1. Uzmanlar
  2. Şevval TAŞ
Psikolog Şevval TAŞ Profil Fotoğrafı

Şevval TAŞ

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
1 Yorum
Ölüm/Kriz ve Yas Süreci
Sınav Kaygısı
Fobiler
Sosyal Fobi
Obsesif Kompulsif Bozukluk
Panik Atak
Özgüven / Yetersizlik Hissi
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Yeme Bozuklukları
Tükenmişlik / Burnout
Depresif Bozukluklar

Hakkında

Merhaba, ben Psikolog Şevval Taş. Hayat bazen taşınması güç yüklerle karşımıza çıkabilir; kendimizi tıkanmış, anlaşılmamış veya yorgun hissedebiliriz. Psikolojik desteği, bu fırtınalı yollarda kişinin kendine verdiği en kıymetli hediye ve bir güçlenme yolculuğu olarak görüyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi ve ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi) yaklaşımlarıyla; geçmişin bugüne vuran gölgelerini anlamlandırmak ve hayatınızı daha esnek, değerlerinizle uyumlu bir şekilde yönetebilmeniz için size eşlik ediyorum. Seanslarımda önceliğim; yargılanma korkusu olmadan, tamamen güvende hissettiğiniz bir alan yaratmaktır. İçsel kaynaklarınızı keşfetmek ve değişim cesareti göstermek için hazırsanız, bu yolculukta yanınızda olmaktan mutluluk duyarım.
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir

Danışmanlık/Terapi Süreci Hakkında

Terapi Yolculuğumuz Nasıl İlerler?

  • İlk Tanışma: İlk seansımızda sizi, yaşadığınız zorlukları ve terapiden beklentilerinizi anlamaya odaklanıyoruz. Size en uygun yol haritasını birlikte belirliyoruz.
  • Bilimsel Dayanak: Çalışmalarımda etkisi kanıtlanmış BDT ve Şema Terapi ekollerini kullanıyor, süpervizyon desteğiyle profesyonel kaliteyi her zaman koruyorum.
  • Süre ve Gizlilik: Görüşmelerimiz haftalık, 50 dakika süren ve tamamen gizlilik esasına dayalı seanslardır.
  • Odak Noktamız: Sadece semptomları gidermek değil, zorlayıcı düşüncelerle nasıl baş edeceğinizi ve hayatınızı nasıl daha anlamlı kılacağınızı öğrenmektir.

Uzmanlık ve Çalışma Alanlarım

  • Kaygı Bozuklukları: Panik atak, sosyal fobi, yaygın anksiyete ve günlük yaşamı kısıtlayan yoğun endişe süreçleri.
  • Depresif Bozukluklar: İsteksizlik, mutsuzluk, enerji kaybı ve depresyon süreciyle baş etme.
  • Özgüven ve Yetersizlik Hissini Yenme: Kendini tanıma, öz değer kazanımı ve "yeterli değilim" düşüncesi üzerine çalışmalar.
  • Akademik ve Sınav Kaygısı: Sınav süreci yönetimi, performans kaygısı ve odaklanma stratejileri.
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB): Tekrarlayıcı düşünceler ve zorlayıcı davranışların terapi ile yönetilmesi.
  • Yeme Bozuklukları: Duygusal yeme, beden algısı sorunları ve yemekle kurulan ilişkinin düzenlenmesi.
  • Tükenmişlik (Burnout) Sendromu: İş veya okul hayatındaki yoğun stresin yarattığı duygusal ve fiziksel tükenmişlik.
  • Yas ve Kayıp Süreci: Ölüm, ayrılık veya büyük yaşam değişimleri sonrası alışma ve iyileşme dönemi.
  • Fobiler ve Korkular: Günlük hayatı zorlaştıran spesifik korkular üzerine duyarsızlaştırma çalışmaları.

Çalışma Grupları

Yetişkin (18-65)

Terapi Yaklaşımları

Kabul ve Kararlılık(ACT) Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) EMDR Şema Terapi

Eğitimler

Beykoz Üniversitesi - Lisans - Psikoloji

Sertifikalar

Bdt Uygulayıcı Eğitim - Biruni Üniversitesi - 27.12.2024

Emdr Eğitimi - Mudanya Üniversitesi - 11.9.2025

Yetişkin Odaklı Terapi Eğitimi - Mudanya Üniversitesi - 11.9.2025

Act (kabul Ve Kararlılık Terapisi) Eğitimi - Mudanya Üniversitesi - 11.9.2025

Bdt (bilişsel Davranışçı Terapi) Uygulayıcı Eğitimi - Mudanya Üniversitesi - 11.9.2025

Son Blog Yazıları

"Hayır" Diyememek ve Sınır Çizmenin Psikolojisi

Hayatınızda başkalarının taleplerini kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyduğunuz kaç an var? Arkadaşınızı kırmamak için gittiğiniz o yorgun akşam yemeği, iş yerinde aslında göreviniz olmayan ama "hayır" diyemediğiniz için üstlendiğiniz projeler veya ailenizin beklentileri altında ezilen kendi istekleriniz... Eğer sürekli başkalarını memnun etmeye çalışırken kendinizden bir şeyler eksildiğini hissediyorsanız, özgüveninizin en büyük düşmanıyla tanışıyor olabilirsiniz: Sınır koyamama sorunu.Peki, neden "hayır" demek bu kadar zor? Neden sınırlarımızı korumaya çalıştığımızda suçluluk duyuyoruz? Bu yazıda, sınır çizmenin psikolojik temellerine inecek ve özgüvenle bağını keşfedeceğiz.1. Sınır Çizmek Neden Bu Kadar Zor?Psikolojide sınır koyamama davranışı, genellikle geçmişte edindiğimiz bazı temel inançlarla (şemalarla) yakından ilgilidir. Özellikle Şema Terapi ekolü çerçevesinden baktığımızda, şu şemalar sınır çizmemizi engelleyen ana unsurlardır:Boyun Eğicilik Şeması: Kişinin, başkaları tarafından kontrol edilme veya cezalandırılma korkusuyla kendi isteklerini bastırmasıdır. "Eğer hayır dersem beni sevmezler" veya "Öfkelenirlerse bununla baş edemem" düşüncesi bu şemanın temelidir.Kendini Feda Şeması: Başkalarının acı çekmesini engellemek veya onlara yardımcı olmak adına kendi ihtiyaçlarını tamamen göz ardı etmektir. Bu kişiler genellikle çevrelerinde "çok yardımsever" olarak bilinirler ama iç dünyalarında derin bir boşluk ve tükenmişlik hissederler.Onay Arayıcılık Şeması: Öz-değerini sadece başkalarından gelen takdir ve onaya bağlamaktır. "Hayır" demek, karşı taraftan gelecek olumsuz bir tepki riskini göze almak demektir ve onay arayıcı birey için bu risk çok korkutucudur.2. Sınır Çizmemenin Bedeli: Kronik Yorgunluk ve TükenmişlikSürekli olarak başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışmak, sadece zihinsel bir yük değil, aynı zamanda fiziksel bir yorgunluk kaynağıdır. Sınır çizemeyen bireylerde sıklıkla kronik stres, uyku bozuklukları ve psikosomatik ağrılar (özellikle omuz ve boyun ağrıları) gözlemlenir. Zihin sürekli olarak "Acaba birini kırdım mı?" veya "Sıradaki istek ne olacak?" kaygısıyla meşgul olduğu için, dinlenme anlarında bile gerçek bir rahatlama yaşanamaz. Bu durum uzun vadede tükenmişlik sendromuna (burnout) ve yaşama karşı duyulan ilginin azalmasına yol açabilir. Kendi ihtiyaçlarımızı ertelemek, bir süre sonra öz-şefkat duygusunun kaybolmasına neden olur.3. İş Hayatında Profesyonel Sınırlar: Kariyerinizi KorumakPek çok danışanım, özellikle iş hayatında sınır çizmenin "tembellik" veya "başarısızlık" olarak algılanmasından korkar. Oysa sağlıklı sınırlar, sizi daha verimli bir çalışan yapar. Her şeye "evet" dediğinizde, asıl odaklanmanız gereken öncelikli işlerinizdeki kalite düşer. Profesyonel sınırlar; mesai saatlerinize sadık kalmak, uzmanlık alanınız dışındaki işleri nezaketle reddetmek ve mola zamanlarını korumaktır. Unutmayın, iş yerinde çizilen sınırlar sizi "zor biri" yapmaz; aksine, zamanını ve emeğini doğru yöneten "saygın biri" yapar.4. Sınırlar ve Özgüven Arasındaki Kritik BağÖzgüven, sadece "ben yapabilirim" demek değildir; özgüven aynı zamanda "benim ihtiyaçlarım da önemli" diyebilme cesaretidir. Sağlıklı sınırları olmayan bir bireyin özgüveni sürekli dış faktörlere bağlıdır. Başkaları sizi onayladığında kendinizi iyi, eleştirdiğinde ise değersiz hissedersiniz.Sınır çizmek, kendinize olan saygınızı koruma biçiminizdir. Kendi alanınızı koruduğunuzda, zihninize şu mesajı gönderirsiniz: "Benim zamanım, enerjim ve duygularım kıymetli." Bu mesaj içselleştirildikçe, dışarıdan gelen onaya olan ihtiyacınız azalır ve gerçek özgüven inşa edilmeye başlar.5. Sınır Koyma Türlerini TanıyalımSınırlar sadece fiziksel değildir; yaşamın pek çok alanına yayılırlar:Duygusal Sınırlar: Başkalarının duygularından kendinizi sorumlu tutmamaktır. Bir yakınınız mutsuz olduğunda onu teselli edebilirsiniz, ancak onun mutsuzluğunun "sebebi" veya "çözümü" siz olmak zorunda değilsiniz.Zihinsel Sınırlar: Kendi düşünce ve inançlarınızı korumaktır. Başkalarının fikirlerine saygı duyarken, onlarla aynı fikirde olmama hakkınızı saklı tutmaktır.Zaman ve Enerji Sınırları: Sınırlı olan vaktinizi ve enerjinizi kime, ne kadar ayıracağınıza karar vermektir. "Bu akşam kendime vakit ayırmak istiyorum" demek, meşru bir sınırdır.6. Suçluluk Duymadan "Hayır" Demek Mümkün Mü? Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), bize duygulardan kaçmak yerine onlarla nasıl yaşayacağımızı öğretir. Sınır koyduğunuzda suçluluk hissetmeniz çok normaldir; çünkü zihniniz eski alışkanlıklarını korumaya çalışıyordur.Duyguyu Gözlemleyin: Suçluluk geldiğinde onu bastırmayın. "Şu an zihnim bana başkalarını hayal kırıklığına uğrattığımı söylüyor ve bu yüzden suçluluk hissediyorum" diyerek duyguyu etiketleyin.Değerlerinize Odaklanın: Sınır koyduğunuzda neye "evet" dediğinizi düşünün. Arkadaşınıza "hayır" derken, belki de kendi dinlenme ihtiyacınıza veya ailenize ayıracağınız vakte "evet" diyorsunuzdur.Bilişsel Yeniden Yapılandırma (BDT): "Hayır dersem bencil biriyim" gibi otomatik düşüncelerinizi, "Kendi sınırlarımı korumak beni bencil değil, sağlıklı bir birey yapar" gibi daha gerçekçi düşüncelerle değiştirin.7. Profesyonel Destek Almanın ÖnemiSınır çizme sorunu genellikle çok derinlerde yatan değersizlik ve yetersizlik hislerinden beslenir. Yılların getirdiği bu kalıpları tek başına değiştirmek bazen direnç yaratabilir. Profesyonel bir psikolojik destek süreci; sınır koymanızı engelleyen çocukluk şemalarınızı fark etmenizi sağlar, güvenli ve yargısız bir alanda "hayır" deme pratiği yapmanıza yardımcı olur ve sosyal fobi veya anksiyete gibi sınır koymayı zorlaştıran diğer etmenleri ele almanıza imkan tanır.8. Kendi Değerinizi Yeniden TanımlayınSınır çizme yolculuğu, aslında kendinize verdiğiniz değeri yeniden keşfetme sürecidir. Başkalarını mutlu etmek için harcadığınız o muazzam enerjiyi, kendi iç dünyanızı iyileştirmeye ve öz-şefkat geliştirmeye yönlendirdiğinizde hayatınızdaki dengelerin nasıl değiştiğine şaşıracaksınız. "Hayır" demek, köprüleri yıkmak değil; kendi bahçenizin kapılarını sadece gerçekten davet etmek istediğiniz kişilere açmaktır.Bu süreçte zorlandığınız her an, bu değişimin sadece bir alışkanlık değişikliği değil, derin bir özgürleşme adımı olduğunu hatırlayın. Terapi odası, bu özgürleşme yolunda size güvenli bir laboratuvar sunar. Kendi ihtiyaçlarınızın sesini duymaya başladığınızda, sadece kendinizle değil, çevrenizle olan bağlarınızın da çok daha samimi ve dürüst bir zemine oturduğunu göreceksiniz. Siz, sınırlarınızla ve olduğunuz halinizle değerlisiniz.Unutmayın; "Hayır" bir tam cümledir ve herhangi bir açıklama gerektirmez. Kendi hayatınızın sınırlarını belirlemek, kendinize verdiğiniz en büyük değerdir. KaynakçaYoung, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Şema Terapi: Uygulamacı Kılavuzu.Beck, J. S. (2011). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi.Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2011). Kabul ve Kararlılık Terapisi.Neff, K. (2011). Öz-Şefkat: Kendinize Karşı Nazik Olmanın Kanıtlanmış Gücü.

İçimizdeki Sahtekar: Imposter Sendromu Nedir?

Hayatınızda her şey dışarıdan bakıldığında "yolunda" görünse de, iç dünyanızda bitmek bilmeyen bir huzursuzluk mu var? İyi bir kariyer, sevgi dolu bir aile ya da akademik başarılar bile kendinizi "gerçekten başarılı" hissetmenize yetmiyor mu? Eğer içinizdeki bir ses sürekli olarak başarınızın bir "tesadüf" olduğunu, aslında yeterince zeki veya yetenekli olmadığınızı ve bir gün herkesin bu "gerçeği" anlayacağını fısıldıyorsa; muhtemelen imposter (Sahtekarlık) sendromu ve derin bir yetersizlik hissiyle karşı karşıyasınız demektir.Peki, neden kendimize karşı bu kadar acımasızız? Neden başkalarına gösterdiğimiz şefkati kendimizden esirgiyoruz? Bu yazıda, yetersizlik hissinin psikolojik kökenlerine inecek ve bu döngüden çıkış yollarını bilimsel ekoller ışığında inceleyeceğiz.1. Yetersizlik Hissi Nereden Gelir? Geçmişin Bugünkü YansımalarıPsikolojide hiçbir duygu sebepsiz değildir. Bugün hissettiğiniz yetersizlik duygusu, genellikle çocukluk döneminde atılan tohumların bir sonucudur. Özellikle Şema Terapi ekolü, bu durumu "Erken Dönem Uyumsuz Şemalar" ile açıklar. Zihnimizde çocuklukta oluşan bu kalıplar, birer gözlük gibidir ve dünyayı bu gözlüklerin renginde görmemize neden olur.Kusurluluk Şeması: Eğer çocukken duygusal ihtiyaçlarınız tam olarak karşılanmadıysa veya sürekli eleştirildiyseniz, "Ben temelde kusurluyum ve eğer insanlar beni gerçekten tanırsa benden uzaklaşırlar" inancını geliştirmiş olabilirsiniz. Bu inanç, yetişkinlikte kendinizi sürekli saklamanıza veya aşırı telafi mekanizmaları geliştirmenize yol açar.Yüksek Standartlar Şeması: Bazı aile yapılarında sevgi, performansa bağlıdır. Sadece "en iyi" olduğunuzda takdir edildiyseniz, yetişkinlikte kendinize hata yapma alanı bırakmayan, acımasız bir iç ses geliştirirsiniz. Bu şema altındaki kişi için "iyi", asla yeterli değildir; sadece "mükemmel" kabul edilebilirdir.Başarısızlık Şeması: Kişinin kendini akranlarıyla kıyasladığında her zaman daha yeteneksiz, daha şanssız veya daha başarısız hissetmesidir. Kişi gerçekten başarılı olsa bile, bu başarıyı dışsal faktörlere (şans, başkasının yardımı, kolay sınav vb.) bağlar; başarısızlığı ise tamamen kendi beceriksizliği olarak görür.2. Modern Dünyanın Tuzakları: Sosyal Medya ve "Mükemmel" Hayatlar İllüzyonuİçsel şemalarımızın üzerine bir de günümüzün dijital dünyası eklendiğinde, yetersizlik hissi kaçınılmaz hale gelebiliyor. Sosyal medya, bizlere başkalarının hayatlarının sadece "en parlak" anlarını sunar. Ancak biz kendi hayatımızın mutfağını, dağınıklığını, sabahki yorgunluğunu ve geceki kaygılarını biliyoruz. Başkasının "sahne önü" ile kendi "sahne arkamımızı" kıyaslamak, adil olmayan bir yarıştır.Sürekli maruz kalınan "ideal beden", "ideal kariyer" ve "ideal ebeveynlik" görselleri, zihnimizdeki "yeterli değilim" inancını her gün yeniden besler. Bu durum, bireyin kendi özgün değerlerinden uzaklaşmasına ve başkalarının onayına bağımlı bir yaşam sürmesine neden olur.3. İş Hayatında ve Akademik Yaşamda YetersizlikYetersizlik hissi en çok performans sergilediğimiz alanlarda bizi yakalar. İş hayatında yeni bir sorumluluk aldığınızda ya da akademik bir başarı elde ettiğinizde gelen o "Acaba hata mı yaptım?" korkusu, aslında gelişme arzunuzun gölgesidir. Bu duyguyla baş etmenin yolu, başarıyı sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı değerlendirmektir. Kazandığınız her deneyim, attığınız her adım sizi "yetersiz" değil, "öğrenen ve dönüşen" bir birey kılar. Profesyonel hayatta uzmanlaşmak, her şeyi bilmek değil, bilmediklerimizi nasıl öğreneceğimizi keşfetmektir.4. İçimizdeki Eleştirel Sesle Nasıl Bağ Kurarız?İçimizdeki eleştirel ses aslında bizi korumaya çalışan, ancak yöntemini şaşırmış bir parçamızdır. Genellikle bizi başarısızlıktan veya reddedilmekten korumak için "Zaten yapamazsın, deneme bile" diyerek bizi konfor alanımızda tutmaya çalışır. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) bu noktada bize çok kıymetli bir perspektif sunar: Bu sesi susturmaya çalışmak yerine, onunla olan bağımızı değiştirmek.Düşünceleri birer "mutlak gerçek" olarak değil, zihnimizden geçen "kelime dizileri" olarak görmeye başladığımızda (Bilişsel Ayrışma), bu seslerin üzerimizdeki kontrolü azalır. "Ben yetersizim" demek yerine, "Şu an zihnimden yetersiz olduğuma dair bir düşünce geçiyor" demek, duyguyla aranıza sağlıklı bir mesafe koymanızı sağlar.5. Yetersizlik Hissini Yönetmek İçin 5 Somut AdımEğer bu duygu hayatınızın direksiyonuna geçtiyse, şu adımları uygulamaya başlayabilirsiniz:Kanıt Analizi Yapın (BDT Tekniği): Kendinizi yetersiz hissettiğiniz bir anı seçin. Bu duygunun lehine ve aleyhine olan somut kanıtları bir kağıda yazın. Göreceksiniz ki, aleyhteki (başarılarınız, çabalarınız, olumlu geri bildirimler) kanıtlar genellikle daha fazladır.Öz Şefkat Pratiği: Kendinize, çok sevdiğiniz bir arkadaşınız aynı durumda olsaydı ona neler söylerdiniz, diye sorun. Kendinize karşı kullandığınız dil, bir düşman dili mi yoksa destekleyici bir dost dili mi?Hata Yapma İzni Verin: Mükemmeliyetçilik gelişim değildir; gelişim, hatalardan ders çıkarabilme becerisidir. Haftada en az bir kez "bilinçli olarak" küçük, önemsiz bir hata yapın ve dünyanın başınıza yıkılmadığını deneyimleyin.Değerlerinize Odaklanın: Başkalarının beklentilerine veya onayına göre değil; sizin için gerçekten neyin önemli olduğuna göre hareket edin. Başarı, başkalarını geçmek değil, kendi değerlerinizle uyumlu bir hayat yaşamaktır.Duygularınızı Etiketleyin: Kaygı veya yetersizlik geldiğinde onu bastırmayın. "Şu an yetersizlik hissi geldi, hoş geldi. Onu hissediyorum ama onun peşinden gitmek zorunda değilim" diyerek duyguyu misafir edin.6. Profesyonel Destek Almanın Önemi ve Terapi SüreciYetersizlik hissiyle tek başına mücadele etmeye çalışmak, fırtınalı bir denizde pusulasız yol almaya benzer. Birey, çoğu zaman kendi zihinsel kör noktalarını görmekte zorlanabilir ve içsel eleştirel sesleri "mutlak gerçekler" olarak kabul etme eğilimi gösterebilir. Profesyonel bir psikolojik destek süreci, bu noktada bireyin kendi iç dünyasına objektif bir ayna tutmasını ve bu köklü inançları bilimsel yöntemlerle incelemesini sağlar.KaynakçaYoung, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner's Guide. Guilford Press.Beck, J. S. (2011). Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond. Guilford Press.Harris, R. (2009). ACT Made Simple: An Easy-to-Read Primer on Acceptance and Commitment Therapy. New Harbinger Publications.Clance, P. R., & Imes, S. A. (1978). The imposter phenomenon in high achieving women: Dynamics and therapeutic intervention. Psychotherapy: Theory, Research & Practice.

Adresi

Mimar Sinan, Mimar Sinan Cd. No:6, 34782 Çekmeköy/İstanbul, Türkiye

Uzmanın Adresi

Danışan Yorumları

yaptıktan sonra uzman hakkında yorum bildirebilirsiniz.
(*)(*)(*)(*)(*)
M... Y... - 12 gün önce

Gerçekten çok saolun Şevval hanım. başta çok tereddüt etmiştim ama iyiki gelmişim diyorum şimdi. kendimi çok garip hissediyodum kimse anlamıycak sanıyodum ama siz o kadar güzel dinlediniz ki beni. valla kaç haftadır üstümden yük kalktı resmen iyi ki yollarımız kesişti.

Toplam 1 yorum.

Soru - Cevap

yaptıktan sonra uzmana ücretsiz soru sorabilirsiniz.

Merhabalar

KullanıcıZehra - 3 gün önce
Üniversite sınavına hazırlanıyorum. Stresten ölüp bitsem de parmağımı oynatamıyorum. Saatlerce ekrana bakıyorum ekrana bakmasam bile bir sürü başka şeyle uğraşıyorum.Uyku düzenim çok bozuk yıllardır. Ne kadar yorgun olsam da erken kalkmış olsam da geceleri uyuyamıyorum. Kafamda sürekli ileride yaşanabilecek potansiyel konuşmaları tekrar edip kendimi hazırlıyorum. İç sesim hiç susmuyor. Kendi kendime röportaj yapıyormuşum gibi hissediyorum bazen.Ders çalışmam gerekiyor ama mezun senemde olmama rağmen hâlâ hiçbir şey yapamadım. Asla odaklanamıyorum kafamda bir sürü sekme açılıyor. Aynı anda bir sürü şey yapmak istiyorum. Hobilerim sadece üç gün falan sürüyor hiçbir şeyi sürdüremiyorum. Sürekli hayal kuruyorum en ufak bi uyaran bile etkiliyor ve saatlerce odada dönüp duruyorum hayal kurarak. Sınav benim için çok önemli nasıl odaklanacağım hiç bilmiyorum. Psikolog ücretleri benim için çok pahalı olduğundan ailemden talep edemiyorum sıkıştım kaldım. Bütün bunlar hayatımı çok etkiliyor nefes alamıyorum. Belirsizliklerden hata yapmaktan çok korkuyorum güvenli alanımdan hiç çıkamıyorum. Kendimi yaşıtlarıma göre olgunlaşmamış hissediyorum sorumluluk sahibi olmadığım için. Normal bir insan olmak istiyorum. Bana bir yol haritası çizerseniz en azından belirsizlikten kurtulabilirim. Lütfen.

Overthink

KullanıcıN... H... - 7 gün önce
Merhabalar, ben yurtdisinda yasiyorum avrupada 3 seneden fazladir soguk bir ulkede yasiyorum eskiden hic boyle takmazdim ama artik insanlarin sogukkanligi depresyoka soktu, hep yabanci erkeklerle iliskim oldu cunku kadina verdigi deger yuzunden ama son zamanlarda onume videolar cikiyor , avrupalilar hic gulumsemez tanimadiklarina, yuz yuze gelince veya soguktur . bende bu insanlar yuzunden bu stereotip yuzunden beni cok seven yabanci erkege sans veremiyorum artik eskiden de biliyordum insanlari soguk fakat sanki korkuyorum artik . Arkadaslarim insanlarindan sanane “kimse zaten tanimadigina gulumsemez, onemli olan o kisinin sana tavridir , bazen sicakkanli ulkedeki insanda soguk olabilir “ dediler. sizce boyle genellemeler yuzunden insanlarini sevmemek ve sans vermemek dogru mu ?

Karakter

KullanıcıBuse - 18 gün önce
Merhaba, sınırlarini koyan lafini esirgemeyen insan sicakkanlidir veya sogukkanlidir bunu bilebilir miyiz yoksa dogrudan alakasi yokmudur ? birde ben sogukkanliyim ama evde kendim dans edebiliyorum komik fotolar cekiyorum kahkaha atiyorum , bunlar sogukkanli insanlarinda yapacagi birseymi ? Bir diger sorum ise benim abim kendilerinden baskalarini hep ezer , asagilar ve asla özür dilemez , fakat kendisinide elestirir, bu egoistlik midir yani tek tip egoistlik midir yoksa baska cesitlilikde var mi ?

Toplam 5 soru.