sonuçlarının Geleceğe Etkisi,· Olumsuz Deneyimler,Sınav Kaygısı Yaşadığımız Nasıl Anlaşılır?Sınav kaygısını 4 farklı şekilde inceleyebiliriz.1. Fiziksel Belirtiler· Terleme ile beraber görülen vücutta titreme· Mide bulantısı· Karın ağrısı· Nefes alıp vermede güçlük yaşama· İdrar yolu ve boşaltım problemleri,· İştahta artış veya iştahta azalma· Kalp çarpıntıları· Baş ağrısı2. Duygusal Belirtileri· Sinirlilik ve ani gergin tepki verme hali· Huzursuz hissetme· Öfke veya ağlama nöbetleri · Umutsuzluk· Karamsarlık ve depresyon hali· Özsaygı ve eksikliği3. Davranışsal Belirtileri· Uykusuzluk yaşama veya aşırı uyuma hali· İştahta artış veya azalma· Sınavdan kaçınma veya sınavla ilgili sorumlulukları erteleme· Normalinden çok daha fazla çalışmak Bilişsel Belirtileri· Sürekli şekilde zihinde dolaşan olumsuz düşünceler· Başarısızlık yaşayacağına dair endişe ve telaş hali· Dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon güçlüğü· Sınavla ilgili felaket senaryoları kurmaSınav anında ya da sınav öncesinde stresi yönetemezsek yapabileceğimiz soruları dahi yapamayacak duruma gelebilir elbette ki bu tüm performansımızı etkileyebilir. Bu yüzden sınav stresi yönetebilmek; ders çalışmak kadar önemlidir çünkü ne kadar ders çalışırsak çalışalım stresten kaynaklı bir tutulma yaşarsak gerçek performansımızı sergileyemeyiz. Bu kaygıyı yaşamak normal olduğu gibi bizi engellemeden, etkisi altına almadan kontrol etmenin birçok yolu vardır. Bu makalemde size sınav kaygısını kontrol altında tutmak için uygulanan bedensel ve zihinsel birkaç kolay ama etkili teknikten bahsedeceğim. 1. BEDENSEL TEKNİKLERa. Nefes EgzersiziStres anında vücudumuzda oluşan el titremesi, terleme, kalp çarpıntısı, hızlı hızlı nefes alıp verme, mide ya da bağırsak problemleri gibi belirtiler doğal tepkilerdir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda ‘neden bana böyle oluyor’ diye düşünmeyin ve kendinizi çaresiz hissetmeyin bu duruma bir anlam veremediğimizde etkisini daha büyük hissetmeye başlarız. Bu tepkiler çok normal ve kontrol altına almak da mümkündür.İlk olarak kaygıyı yatıştırmanın en kolay ve en kısa yolu nefesimizi kontrol altına almaktır. Stres anında yüzeysel ve kısık kısık nefes almaya başlarız ve nefesimiz yeterli düzeyde olmaz. Eğer nefesimizi derinleştirmeye yavaşlatmaya başarırsak dakikalar içinde bedenimizdeki gerginliğin yatışmaya başladığını görürüz. Peki nasıl yapacağız?1. Burnunuzdan 4 saniye derin bir şekilde nefes alın.2. 2 saniye nefesinizi tutun3. 6 saniye de nefesi ağzınızdan nefesi verin.b. Kelebek Kucaklaması Sınav anında stres yaşamaya başladığınızda nefes egzersizi ile uygulayabileceğimiz bu teknik sağ ve sol beynimizi uyarır ve beynimize ‘sorun yok’ sinyalini gönderir. Yapması kolay etkisi ise büyük olan bu teknik şu şekildedir.1. Sağ eliniz ile sol kolunuzu, sol elinizle sağ kolunuzu göğsünüzü kapatacak şekilde tutun.2. Daha sonra önce sağ elinizle sol kolunuza, sonra sol elinizle sağ kolunuza hafifçe vurun.3. İki dakika boyunca tekrarlayın.c. Dik Dur ve GülümseSınav anında çoğumuz masa başında kamburlaşırız. Halbuki kambur oturduğumuzda beyne stres salgılayan hormonları aktive etmiş oluruz. Bu yüzden gergin hissettiğimiz anda dik oturursak ve hafifçe gülümsersek beyne ‘her şey yolunda tehlikede değilsin’ sinyali göndermiş oluruz. Gülümsediğimizde beyinden yüzümüze uzanan sinirler bizi olumlu şekilde etkiler.2. ZİHİNSEL TEKNİKLER a. Odak DeğiştirmeSınavda strese girmemizin en temel sebebi aslında ‘ya başaramazsam’ korkusudur. Bu durumda kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik ‘ya başaramazsam’ düşüncesinden odağımı ‘başaracağım ve başardığım da ne olacak’ düşüncesine kaydırmak olacaktır. Olumsuz düşünce yerine olumlu düşünceyi getirdiğimizde sınav kaygısını en temelinde olan başarırsak düşüncesini bertaraf etmiş oluruz.b. Düşünce Hatalarını Fark Et.· Bu sene sınav çok zor olacakmış.· Bu sınavda başarılı olamazsam mahvoldum.· Kesin yapamayacağım. Bu ve bunun gibi düşünce hatalarını fark ettiğinizde hemen bir kağıda yazın ve karşısına bu düşüncenin benim hayatıma zararı ve negatif etkilerini ekleyin. Daha sonra bu düşünce hatalarının yerine koyabileceğiniz daha akılcı, rasyonel, sağlıklı ve olumlu düşünce ne olabilir bunu yazın. Örneğin;· Hayatın sonu değil.· Hayat bir sınavdan ibaret değil.· Bu sınavın bir telafisi var. Hayatımızda stresten, kaygıdan kaçmak pek de mümkün değildir bunun yerine onu kontrol altında tutmayı başarırsak hem istediğimiz performansı sergileyebilir hem de duygularımızın hissettiklerimizin farkında olmaya başlarız. Eğer bu durum ile ilgili sorun yaşıyor ve baş etmekte zorlanıyorsanız psikolojik destek almaktan çekinmeyin, Unutmayın ki yalnız değilsiniz. Psikolog Emine SIKAN

İyi Hissetmenin Yolu: Zihnimizle Başlayan Yolculuk

Hayat bazen öyle bir noktaya gelir ki, sabahları yataktan kalkmak bile imkânsız görünür. İçimizi kaplayan umutsuzluk, sanki kalbimize beton dökülmüş gibi ağırdır. İnsan, böyle zamanlarda en çok şunu düşünür: “Benimle ilgili bir sorun var. Asla toparlanamayacağım.” Bu düşünceler öylesine gerçekmiş gibi gelir ki, ruh halimiz tamamen onların esiri olur.Oysa duygularımızı şekillendiren şey yaşadığımız olaylardan çok, onlara yüklediğimiz anlamdır. Hepimiz biliyoruz: Aynı olaya farklı insanlar farklı tepkiler verebiliyor. Bir iş görüşmesinden olumsuz dönüt almak, kimi için “Ben değersizim” düşüncesini doğururken, başka biri için “Belki de bana daha uygun bir fırsat vardır” şeklinde yorumlanabiliyor. İşte bu fark, zihnimizin bize neler söylediğiyle ilgili.Düşünceler Duygularımızı Nasıl Şekillendiriyor?Zihnimiz sürekli konuşur. Bu iç ses, çoğu zaman otomatik ve fark edilmeyen düşünceler üretir. Eğer bu düşünceler yargılayıcı, karamsar ve katıysa, ruh halimiz de aynı doğrultuda ağırlaşır. “Hata yaptım, demek ki başarısızım” ya da “Beni kimse sevmeyecek” gibi inançlar, gerçekliğin kendisi değil; zihnimizin çarpıttığı yorumlardır.Psikolojide buna bilişsel çarpıtma denir. Hepimiz zaman zaman bu çarpıtmaların tuzağına düşeriz. “Ya hep ya hiç” tarzında düşünmek, tek bir olumsuz olaydan tüm hayatı genellemek, ya da başkalarının düşüncelerini tahmin edip buna inanmak… İşte bu kalıplar, farkına varmadan depresyonu ve kaygıyı besleyen unsurlardır.“Pozitif Düşün” Yeterli mi?Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var: İyi hissetmek, yalnızca kendinize “Pozitif ol!” demekle mümkün değil. Çünkü derinleşmiş kaygı ve depresyon, iradeyle bastırılabilecek bir şey değil. Önemli olan, olumsuz düşünceleri görüp onlara meydan okumayı öğrenmek.Örneğin, “Her şey kötüye gidiyor” düşüncesini ele alalım. Bunu sorgulamadan kabul ederseniz, umutsuzluk duygusu ağırlaşır. Ama aynı düşünceye şöyle yaklaşabilirsiniz: “Şu anda zorlanıyorum, evet. Ama geçmişte de zor zamanlar yaşadım ve onların üstesinden geldim. Demek ki bu da geçebilir.” İşte bu yeniden çerçeveleme, karanlığın ortasında küçük bir ışık yakar. Küçük adımlar birikir ve zamanla ruh halinizde belirgin bir iyileşme yaratır.Araştırmalar Ne Söylüyor?Araştırmalar bize gösteriyor ki depresyon sadece genetik ya da kimyasal bir dengesizlikten ibaret değil. Elbette biyolojik faktörler rol oynayabilir; ancak çoğu zaman asıl belirleyici olan, yaşadıklarımızı nasıl anlamlandırdığımızdır. İki insan aynı zorlukla karşılaşabilir, fakat biri bunu “Ben tamamen başarısızım” diye yorumlarken, diğeri “Zor bir süreçten geçiyorum ama bu benim değerimi belirlemez” diyebilir. Bu farklılık, duygusal deneyimi kökten değiştirir. Yani sorun, “Ben böyleyim, değişmem imkânsız” inancı değil; zihnimizin yıllar içinde otomatikleşmiş düşünce kalıplarındadır.İyi haber şu ki, bu kalıplar öğrenilmiş olduğuna göre değiştirilebilir de. Zihnimiz tıpkı kaslarımız gibi esnektir; doğru egzersizlerle daha güçlü ve dengeli hale gelebilir. Olumsuz düşünceleri fark edip sorgulamayı öğrendiğinizde, beyninizin duyguları işleme biçimi de değişmeye başlar. Hatta yapılan çalışmalar, terapiyle kazanılan bu yeni düşünce alışkanlıklarının beyin kimyasında da olumlu değişiklikler yarattığını gösteriyor. Yani sadece ruh haliniz değil, biyolojik düzeyde de iyileşme mümkün. Bu, umudu gerçek bir zemine oturtan en güçlü bulgulardan biridir.Terapi Neden Önemli?İnsanın kendi zihnini yakalaması kolay değildir. Hele ki depresyonun ortasındayken, düşünceler öyle ikna edici gelir ki, çıkış yolu göremezsiniz. İşte bu yüzden profesyonel destek, iyileşmenin en güçlü adımlarından biridir.Terapi yalnızca teknik öğretmekten ibaret değildir. Asıl önemli yanı, güvenli bir alan yaratmasıdır. Bir terapistin yanında, en derin kaygılarınızı ve en karanlık düşüncelerinizi yargılanmadan paylaşabilirsiniz. O anlarda, aslında tek başınıza olmadığınızı fark edersiniz. Bu, iyileşmenin kalbinde yatan en büyük ihtiyaçtır: anlaşılmak.İyileşme Gerçekten Mümkün mü?Birçok insan, depresyonun ya da kaygının sonsuza kadar süreceğini sanır. “Bende bir bozukluk var, asla düzelmeyecek” düşüncesi sıkça duyduğum bir cümle. Oysa doğru yöntemlerle depresyondan ve yoğun kaygıdan çıkış mümkündür. Üstelik bu iyileşme sadece geçici bir düzelme değil, uzun vadeli bir değişim de olabilir.Zihnimiz esnektir. Nasıl ki yıllar boyunca olumsuz düşünceleri alışkanlık haline getirdiysek, aynı şekilde daha dengeli ve gerçekçi düşünceleri de öğrenebiliriz. Bu da duygularımızı dönüştürür. Tıpkı kaslarımız gibi, zihnimiz de çalıştıkça güçlenir.Yalnız DeğilsinizEğer şu anda kendinizi çıkmazda hissediyorsanız, bu sadece sizin başınıza gelmiyor. Dünyada milyonlarca insan benzer duygularla mücadele ediyor. Fakat çoğu, yardım istemekten çekiniyor. Oysa yardım istemek bir zayıflık değil; aksine, cesur bir adımdır. Karanlığın ortasında “Artık dayanamıyorum” diyen ses, aslında iyileşme isteğinin işaretidir.Şunu bilmenizi isterim: Depresyon ya da kaygı sizi tanımlamaz. Siz bu duyguların toplamından çok daha fazlasısınız. İyileşme süreci, kendi içinizdeki gücü yeniden keşfetmenize yardımcı olur. Ve evet, şu an ne kadar ağır olursa olsun, bulutlar bir gün dağılır ve güneş yeniden görünür.Şunu da unutmamak gerekiyor: İyileşme süreci bazen inişli çıkışlı olabilir. Bir gün kendinizi çok güçlü hissederken, ertesi gün aynı karamsar düşünceler geri gelebilir. Bu, sürecin normal bir parçasıdır. Tıpkı yürümeyi öğrenen bir çocuğun sık sık düşüp yeniden kalkması gibi… Önemli olan, her düşüşten sonra tekrar ayağa kalkmayı seçebilmektir. Her küçük adım, gelecekte daha sağlam bir duruşa dönüşür.Unutmayın: Kendinizi iyi hissetmek, kimseye değil, yalnızca size karşı bir borcunuzdur. Bazen en zor gelen şey, ilk adımı atmaktır. Ama o ilk adım, hayatınızı değiştirecek sürecin başlangıcıdır.Eğer hazırsanız, bir terapistle görüşmeye başlamak, zihninizi yeniden eğitmek ve yaşamınıza yeni bir bakış açısı katmak için atabileceğiniz en değerli adımdır. İçinizden “Benim için çok geç” diye düşünüyorsanız, işte tam da o düşünce, dönüşümün başlayacağı noktadır. Çünkü değişim ihtimali, en karanlık anlarda bile vardır.
Funda AKYOL 19.08.2025