1. Uzmanlar
  2. Ezgi ASLANTAŞ
  3. Blog Yazıları
  4. Bireysel Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Oturumları Vs. Psikoterapi Seanslar

Bireysel Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Oturumları Vs. Psikoterapi Seanslar

Mindfulness Temelli Bilişsel Terapi’yi (MBCT) seanslarında aktif olarak kullanan bir psikoterapist olmamın yanında, bireysel mindfulness seansları da gerçekleştirmekteyim. Fakat uzun süredir gözlemlediğim bir konu var. Bir çok kişi MBCT ile Bireysel Mindfulness Oturumlarının (BMO) arasındaki farkı pek anlamlandıramıyor. Bu yazımda siz değerli okuyucularıma MBCT ve BMO’nun arasındaki farktan bahsetmek istiyorum. Öncelikle MBCT nedir, BMO nedir onları iki ayrı başlıkta inceleyelim:

Mindfulness Temelli Bilişsel Terapi (MBCT)

MBCT, Bilişsel Davranışçı Terapi teknikleri ile Mindfulness tekniklerinin birleştirildiği bir terapi ekolüdür. Genellikle, depresyon, anksiyete, panik bozukluk gibi problemlerde sıklıkla uygulanır. BDT müdahalelerinin eklenmesiyle depresyon geçmişi olan kişiler için nüksü önleme ve hayat kalitesini arttırma amaçlı ortaya çıkarılmış olsa da günümüzde ana terapi ekolünün yanında güçlendirici olarak kullanılır. Aslında genellikle bir grup ile uygulanan bu teknikler bütünü, doğru bir planla bireysel terapi seanslarında da uygulanabilir. MBCT de farkındalık ve gevşemenin temellerini kullanırız fakat ana hedefimiz bilişsel davranışçı terapi ilkelerine dayandığı için bilişsel yapıyı değiştirmektir. Terapi seanslarının planlanması soruna ve kişiye göre oldukça değişebileceği için örnek bir plan bu yazıda veremeyeceğim Ama MBCT için örnek bir oturumu aşağıda bulabilirsiniz.

Bireysel Mindfulness Oturumu (BMO)

BMO, meditasyon pratiğine bir uzmanla başlamak isteyenler için planlanan, terapötik herhangi bir müdahale içermeyen mindfulness oturumudur. Grup ile değil bireysel olarak gerçekleştirilir. Terapiden en önemli farkı ise, temel amacını bilişsel yapıyı değiştirmek ve var olan bir hastalığı/bozulmayı iyileştirmek olmamasıdır. BMO daha çok kişinin farkındalık ve kabul alanının genişlemesini hedefler. Doğru nefes alma, düşüncelerin hayatımızdaki konumu, farkındalık egzersizleri, minimal bedensel farkındalık egzersizleri, odak çalışmaları gibi pratikleri içerir. Terapi seanslarıma, çalışma alanım içerisinde ki herkesi kabul etsem de, BMO seanslarımda başvuran kişilerle önce bir ön görüşme yapıp, herhangi bir ağır mental hastalığın veya durumun olmadığını sorgulamam gerekir. Çünkü tek başına yapılan herhangi bir mindfulness uygulaması, iyileştirici değildir. MBCT oturumları da kişiye özel hazırlanır ama değişen genellikle, pratiklerin çeşidi, süresi ve düzeyidir. Bu sebeple klasik bir başlangıç düzeyi mindfulness oturumu akışını merak edenler için buraya bırakıyorum:

‘‘30 dakika sürecek bir BMO oturumunda öncelikle mindfulness konusunda minik bir bilgilendirme yapılır. Temel hatlarını anlayan danışan ile çapa çalışması gerçekleştirilir. Daha sonra doğru nefes alma, diyafram çalıştırma egzersizleri ile meditasyona ön hazırlık yapılır. Beraber yapılacak bir adet mindfulness egzersizi ile oturum bitirilir ve kişiye ev ödevi verilir.’’

Elbette bu program özeti, daha önce hiç pratiği olmamış ve mindfulness çalışmalarına sıfırdan başlayan kişiler için uyguladığım örnek bir program. Genellikle haftada 2 defa olmak üzere 1 ay boyunca katılınacak BMO seansları ile kişi temelleri öğrenmiş ve belli bir farkındalık aşamasına gelmiş olacaktır. Daha sonra, ister grup ister bireysel olarak pratiklerine devam edebilir. Psikoterapi seanslarından ayrılan en önemli diğer kısmı ise şu: Danışanların bir çoğu terapi seanslarına sorunun farkında olarak gelir. Fakat BMO seanslarına katılan kişiler, eğer yeterli öz farkındalık seviyesinde değilse, oturumlar sonrasında bu farkındalığı kazanmış olmasından dolayı terapiye başlamak isteyebiliyorlar. Bu da çok yönlü bir revizenin önünü açmış oluyor.

Peki Mindfulness Pratiklerinin Faydaları Nelerdir?

Günümüzde, hızlı tempolu yaşam tarzımızın getirdiği stres ve endişelerle başa çıkmak her zamankinden daha önemlidir. Mindfulness, bu tür zorluklarla başa çıkmak için etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Mindfulness, farkındalık ve şimdiki anın bilincinde olma pratiği olarak tanımlanır. Birçok araştırma, mindfulness pratiğinin zihinsel ve duygusal sağlık üzerinde bir dizi faydası olduğunu göstermektedir.

Stresi Azaltır

Mindfulness pratiği, stresle başa çıkmak için etkili bir araç olarak bilinir. Stresli durumlarda, birçok insan gelecekle ilgili endişeler veya geçmişte yaşanan olaylar üzerinde yoğunlaşarak kaygı ve stres yaşar. Mindfulness, şu anın bilincinde olmayı teşvik ederek, zihni geçmiş veya gelecek kaygılarından uzaklaştırır ve bu da stresi azaltmaya yardımcı olur.

Duygusal Dengesizliği Azaltır

Mindfulness pratiği, duygusal dengeyi sağlamada da etkilidir. Duygusal durumlarımızı tanıma ve kabul etme yeteneğimizi geliştirir. Zorlu duygularla karşılaştığımızda, bu duyguları kucaklamak ve kabul etmek yerine kaçınma eğiliminde olabiliriz. Ancak mindfulness, duygularımızı anlamamıza ve kabul etmemize yardımcı olarak duygusal dengeyi sağlamamıza yardımcı olur.

Odaklanmayı Artırır

Günümüzde, dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü yaygın sorunlardır. Sürekli olarak teknolojiyle çevrili ve dikkat dağıtıcı uyaranlarla bombardıman altında olmak, odaklanmayı zorlaştırabilir. Mindfulness pratiği, dikkati anı yaşamaya odaklamayı öğrenmemize yardımcı olur. Bu da odaklanma becerilerini geliştirmemize ve iş verimliliğini artırmamıza yardımcı olur.

Empatiyi Artırır

Mindfulness pratiği, empatiyi artırarak ilişkilerimizi güçlendirmemize yardımcı olabilir. Başkalarının duygularını anlama ve onlarla bağlantı kurma yeteneğimizi geliştirir. Bu da daha sağlıklı ve destekleyici ilişkiler kurmamıza olanak tanır.

Sonuç olarak, mindfulness pratiği zihinsel ve duygusal sağlık üzerinde bir dizi faydaya sahiptir. Stresi azaltır, duygusal dengeyi sağlar, odaklanmayı artırır, iyileştirici etkilere sahiptir ve empatiyi artırır. Günlük yaşamımıza mindfulness pratiğini entegre etmek, daha dengeli, huzurlu ve tatmin edici bir yaşam sürmemize yardımcı olabilir.

Örnek bir mindfulness egzersizi yapalım:

Adım Adım Farkındalık Yürüyüşü:

  1. Hazırlık: Öncelikle sessiz bir ortamda veya dışarıda sakin bir yürüyüş parkurunda kendinize uygun bir yer bulun. Ayakkabılarınızı giyin veya tercihinize bağlı olarak çıplak ayakla yürüyebilirsiniz.
  2. Başlama: Yürüyüşe yavaşça başlayın. İlk birkaç adımınızda vücudunuzun yere temasını ve her bir adımınızın hissini fark edin. Ayaklarınız yere basarken, bu temasın nasıl hissettirdiğini ve vücudunuzdaki tepkileri gözlemleyin.
  3. Nefes Farkındalığı: Dikkatinizi nefes alışverişinize yönlendirin. Nefes alırken ve verirken yaşadığınız hisleri ve vücudunuzun bu ritme nasıl uyum sağladığını fark edin. Nefes alışverişinizin ritmini düşünmeden, sadece yaşayın ve hissedin.
  4. Duygu ve Düşünceleri Gözlemleme: Yürürken zihninize gelen düşünceleri ve duyguları fark edin. Bunları birer izleyici gibi gözlemleyin, onlara bağlanmadan, sadece var olduklarına dikkat ederek.
  5. Çevresel Farkındalık: Yürüyüş sırasında çevrenizi fark edin. Doğanın sesleri, rüzgarın dokunuşu, çevredeki objelerin ve renklerin farkına varın. Bu dış etkileşimlerin size nasıl bir etki yaptığını gözlemleyin.
  6. Şimdiye Dönme: Zihninizin geçmiş veya gelecek hakkında dolaşmasına izin vermeyin. Yürüdüğünüz anın ve şu andaki deneyiminizle bağlantı kurun.
  7. Sonlandırma: Yürüyüşünüzü yavaşça sonlandırın. Son birkaç adımınızı daha dikkatli bir şekilde hissedin ve dikkatinizi vücudunuzun bu hareketlerine odaklayın.

Bu egzersiz, farkındalık pratiğinizi güçlendirmeye yardımcı olur ve her seferinde bu egzersizi yaparken, içsel deneyimleriniz ve çevrenizdeki değişiklikler hakkında daha fazla farkındalık geliştirirsiniz.

Yayınlanma: 10.05.2024 10:02

Son Güncelleme: 10.05.2024 10:02

#mindfulness#bilinçli farkındalık#nefes#mbct#bilişsel terapi#mindfulness terapi#psikoterapi#meditasyon
Psikolog

Ezgi

ASLANTAŞ

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
1 Yorum
Yeme Bozuklukları
Sosyal Fobi
Kişilerarası İletişim Problemleri
+8
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Sürekli Ağlama İsteği Nedir ve Nasıl Geçer?

Sürekli ağlama isteği, duygusal bir tepki olarak ortaya çıkan ve kişinin yoğun bir üzüntü, çaresizlik veya acı hissettiği durumlarda ortaya çıkabilir. Bu duygusal tepki, stresli olaylar, kayıplar, travmatik deneyimler, ilişki sorunları, depresyon, anksiyete gibi birçok faktörden kaynaklanabilir. Sürekli ağlama isteğinin altında yatan nedenler ve nasıl geçebileceği konusunda bazı öneriler:Nedenleri Anlama: Sürekli ağlama isteğinin altında yatan nedenleri anlamak önemlidir. Stresli bir olay, kayıp, travmatik deneyim veya duygusal zorluklar, ağlama isteğinin tetikleyicileri olabilir.Duyguları İfade Etme: Ağlama, duyguları ifade etmenin doğal bir yolu olabilir. Bununla birlikte, sürekli ağlama isteği, duyguları işlemekte veya ifade etmekte zorlanmanın bir işareti olabilir. Duygularınızı ifade etmek için yazma, çizme, konuşma terapisi veya sanat terapisi gibi yöntemler kullanılabilir.Destek Almak: Sürekli ağlama isteği, depresyon, anksiyete veya diğer ruh sağlığı sorunlarının belirtisi olabilir. Bu nedenle, bir sağlık uzmanından yardım almak önemlidir. Bir terapist veya danışman, duygusal zorluklarla başa çıkma becerilerini geliştirmenize ve duygusal iyilik halinizi yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir.Stres Yönetimi Teknikleri: Stres yönetimi teknikleri, duygusal dengeyi yeniden sağlamak için faydalı olabilir. Derin nefes egzersizleri, meditasyon, yoga veya gevşeme teknikleri gibi uygulamalar, stres seviyelerini azaltabilir ve duygusal dengenizi korumanıza yardımcı olabilir.Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Sağlıklı bir yaşam tarzı, duygusal iyilik halinizi destekleyebilir. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, yeterli uyku almak ve sosyal destek ağınızı güçlendirmek, duygusal dayanıklılığınızı artırabilir.Olumlu Aktiviteler: Olumlu aktiviteler ve hobiler, duygusal iyilik halinizi artırabilir. Sevdiğiniz aktivitelere zaman ayırmak, keyif aldığınız şeylere odaklanmak ve duygusal olarak besleyici deneyimlere katılmak, sürekli ağlama isteğini azaltabilir.Kendine İyi Bakım: Kendinize iyi bakmak, duygusal sağlığınızı desteklemenin önemli bir parçasıdır. Kendinizi şımartmak, dinlenmek, kendinize nazik davranmak ve kendi ihtiyaçlarınıza öncelik vermek, duygusal iyilik halinizi artırabilir.Sürekli ağlama isteği, altta yatan nedenlerin anlaşılması ve uygun tedavi veya destek alınması ile genellikle azaltılabilir. Ancak, ciddi veya kronik ağlama isteği durumunda bir sağlık uzmanından yardım almak önemlidir.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 18.04.2024

Esneme Davranışının Psikolojimiz İle İlişkisi

Esneme Davranışının Psikolojik ve Fizyolojik Temelleri1.GirişEsneme davranışını bir çok araştırmaya konu olmuştur.Esneme, insanlar ve birçok hayvanda gözlemlenen bir refleks davranıştır. Genellikle uyku öncesinde, sıkılma veya monotonluk sırasında ve uyanıklığın sağlanmasında ortaya çıkar. Ancak bu davranış, fizyolojinin ötesine geçerek psikolojik ve sosyal süreçlerle bağlantılıdır. Bu makalenin amacı, esnemenin psikolojiyle ilişkisini ve bu davranışın bireyler arası bağları nasıl etkilediğini anlamaktır.2.Esnemenin Fizyolojik ve Psikolojik Temelleri2.1. Fizyolojik MekanizmalarEsnemenin birincil fizyolojik amacı, beyne daha fazla oksijen sağlamak ve karbondioksit seviyesini dengelemektir. Ayrıca, bazı çalışmalar, esnemenin beyin sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabileceğini ve bu sayede zihinsel uyanıklığı artırabileceğini öne sürer.2.2. Psikolojik SüreçlerDuygusal Durumlar:Stres, anksiyete ve depresyon gibi duygusal durumlar esnemeyi artırabilir. Özellikle stresli durumlarda, vücut bu refleksle zihni rahatlatmaya çalışır.Monotonluk ve Dikkat Düşüşü:Uzun süreli dikkat gerektiren durumlarda esneme, bir tür "dikkat yenileme" mekanizması olarak devreye girebilir.3.Sosyal Esneme: Empati ve BulaşıcılıkEsnemenin sosyal boyutu, psikoloji açısından önemli bir inceleme alanıdır.Empati ile Bağlantı:Bulaşıcı esneme, empati kapasitesiyle ilişkilendirilmiştir. Özellikle, yakın arkadaşlar, aile üyeleri veya sosyal bağın güçlü olduğu bireyler arasında daha sık görülür.Ayna Nöronlar:Bulaşıcı esnemenin, beynimizdeki ayna nöronların aktivasyonuyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nöronlar, başkalarının davranışlarını anlamamıza ve taklit etmemize olanak tanır.Araştırmalar, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde bulaşıcı esnemenin daha az gözlemlendiğini, bunun da empati düzeyleriyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.4.Duygusal Durumlar ve Esneme4.1. Stres ve KaygıStres altındaki bireylerde daha sık esneme gözlemlenebilir. Bu durum, beynin oksijen ihtiyacının artması ve stres hormonlarının etkisiyle açıklanabilir.4.2. DepresyonDepresyon gibi durumlarda, uyku düzenindeki bozulmalar ve düşük enerji seviyeleri esnemeyi artırabilir.4.3. Sıkılma ve MonotonlukMonoton veya ilgisiz bir ortamda esneme, zihinsel uyarılma ihtiyacının bir yansımasıdır. Beyin, bu refleksle daha fazla uyanıklık sağlamaya çalışır.5.Evrimsel Perspektif: Esnemenin KökeniEsnemenin evrimsel kökenleri, sosyal bağların güçlendirilmesi ve grup dinamiklerinin korunmasıyla ilişkilendirilmiştir. Örneğin:Grup Koordinasyonu:Bulaşıcı esneme, grup üyelerinin aynı anda uyanıklık ve dinlenme döngülerine geçmesini sağlayarak hayatta kalma avantajı sunabilir.Uyanıklık ve Tehdit Algısı:Esneme, beynin tehlikeye karşı uyanıklığını artıran bir mekanizma olabilir.6.Esnemenin Klinik ÖnemiEsneme davranışı, bazı psikolojik ve nörolojik bozuklukların belirtileri arasında yer alabilir:Anksiyete ve Depresyon:Esneme, bu durumların fizyolojik bir yansıması olabilir.Nörolojik Hastalıklar:Parkinson hastalığı veya epilepsi gibi nörolojik rahatsızlıklarda esneme daha sık görülebilir.Esnemenin Bilinçdışı MekanizmalarıEsneme, bilinçdışı kontrol edilen bir refleks olup otonom sinir sistemi tarafından yönetilir. İnsanlar genellikle ne zaman ve neden esnediklerini fark etmezler, çünkü bu süreç bilinçli karar verme mekanizmalarından bağımsızdır.1.Otonom Sinir Sistemi ve EsnemeBilinçdışında gerçekleşen pek çok fiziksel süreç gibi, esneme de otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Esneme sırasında:Vücut, daha fazla oksijen almak için derin bir nefes alır.Beyindeki karbon dioksit seviyesini dengelemeye çalışır.Bu refleks, genellikle farkında olmadan gerçekleşir ve bilinçdışı bir homeostatik mekanizma olarak tanımlanabilir.2.Bilinçdışının Duygusal YansımalarıEsneme, yalnızca fizyolojik bir olay değil, aynı zamanda bilinçdışı duygusal durumların bir göstergesi olabilir.Stres ve Anksiyete:Stres altındayken bilinçdışında meydana gelen fizyolojik değişiklikler esnemeyi tetikleyebilir. Esneme, bu durumda rahatlama ve denge sağlama çabası olarak yorumlanabilir.Sıkılma ve Motivasyon Eksikliği:Bilinçdışı, bir durumun ilgi çekici olmadığını veya dikkat gerektirmediğini algıladığında esneme meydana gelebilir.Bilinçdışı ve Bulaşıcı EsnemeBulaşıcı esneme, esnemenin sosyal ve bilinçdışı yönünü anlamada önemli bir penceredir.Empati ve Sosyal Uyum:Araştırmalar, bulaşıcı esnemenin bilinçdışı düzeyde empati ve sosyal bağlarla ilişkili olduğunu göstermektedir. Empati düzeyi yüksek bireylerin, başkalarının esnediğini gördüklerinde esnemeye daha yatkın olduğu bilinmektedir.Ayna Nöronlar:Beyindeki ayna nöronlar, başkalarının davranışlarını taklit etmemize olanak tanır. Bu süreç, bilinçdışı bir mekanizma olarak bulaşıcı esnemenin temellerini oluşturur.Esnemenin Evrimsel ve Bilinçdışı TemelleriEsneme, evrimsel olarak grup dinamiklerini destekleyen bir davranış olabilmektedir.Grup Uyumunu Sağlama:Evrimsel süreçte, bilinçdışı esneme, bir grubun üyelerinin aynı anda uyanık kalmasına veya dinlenme moduna geçmesine yardımcı olmuş olabilir.Tehditlere Karşı Hazırlık:Bilinçdışı esneme, bireylerin tehlike anlarında uyanıklığını artırarak hayatta kalma şansını yükseltmiş olabilir.Psikolojik ve Nörolojik Bağlantılar1.Psikolojik Bozukluklar ve EsnemeBilinçdışı esneme, psikolojik bozuklukların bir yansıması olabilir:Depresyon ve Anksiyete:Bu durumlarda esneme sıklığı artabilir. Beynin bilinçdışı düzeyde rahatlama ihtiyacı bu davranışı tetikleyebilir.Uyku Bozuklukları:Yetersiz uyku, bilinçdışı esnemeyi artıran temel faktörlerden biridir.2.Nörolojik EtkenlerBeyin Kimyası:Dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterler, bilinçdışı esnemeyi etkileyebilir. Özellikle dopamin seviyesindeki artış, esneme refleksini tetikleyebilir.Beyin Sıcaklığı:Bilinçdışı esneme, beynin termoregülasyon sürecinin bir parçası olabilir.Sonuç ve DeğerlendirmeEsneme, bilinçdışı düzeyde işleyen karmaşık bir davranış biçimidir. Fizyolojik,sosyal ve psikolojik süreçlerin bir birleşimi olan bu refleks, hem toplumsal hem bireysel işlevlere sahiptirler. Esnemenin bilinçdışı mekanizmaları, insan beyninin ve davranışlarının daha iyi anlaşılması için önemli bir araştırma alanıdır.Esneme, yalnızca fizyolojik bir refleks değil, aynı zamanda psikolojik durumlarla ve sosyal bağlarla yakından ilişkili bir davranıştır. Empati, stres, duygusal durumlar ve sosyal etkileşim gibi faktörler esnemenin sıklığını ve bulaşıcılığını etkiler. Daha fazla araştırma, bu davranışın psikolojik ve nörolojik mekanizmalarını daha iyi anlamamızı sağlayabilir.Bu konuda yapılan araştırmalar her ne kadar psikolojik,fizyolojik ve nöolojik süreçleri açıklamaya çalışsa da alan yazında daha fazla araştırmaya yer verilip destek olunup geliştirilmelidir. KaynaklarGallup, A. C. & Eldakar, O. T. (2013).Yawning and the brain: A thermoregulatory perspective.Provine, R. R. (2005).Yawning as a physiological and psychological phenomenon.Platek, S. M. et al. (2003).Contagious yawning and empathy: A social neuroscience perspective.

Stresle Nasıl Başa Çıkarım?

Stresle Başa Çıkmanın Yolları: Psikolojik ve Pratik StratejilerStresin Psikolojik Boyutu ve EtkileriHepimiz yaşamımızın bir noktasında stresle karşılaşırız. Kimi zaman bir sınav öncesi, kimi zaman iş yerindeki yoğunluk, ailevi zorluklar ya da kişisel hedeflere ulaşmaya yönelik baskılar stres kaynaklarımız olabilir. Ancak, stres sadece dışsal faktörlerden değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal yanıtlarımızdan da beslenir. Psikolojik açıdan stres, bireyin içsel kaynaklarıyla başa çıkmada yetersiz kaldığı bir durum olarak tanımlanabilir. Stresin neden olduğu psikolojik, biyolojik ve duygusal etkiler, zaman içinde kişinin genel sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir.Peki, stresin iyi ve kötü türleri arasındaki fark nedir? İyi stresin bizi motive edebileceğini, kötü stresin ise tükenmişliğe yol açabileceğini biliyor musunuz?İyi Stres ve Kötü StresStres yalnızca negatif olmak zorunda değildir. İyi stres (eustress), motivasyon sağlayan, yaşamda anlam ve hedefler arayışına yol açan, kişiyi daha üretken kılan bir stres türüdür. Bir iş görüşmesi öncesi yaşanan heyecan, bir sınav öncesi çalışma motivasyonu, bir sunum için hazırlıklar, bunlar iyi stres örnekleridir. Eustress, genellikle kişiyi yapıcı bir şekilde harekete geçirir, enerjisini olumlu bir hedefe yönlendirir.Kötü stres (distress) ise, aşırı baskı ve kaygı yaratır. Yüksek düzeydeki stres, tükenmişlik ve kaygı bozukluklarına yol açabilir. Uzun süreli distress, vücutta kronik hastalıklara (örneğin, kalp hastalıkları, sindirim sorunları, uykusuzluk) ve zihinsel sağlık problemlerine (depresyon, anksiyete) neden olabilir. Stresin kötüleşmesi genellikle stres kaynağının bireyin kontrolünden çıkması ile başlar.Özetle, iyi stres büyümeyi teşvik eder ve kişisel gelişimi destekler. Kötü stres, tükenmişlik, kaygı ve fiziksel hastalıklara yol açar.Stresin Kaynakları ve NedenleriStresin kaynağı ve nedeni her bireyde farklılık gösterebilir, ancak genel olarak stresin birkaç temel kaynağını belirlemek mümkündür.Dışsal Faktörler: İş, okul, finansal baskılar, ailevi problemler gibi dışsal faktörler, stresin temel sebeplerindendir. Yoğun iş temposu, ailevi sorumluluklar veya toplumsal beklentiler, kişiyi bu tür dışsal streslerle karşı karşıya bırakabilir.Bireysel Faktörler: Kişisel özellikler, stresle başa çıkma tarzı ve genel psikolojik durum, stresin şiddetini etkileyebilir. Mükemmeliyetçilik, aşırı sorumluluk duygusu ve kontrol takıntıları, stresin artmasına neden olabilir. Ayrıca güvensizlik ve düşük özsaygı gibi içsel faktörler de stresin şiddetini artırabilir.İlişkiler ve Sosyal Faktörler: İlişkilerde yaşanan sorunlar, yalnızlık veya dışlanmışlık hissi, bireyin psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebilir. Sosyal destek eksikliği ve yalnızlık, stresin daha kötü hale gelmesine neden olabilir.Fiziksel Sağlık: Kronik hastalıklar, yetersiz uyku, kötü beslenme alışkanlıkları ve yetersiz egzersiz, bireyin stresle başa çıkmasını zorlaştırabilir.Stresin Nedenleri:Bilinçaltı korkular ve endişeler: Gelecek hakkında duyulan belirsizlik veya geçmiş travmalar, sürekli bir kaygı hali yaratabilir.Zaman baskısı: Çoğu zaman iş veya kişisel yaşamda yapılması gereken çok iş olması, zaman baskısına yol açar.Kendi sınırlarını zorlamak: Kişinin sınırlarını zorlaması ve sürekli performans beklentileri, stresin artmasına neden olabilir.Hızlı Çözümler: Stres Anında Uygulanabilecek YöntemlerZor bir durumda stresle başa çıkmak için bazı hızlı çözüm yöntemleri mevcuttur. Bu teknikler, kısa vadede rahatlama sağlar ve kaygıyı azaltabilir.Derin Nefes Alma Egzersizleri (Bilinçli Nefes Alma): Stresli bir an yaşadığınızda, 4-4-4 tekniği ile derin nefes almayı deneyin: 4 saniye nefes alın, 4 saniye tutun, 4 saniye verin. Bu teknik, kalp atışını düzenler ve sakinleşmenizi sağlar.Fiziksel Aktivite: Hızlı bir yürüyüş, koşu veya esneme hareketleri, stres hormonlarını düşürerek rahatlamanıza yardımcı olabilir.Kısa Meditasyon veya Farkındalık Egzersizleri: 5-10 dakikalık bir meditasyon veya farkındalık uygulamaları yaparak, zihninizi şu anki zamanla bağlayabilir ve kaygıyı azaltabilirsiniz.Zihinsel Yeniden Çerçeveleme: Stresli bir durumu yeniden değerlendirerek, bilişsel yeniden yapılandırma yapın. Örneğin, bir iş görüşmesinde heyecan yerine, bu heyecanı başarıya giden motivasyonel bir işaret olarak görebilirsiniz.Uzun Vadeli Çözümler: Stresle Başa Çıkma StratejileriUzun vadede, stresle başa çıkmayı sürdürülebilir bir hale getirmek için daha derinlemesine stratejiler gereklidir.Zaman Yönetimi ve Planlama: Günlük, haftalık ve aylık planlar yaparak, yapılacak işler üzerinde kontrol sahibi olabilirsiniz. İşlerinizi öncelik sırasına koymak ve belirli zaman dilimlerinde odaklanarak çalışmak, stres düzeyinizi önemli ölçüde azaltabilir.Psikolojik Dayanıklılığı Geliştirmek: Duygusal esneklik geliştirmek için bilinçli olarak stresli durumlarla karşılaşma becerilerinizi artırın. Zorluklarla başa çıkabilmek için geçmişteki başarılarınızı ve kişisel gücünüzü hatırlayın.Düzenli Egzersiz ve Sağlıklı Yaşam Tarzı: Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve yeterli uyku almak, stresle başa çıkma yeteneğinizi artırır. Egzersiz, endorfin salgılar, bu da ruh halinizi iyileştirir.Sosyal Destek Ağı Oluşturmak: Sosyal bağlar kurmak, stresli zamanlarda destek almak önemlidir. Aile üyeleri, arkadaşlar veya destek grupları, duygusal iyileşmeye yardımcı olur.Bilişsel Davranışçı Yöntemler: Düşünce Kalıplarınızı DeğiştirinBilişsel Davranışçı Terapi (BDT), stresle başa çıkmanın en etkili yollarından biridir. Bilişsel çarpıtmalar (negatif düşünce kalıpları), çoğu zaman stresin temelini oluşturur. Örneğin, "Her şey çok kötü olacak" veya "Ben bunu başaramam" gibi düşünceler, kaygıyı artırarak daha fazla stres deneyimlemeye sebep olur.BDT, bu olumsuz düşünceleri tanıyıp değiştirmeyi hedefler. Kişilerin, daha mantıklı ve sağlıklı düşünce kalıplarına yönelmesini sağlar. Kognitif yeniden yapılandırma, stresli durumlarda daha etkili kararlar almanıza ve duygusal tepkilerinizi kontrol etmenize yardımcı olur.Uygulama:Olumsuz düşünceleri yazın ve sorgulayın: Bilişsel çarpıtmalar söz konusu olduğunda düşüncelerimiz çoğu zaman mantıklı bir temele dayanmaz ve otomatiklerdir. Kendinize, "Bu düşünce gerçekten mantıklı mı?" veya "Elimde bu düşünceye inanmak için mantıklı gerekçeler, kanıtlar var mı?" gibi sorular sorarak düşüncelerinizi yeniden değerlendirin.Alternatif düşünceler geliştirin: Olumsuz bir düşüncenin yerine daha dengeli ve mantıklı bir alternatif düşünce oluşturun.Profesyonel Yardım: Psikoterapi ve DanışmanlıkStresle başa çıkarken, bazen kendi başımıza uzun vadeli olarak yeterince ilerleyemeyebiliriz. Klinik psikologlar ve terapistler, stresin altında yatan derin psikolojik nedenleri anlamanızı sağlayabilir ve size uygun başa çıkma stratejilerini geliştirebilir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), mindfulness terapileri ve bilişsel yeniden yapılandırma gibi terapi teknikleri stresin yönetilmesine yardımcı olur.Unutmayın, profesyonel yardım almak, güçsüz ya da zayıf olduğunuz anlamına gelmez. Aksine, bu, duygusal sağlığınızı önemseyen ve iyileşmek için adımlar atan cesaretli bir yaklaşımın göstergesidir.Stresle Başa Çıkma, Bir YolculukturStres, hayatımızın ayrılmaz bir parçası olabilir, ancak onu sağlıklı bir şekilde yönetmek mümkündür. İyi stres, bizi motive edebilirken, kötü stres uzun vadede psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açabilir. Stresle başa çıkmanın yolları kişiden kişiye farklılık gösterebilir; ancak farkındalık, zihinsel esneklik, sağlıklı alışkanlıklar ve gerektiğinde profesyonel destek almak, stresin etkilerini yönetmek için güçlü araçlardır.Kendi stres yönetim stratejilerinizi keşfederek, daha dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz. Eğer stres çok yoğun hale gelmişse, sinir sisteminizi, sosyal yaşantınızı ve işlevselliğinizi önemli ölçüde olumsuz yönde etkiliyorsa profesyonel bir destek almak, bu süreci daha kolay atlatmanızı sağlar.Hayatın streslerinden fazlaca yıpranmadığınız, ufak heyecanlarla dolu günleriniz olsun. 🌿
Melisa YENER 27.12.2024